Körfezde ateşkes fiili olarak bittiği gibi söylemde de artık bir şey ifade etmiyor.
Amerika, anlaşmada yerine getirmediği taahhütlerinden hiç söz etmeden İran’ın Hürmüz konusundaki tavrına karşılık ateşkesi bozdu ve 10 gündür sivil alt yapı dahil bazı hedefleri bombalıyor.
Evet, İran, Körfezdeki geçişlere engel oldu; ama bunun sebebi Amerika’nın altına imza attığı taahhütlerini yerine getirmemesiydi.
Soykırımcı Siyonist rejimin Lübnan’dan çekilmesi ve saldırılarını durdurması gerekiyordu. Trump da bu konuda açıklamalar yapmıştı; ama işgalci Siyonist rejimin yöneticileri açıkça buna uymayacaklarını söylediler.
Bir kez daha ortaya çıktı ki, Amerika, israile söz geçiremiyor.
Hatta Amerika’daki “israil lobisinin gücü” sanılandan çok daha büyük ve bu net olarak anlaşıldı.
Trump, bundan bir süre önce israile söz dinlemediği için sitemde bulunmuş ve şöyle demişti: “Biz olmasak, ABD olmasa israil olmazdı. Ben olmasam israil olmazdı çünkü hiçbir başkan benim yaptıklarımı yapmaya istekli değildi. Bibi (Binyamin Netanyahu) ile harika ilişkim var ama artık Bibi, Lübnan konusunda daha sorumlu davranmak zorunda.”
Buna cevap israilden; ama ilginçtir bir israilliden değil israilde görevli bir Amerikalıdan geldi.
ABD'nin israil Büyükelçisi Mike Huckabee, Trump’a rest çekti ve şunları söyledi: "israil olmasaydı, Amerika da olmazdı. Varlığımızı, bu topraklarda yaşananlara borçluyuz."
Her fırsatta dünyada kendisinden daha etkili kimsenin olmadığını söyleyen megaloman Trump, istediği anda görevden alabileceği bir memurunun kendisine böyle açıkça rest çekmesi karşısında hiçbir tepki göstermedi, gösteremedi.
Amerikan kamuoyunun baskısı ve dünyanın tepkileri sonrası altına imza attığı anlaşmayı bozmasını ve tekrar saldırıya geçmesini isteyen Siyonist lobiye teslim oldu ve her zamanki tutarsız, çelişkili ve yalan dolu açıklamalarına devam etti. 28 Şubattan şimdiye kadar herhalde yüz kere İran’ı bitirdiğini, donanmasını mahvettiğini, ordusunu dağıttığını iddia etti ve öyle görünüyor ki bu üsluba devam edecek.
İran’ın “Körfez geçişlerinden ücret alacağız” açıklamalarına tepki gösteren ve bunu reddeden Trump’ın, ateşkesi bozduktan sonraki ilk açıklamasında “güvenliği sağladığı için” Körfezdeki geçişlerden ücret alacağını söylemesi ve İran’a tepki gösteren ülkelerden hiçbirinin buna açıktan karşı çıkmaması da adaletin değil gücün belirleyici olduğunu göstermesi açısından önemli bir örnekti.
Sonradan geri adım attı; ama Körfez’deki üslerinin bile güvenliğini sağlayamayan Amerikan başkanının bu açıklamaları da önceki tutarsız ve çelişkili açıklamalarından biri kabul edildi ve üzerinde durulmadı.
Bu arada İran’ın misilleme amaçlı saldırılarına eleştiri getirerek “Körfez ülkelerine yönelik saldırılar kabul edilemez” açıklamalarında bulunanların da pek tutarlı olmadığının altını çizmek gerekir.
Amerika’nın Körfez ülkelerindeki üslerde yaklaşık 45 bin askeri personeli var ki, bu resmi rakamdır. Gayrı resmi kaç kişinin bulunduğu belli değil.
Amerika’nın Kuveyt’teki üslerde 13 bin 500 personeli bulunmaktadır. Suudi Arabistan’da sadece Prens Sultan Hava Üssü'nde yaklaşık 2 bin 700, Katar’daki el Udeyd üssünde 10 binden fazla personel bulunmaktadır. Bahreyn, ABD Beşinci Filosunun karargahında yaklaşık 9 bin personel bulunurken, BAE, ABD'nin Beşinci Filosunun karargahında yaklaşık 4 bin askeri personel bulunmaktadır. Ürdün’de de ABD askeri personel sayısının 4 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Amerika, İran’a yönelik saldırıları bu üslerden yaptığına göre İran’ın verdiği karşılık normal değil mi?
Hepsi bir yana kendi üslerinin güvenliğini sağlayamayan ve sürekli vurulduğu için yer değiştirip “sivil alanlarda” kamufle olmaya çalışan Amerikan ordusu gerçeği orta yerde dururken, kibirli başkanının ikide bir “Güvenlik istiyorsanız bedelini ödeyeceksiniz” demesi artık kimse tarafından ciddiye alınmaması gereken bir şeydir.
israile kalkan olmak ve onun soykırımına destek olmak bir lanettir ve buna ortak olanların tümü önümüzdeki süreçte farklı yollarla da olsa bedelini ödeyecektir.
Amerikan kamuoyu da bunun farkındadır, Trump ve diğer yöneticiler de…
Amerikan başkan yardımcısı Vance’nin açıklamaları da bu gerçeği ortaya koymaktadır.
Ama öyle görünüyor ki, Epstein üzerinden Amerika siyaseti rehin alınmıştır ve mevcut şartlarda bundan kurtulmak kariyer ve servet kaybına yol açacağı için kimse buna teşebbüs edememektedir.