Amerika bir tarafta askeri yığınak ile İran’ı hedef alma hazırlıkları yaparken diğer tarafta Gazze konusunda “Barış Kurulu” oluşturarak farklı bir imaj oluşturmanın peşinde.
Ama biraz dikkatli bir gözle bakıldığında “Barış kurulu” denilen ve başında Trump’ın olacağı bu kurulun hiç de iyi niyetli olmadığı anlaşılıyor.
Bizatihi Trump’ın açıklamalarına göre kurulun oluşumunda en önemli isimler Rubio, Kushner ve Witkoff iken Gazze için oluşturulacak istikrar gücünün başına ABD'li Tümgeneral Jasper Jeffers atandı.
Kurula katılması için 59 ülkeye davette bulunuldu.
Kurula katılabilmek için 1 milyar dolar ödenmesi istendi.
Buna benzer şartlardan dolayı bazı ülkeler daha başta katılmayı kabul etmedi.
Bazı ülkeler daveti kabul ettiklerini; ama 1 milyar doları ödemeyeceklerini söylediler.
Soykırımın en büyük destekçisi olan Amerika’nın başında bulunacağı bir kurulun barışla ilgisinin nasıl sağlanacağı önemli bir konu iken, kurula soykırımcı Siyonist rejimin de davet edilmesi yapılan işin ciddiyet ve samimiyetten ne kadar uzak olduğunu göstermesi açısından önemli.
Trump’a verilen veto yetkisi, istediği ülkeyi kurula dahil edebilme ve istediğini çıkarabilme yetkisi yapılan işin tiyatrodan öteye gidemeyeceğini, katılımcıların sadece seyirci ve “zorunlu onay makamı” gibi bir yerlerde olduğunu ortaya koyuyor.
Kurul daha tam olarak işe başlamadan “HAMAS’ın silah bırakması” konusunu gündeme getirmesi ve hiç kimsenin buna itiraz etmemesi ayrı bir garabet örneği olsa gerek.
Öyle ya uluslararası gözlemcilere göre 10 Ekim 2025’te ateşkes başladıktan şimdiye kadar 1244 kez soykırımcı Siyonist rejim bu ateşkesi ihlal etti.
Üç kez ya da 5 kez değil 1244 kez ihlal etti.
Ne Amerika ne de Avrupa’dan ateşkesin ihlal edilmesine dair bir açıklama, bir kınama gelmedi.
Soğuk kış şartlarında bile abluka uygulayarak, suikast saldırılarında bulunarak soykırımı devam ettiren terörist çeteye yönelik bırakın yaptırım gibi bir kelimeyi kullanmayı, kınamayı bile akıllarından geçirmeyen soykırım destekçileri ilk iş olarak HAMAS’ın silah bırakmasını istiyorlar.
HAMAS silah bıraksın; ama israil istediği yeri vurma hakkına sahip olsun!
İstedikleri tam olarak bu!
Bunca katılımcı ülke içerisinden birileri de çıkıp “Gazze’yi yakıp yıkan” israil, Amerika, İngiltere ve Almanya’nın Gazze’nin imarını üstlenmesi gerektiğini söylemiyor.
Belki de tek tutarlı açıklama kurula katılma teklifini reddeden İspanya’dan geldi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, "Daveti takdir ediyoruz, ancak reddediyoruz" dedi. Sanchez, "Bunu esasen ve gerçekten tutarlılık adına yapıyoruz, çünkü kurulda Filistin tarafından kimse yok!”
Siyonist medyaya göre Filistin yönetiminin kurulda olmamasının israil rejiminin talebi olduğu, ancak yine de kurulda bulunan bazı ülkelerden dolayı israil tarafının rahatsız olduğu söyleniyor.
HAMAS’ın silah bırakma konusunda tutumu ise oldukça net: “Silahımız işgalin ve saldırıların varlığıyla bağlantılıdır. İşgal sona ererse bu silah devlete devredilecektir."
Soykırımcı Siyonistler, tüm vahşet ve cinayetlerine rağmen Gazze’de hedeflerine ulaşamadılar.
Kanlı ellerini gizleyerek ağızlarında barış sözcüğüyle Gazze’ye girmeye çalışanların hedeflerine ulaşıp ulaşamayacaklarını Gazze halkının ve direnişin tavrı belirleyecektir.