“Yahudiliğin bu bin yıllık geleneğine bakıldığında siyasi siyonizm, yönelişini Yahudiliğe değil de 19. yüzyıl Avrupa milliyetçiliği ve sömürgeliğine borçlu olan ırkçı ve sömürgeci bir sapkınlık oluşturur. Allah’ın iradesini dört dörtlük bir saptırmayla, Tevrat’ın seçici ve kabileci bir okumasını kendi siyasî emellerinin bir paravanı ve maskesi olarak kullanır.”

Roger Garaudy, bu konuyu derinlemesine işlediği kitaplarından dolayı, özelde ülkesi Fransa’da; ama genel olarak siyonizmin işgali altındaki tüm Avrupa’da büyük sıkıntılar yaşadı.

Üstelik o sıralarda “Oslo anlaşmaları” yapılıyor, işgal rejiminin başında “ılımlı” teröristler bulunuyor, “iki devletli çözüm” fikrine sıcak bakmayanlar direkt “Antisemitist” olmakla suçlanıyordu.

Geçen zaman Siyonizmi “ırkçı ve sömürgeci bir sapkınlık” olarak tanımlayan Garaudy’i haklı çıkardı.

Gazze’de yaşanan soykırımda resmi rakamlarla 72 bin insan katledildi ki, gerçek rakamın bunun en az 2 katı olduğu söyleniyor. Halen haber alınamayan on binlerce kişi var ve bunların bir kısmı iç organları alınarak toplu mezarlarda bulunuyor.

Binlerce cami, kilise, hastane ve okul hedef gözetilerek bombalanırken, saldırılarda en az 20 bin çocuk katledildi.

Her şey o kadar aleni olmasına rağmen kendilerine yönelik tepkiler karşısında kuduz köpekler gibi saldırıya geçiyor Siyonistler.

Bundan bir süre önce İspanya Başbakanı Pedro Sanchez şöyle bir açıklama yapmıştı:

“Gazze'de bitmek bilmeyen şiddetin, sivil halka yönelik sürekli saldırıların derhal sona erdirilmesini, israil hükümeti tarafından engellenen tüm insani yardımların derhal ülkeye ulaştırılmasını ve Filistin halkının en temel insan haklarına ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesini talep ediyoruz."

Sanchez, açıklamasında ayrıca şöyle bir ifade kullanmıştı: "Atom bombamız, uçak gemilerimiz, büyük petrol yataklarımız yok ama bu israili durdurmayı denemeyi bırakacağımız anlamına gelmiyor."

Soykırımcılığı uluslararası kurumlar tarafından da tescillenen Siyonist işgal rejimi bu açıklama karşısında büyük gürültü koparmış ve Netanyahu, ‘İspanya'yı "israile karşı soykırımla tehdit etmekle" suçlamıştı.

Alıkonulanlara yönelik tacizler, sistematik işkenceler, esirleri aç bırakma gibi insanlık dışı binlerce örnek kayıt altına alındı. Bunun yanı sıra Smotrich’in “Gaze’ye bir buğday tanesi girmeyecek” şeklindeki açıklaması, Ben Gvir’in işkence ve tacizleri açıkça savunması ve destek açıklaması orta yerde dururken, Netanyahu, “IDF dünyanın en ahlaklı ordusudur” açıklamasında bulunabiliyordu.

Tüm baskı, cinayet ve sindirme saldırılarına rağmen gazetecilerin, yaşanan soykırım ve vahşeti dünyaya duyurmadaki başarısı terörist işgalci yapılanmanın özellikle onları hedef almasına neden oldu.

“Sınır Tanımayan Muhabirler” (RSF) örgütü, siyonist işgal güçlerinin 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’nden alıkoyduğu beş Filistinli gazetecinin ifadeleri üzerinden bir rapor hazırladı.

RSF raporuna göre ortalama 15 ile 20 ay arasında alıkonulan, insanlık dışı şartlarda sorgulanan gazetecilerin tümü, “gazeteci kimliklerini” ortaya koyduktan sonra işkenceli sorgulara muhatap olmuşlar.

Gazeteci Şadi Ebu Seydo, 18 Mart 2024’te Şifa Tıp Kompleksi içindeki saha çalışması sırasında alıkonulmuş ve 572 gün ağır şartlarda sorgulanmış. Rapora göre Ebu Seydo’nun serbest kaldığında sağ gözünde görme kaybı, uyuz hastalığı, sara, uykusuzluk ve iştahsızlık dahil olmak üzere ciddi fiziksel ve psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Yani açıkçası bir daha mesleğini yapamayacak hale getirilmiştir.

Diğer gazetecilerin benzer anlatımları da “Ahlaksız ordunun” ve terörist yöneticilerinin, yaptıkları soykırımın dünyaya duyurulmasından rahatsız olduklarını ortaya koymuştur.

Ama maske düşmüş, iğrenç yüzleri net olarak ortaya çıkmıştır.

Dünya bu soykırımcı alçaklardan nefret etmektedir.

Amerikan Başkan yardımcısı J. D. Vance’ın şu sözleri de bunu doğrular niteliktedir: “ABD, israilin oyuncağı değildir. Şu dünyada bir seveniniz yok. Bizden başka bir müttefikiniz kalmadı. Biz de çekilirsek, her şeyinizi kaybedersiniz.”