"Kurtlar sisli havayı sever…"
Sisli hava olunca görüş mesafesi kısalır, bazen bir metre ötemizi göremez oluruz. Önümüzde ve etrafımızda neler olduğunu anlayamayız. İrtibatlar kopar, olduğumuz yere mıhlanır, ancak görebildiğimizle yetiniriz.
İşte Siyonist rejim de aynen kurtlar misali sisli havayı sever. İnsanların dikkati bir yere yoğunlaşınca bunu kendisi için fırsata çevirerek emellerine ulaşmaya çalışır.
ABD ve İran arasında gelişen çatışma, müzakere ve ateşkes görüşmeleri; Hürmüz’ün durumu ve Trump’ın her gün, hatta her saat yaptığı şaklabanlıklarla sisli bir hava oluştu, oluşturuldu. Bütün dikkatler Gazze’den İran’a çevrildi. Bu hava, tam da Siyonistlerin istediği bir havadır…
Esasında Siyonist rejim, canının istediği zaman saldırıyor; yakıyor, yıkıyor ama bu tür durumlarda daha da azgınlaşıyor; hiçbir ilke ve hukuk tanımıyor.
Siyonistler de sözde var olan ateşkesi ve şartlarını bir kenara bırakarak Gazze’ye saldırılarını devam ettirdi. Elbette öncesi gibi topyekûn bir saldırı yok ama nokta atışlarına ve suikastlarına devam ettiler. Ekim 2025’ten itibaren sözde ateşkes döneminde binden fazla Filistinliyi şehit ettiler. Bombardımanlarını sürdürdüler.
Sözde ateşkes antlaşmasının birinci aşamasında verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. Sarı hattın gerisine çekilmediler. Günlük 600 tır gıda ve insani yardım malzemesinin geçişine izin vermediler. Yakıt ve petrolün girmesine, hastanelerin tekrar imar edilmesine, tıbbi ilaç ve malzemelerin girişine müsaade edilmedi. Sözde Gazze’nin tekrar imarı için tek bir adım dahi atılmadı. Nakit para girişine izin verilmedi.
Gıda ve hayatı idame malzemelerinin damla damla dağıtılması insani trajediyi derinleştiriyor. İzzetli Gazze halkı bir ekmek, bir kilo un almak için saatlerce, hatta günlerce kuyrukta beklemek zorunda bırakılıyor. Silahla, ölümle, katliamla diz çöktürülemeyen bir halk; açlık ve yoksullukla diz çöktürülmeye, onursuzlaştırılamaya çalışılıyor.
Açlıktan ve yetersiz beslenmeden dolayı çocuklar, kadınlar ve masum insanlar ölmeye devam ediyor.
HAMAS üzerine düşen sorumlulukları harfiyen, hatta fazlasıyla yerine getirirken onlar hiçbirini tam olarak yerine getirmedi. Bütün bunlarla birlikte HAMAS’ın silahsızlandırılması için hem kendisi hem de garantör ülkeler olan Türkiye, ABD, Mısır ve Katar üzerinden baskı yapmaya devam ediyorlar.
Garantör ülkeler, sadece HAMAS’ın antlaşma maddelerini yerine getirmesinden değil, tüm tarafların antlaşmaya bağlı kalmasından ve antlaşmayı ihlal eden tarafa baskı yapmaktan sorumludur.
ABD-İran arasında devam eden müzakere ve çatışma hali Gazze’yi, Kudüs’ü ve Aksa’yı gündemimizden çıkarmamalı; tam aksine gündemimizin merkezine oturtmalıdır. Unutmayalım ki İslam coğrafyasında devam eden bütün çatışma, çekişme ve gerginliklerin temelinde Kudüs vardır; Siyonist rejimin güvenliğini sağlama alma planları yatmaktadır.
Sadece garantör ülkeler değil; bu zulümden ve katliamdan bütün ülkeler, bütün insanlık sorumludur. Her fert, her cemaat, her parti ve her devlet bu mezalimden sorumludur ve Allah katında hesap verecektir.
Gazze, Allah huzurunda ya aleyhimize ya da lehimize şahitlik edecektir.
* İsmail Heniyye ve Yahya Sinvar’ın şehadetinden sonra boşalan HAMAS’ın siyasi liderlik koltuğuna, dört oğlunu ve onlarca akrabasını şehit veren Halil el-Hayye’nin seçildiği duyuruldu.
Rabbim bu seçimi Kudüs’ün özgürlüğüne ve Siyonist rejimin yok oluşuna vesile kılsın. Allah Mücahit liderimiz Halil el-Hayye’yi ve hareketi muhafaza etsin, yardımıyla galip eylesin.