Defalarca tam da müzakereler ve ateşkes konuşulurken Amerikan tarafının saldırılarda bulunmasından dolayı sağlanamayan ateşkes bu mutabakatla gerçekten uygulanacak mı?
Hem Amerika hem İran hem de arabuluculardan Pakistan tarafından ateşkesin sağlandığına, bir “mutabakat” metni oluşturulduğuna dair resmi açıklamalar yapıldı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’dan “memnuniyet” açıklaması yapıldı.
Maddeler ile ilgili farklı yorumlar söz konusu olsa da, taraflar arasında “zaferi kimin kazandığı konusunda” görüş birliği olmasa da, soykırımcı Siyonist rejim anlaşmayı tanımayacağını, ateşkesin kendisini bağlamayacağını açıklasa da bu kez bölge ülkelerinde de umutlu bir hava var.
İran tarafı açıkça bunun bir “mutabakat” olduğunu ve bu zaptın 19 Haziran’da İsviçre’de imzalanacağını açıkladı.
Amerika ve İran arasında gerçekten de bir barış anlaşması yapılacaksa ve bu israili bağlamayacaksa ortaya çıkacak durum oldukça ilginç olacak.
israil tarafı öfkeli ve açıkça “bundan sonra tek başlarına” devam edeceklerini söylüyorlar.
Maliye Bakanı Smotrich çok açık konuştu mesela…
Pakistan’ın arabuluculuğunda Washington ile Tahran arasında hazırlanan mutabakatı "kötü" olarak nitelendiren Smotrich, "İran'daki rejimi devirme mücadelesini kendi başımıza ve yaratıcı yöntemlerle sürdürmemiz, ayrıca İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağından emin olmamız gerekecek" gibi iddialı laflar etti.
Soykırımcı rejimin içinde savaşın devam etmesini en çok isteyenlerden olan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de, mutabakata ilişkin yaptığı paylaşımda, "Trump'ın anlaşması bizi bağlamaz. israil, ABD'nin bir sömürgesi değil" ifadesini kullandı.
Siyonizmin Amerika’yı bu kadar yoğun ve her alandaki işgali olmasaydı normalde bu tip açıklamalardan dolayı kamuoyunun ayağa kalkması ve Trump’ı hedef alması gerekirdi; ama böyle bir şey olmuyor.
Ama zaten Amerikan kamuoyu, iletişim çağında olmamıza rağmen bu tip haberleri çok fazla göremiyor.
Son zamanlarda seslerini yükseltenler var; ama bunun toplumu harekete geçirebilmesi için daha büyük çabalara ihtiyaç var.
Medyadaki Siyonist hakimiyetine rağmen bazı bariyerlerin aşıldığı ve toplumda Siyonistlerden “bebek katili” diye söz edenlerin sayısının arttığı dikkati çekiyor.
Epstein çetesinin oyuncağı olmuş yöneticilerden kimsenin bir beklentisi yok; ama israilin Amerika’ya getirdiği sıkıntılardan dolayı seslerini yükseltenlerin artan sayısından dolayı umutlu olanlar var.
Kimse pek ihtimal vermiyor; ama en azından şöyle bir beklenti de oluşmuş durumda: Bir Amerikan yöneticisi çıkar da israil şımarıklığına karşı “Canınız cehenneme, ne haliniz varsa görün!” derse fena olmaz.
Eğer Amerika bundan sonra devam etmesi muhtemel savaşın doğrudan tarafı olmayacaksa ve sadece Siyonist rejime askeri ve istihbarat desteği sağlamakla yetinecekse İran için büyük bir fırsat kapısının açıldığı anlamına gelir.
İranlı bilim adamlarına yönelik yıllardır yapılan suikastların, İran topraklarında saldırıya uğrayan İsmail Heniyye’nin, hatta İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin helikopterinin “düşürülmesinin” hesabını topluca sorma imkanını elde edebilir İran.
Amerika’nın doğrudan içinde olmadığı bir savaşta israilin ne kadar dayanıklı olduğu da böylece görülmüş olur.
israilin zarar görmesi ve askeri yeteneklerinin sınırlandırılması ise Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar yönetimleri ve sınırları değiştirebilir.
Böyle bir durum bölgede Amerikan korumasından dolayı israil saldırganlığı karşısında sessiz kalan bölge ülkelerini de harekete geçirebilir ve bazı ülkeleri Gazze’ye yönelik insanlık dışı abluka ve soykırımı durdurmaya teşvik edebilir.
Söylediklerimiz hayal gibi gelebilir, farkındayız; ama olsa iyi olur.