Pakistan tarafından Afganistan’a yönelik gerçekleştirilen hava saldırıları küresel emperyalizmin İslam dünyasının bir bölgesinde yeniden kaos ve çatışma ortamı oluşturma çabasından başka bir şey değildir.
Çatışmaların savaşa dönüşmesi büyük yıkımlara, büyük acılara neden olacaktır.
Özellikle uzun işgal süreci ve iç savaşlardan sonra toparlanmaya çalışan bir Afganistan gerçeği önümüzde dururken…
Yakın döneme kısaca bakalım…
İşgalin Afgan halkına yaşattıklarını göz ardı etmeden işgalcinin durumunu da incelemekte fayda vardır. İşgalin maddi külfeti bir yana, personelde meydana getirdiği psikolojik travmalar, siyasette sebep olduğu kırılmalar, küresel imaj kayıpları, işgalciyi çekilmek zorunda bırakmıştır. Ancak çekilirken demografik yapı üzerinden, mezhebi farklılıkları devreye koyarak, çıkar gruplarını ön plana çıkararak kaosun devam etmesi için elinden geleni yapmış, bölgesel ve bölge dışı çok sayıda aktörü devreye sokmaya çalışmıştır.
Amerika, Taliban ile çekilme müzakereleri yürütürken, diğer taraftan bölgedeki vekil güçler ve işbirlikçiler üzerinden kaosun devam etmesini planlıyordu. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Taliban çok hızlı hareket etti ve işgal yanlısı hükümet hemen çöktü, ülkeyi terk etti.
Kabil ele geçirildikten sonra Taliban’ın “Genel af” ilan etmesi, etnik ve mezhebi ayrılıkları tümüyle bir tarafa bırakması ve kısa süre içerisinde ülkenin tümüne hakim olması bir beklenti içerisine giren tüm kesimleri tedirgin etti.
İşgalin maliyetinden kurtulan; ama bölgedeki en önemli askeri üssünü kaybeden Amerika, ilk olarak “terörist grupları” devreye soktu ve canlı bombalar aracılığıyla cinayetler işlemeye başladı.
Uzun mücadele tecrübesinden sonra kurulan İslam Emirliği, bu tecrübeyi fırsata çevirdi ve geniş istihbarat ağı oluşturarak terörist grupları kısa sürede tasfiye etti.
Amerika bu kez de Pakistan ordusu üzerinden bir hamle yaptı ve İmran Han’ı uyduruk suçlamalarla devirdi, ardından hapse attırdı.
İslam Emirliği, Trump’ın Bagram askeri üssünü talep etmesine net bir şekilde red cevabını verdikten sonra, Pakistan ordusuna yeni bir görev verildi. Kendi sınırları içerisinde yaşanan olaylardan İslam Emirliğini sorumlu tutan Pakistan ordusu, hava gücü ve hava savunma sistemleri olmayan Afganistan’ı havadan vurmaya başladı.
Pakistan halkının büyük çoğunluğunun bundan hoşnut olmadığı bilinmesine rağmen Amerikan uşağı General Asım Münir, kendisine verilen görevi yerine getirmeye ve BM’nin de tespit ettiği gibi Afganistan’da sivilleri vurmaya devam ediyor.
Nitekim BM Sivil Savunma Ajansı, Pakistan rejiminin Afganistan'ın Paktia, Paktika ve Kunar illerine düzenlediği son hava saldırılarında kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını açıkladı.
Gerçekten de bu saldırıların insani, ahlaki ve stratejik bir açıklaması olamaz!
İslam Emirliği, bir taraftan işgalin tahribatını ortadan kaldırmaya çalışıyor, diğer taraftan geri dönen Afgan vatandaşlarının iskanı için çaba harcıyor. Tüm aleyhte propagandalara rağmen ortamın farkına varanlar ülkeye geri dönüyor. Geri dönenlerin sayısının 2 milyonu aştığı ifade ediliyor ve tüm geri dönenler için iskan oluşturma, arazi tahsisi gibi çalışmalar aralıksız devam ediyor. Bunların yanı sıra madenlerin işletilmesi, enerji üretimi gibi alanlarda çok sayıda anlaşmanın yapıldığı İslam Emirliğinin resmi açıklamalarında yer alıyor. Askeri alanda da eğitim ve üretim çalışmaları devam ediyor.
İslam Emirliğinin saldırılar karşısında Pakistan’ın tümünü değil de Asım Münir gibi işbirlikçileri hedef alması ise oldukça kıymetlidir.
Sivillere yönelik bu saldırlar uluslararası arenada Pakistan ordusuna itibar kaybettirecektir.
Pakistan halkı ve ordusu, Hindistan ile olan çekişmede İslam dünyasının desteğini alan Pakistan’ın Amerikan işbirlikçisi bir generalin hevesi uğruna gözden düşmesine izin vermemelidir.