Gazze’deki soykırımla yetinmeyen “Epstein Soykırım Koalisyonu”, gücünün yettiğince savaşı yayıyor. Lübnan’ın işgali, İran’a saldırı, Suriye’ye saldırı ve işgal, şantaj ve tehditlerle bölge ülkelerine boyun eğdirmeler ve savaş giderlerini bile rehin aldığı bölge ülkelerine ödetmeler… Ve bu ülkelerin rejimleri – yöneticileri her ne ise de, halkları ezici çoğunluk olarak Müslüman… Gerçi hem ezici çoğunlukta Müslüman olmak ve hem de ezici çoğunlukla zulme rıza göstermek birbiriyle çelişiyor, ama o konuya girmeyeyim.

İran’a karşı başlattıkları savaştan beklediği sonucu alamayan Epstein Soykırım Koalisyonu cephesindeki hareketliliğe bakılırsa, daha büyük bir savaş kapıda ve bildiğimiz - bilmediğimiz silahların ateşlenmesi, kara harekâtı, bazı Arapların ve özellikle bazı Kürtlerin cepheye sürülmeleri an meselesi…

Yukarıda kullandığım “Epstein Soykırım Koalisyonu” tanımını Fehim Taştekin’den aldım.

Gelelim başlıktaki sorunun cevabına…

Trump’un bölge liderlerine mesajı nettir: “Gazze Soykırımında ve İran’a karşı başlattığımız savaşta ya benden yanasınız ya da düşmanımsınız.”

Tabii, bir ülkenin Trump’un yanında olduğunu söylemesi ve bunu Trump’un istediği şekilde ispatlaması yetmiyor, hepsini karşılıksız yapması gerekiyor. Ki bölge ülkelerinin hemen hemen hepsi bu kıvamdadır. ABD’nin ülkelerimizdeki zenginlik kaynaklarına çökme, iç işlerimize müdahale etme, ülkelerimizde üs kurma ve istediğinde darbe yapma hakkını elinde tutması ve ülkelerimizin bu gerçeği zımnen kabul etmiş olmaları da bunun delilidir.

Hemen belirteyim ki, ülkelerimizin birer müstemleke olmasının suçunu - sorumluluğunu şimdiki yöneticilerimize yüklemek haksızlık olur. Şimdiki yöneticilerimiz, ülkelerimizi emperyalistlerin tahakkümünden kurtarmak yönündeki sorumluluklarını yerine getirmedikleri oranda suçludurlar.

Dikkat ederseniz, Arap, Kürt ve Türk ayırt etmeksizin ülkelerimize şu veya bu şekilde çökmekle yetinmeyip bizleri birbirimize düşürmeye çalışanlar onlarca ayrı ülke olsalar da, bize karşı tek cephedirler. Hatta yeri geldiğinde bunun bir din savaşı, bir Haçlı – Hilal Savaşı olduğunu söylemekten de geri durmuyorlar. Ancak bizlere yaşattıkları onca zulümlere rağmen ne yazık ki, hala bu yalın hakikati kavramanın çok mu çok gerisindeyiz.

Bunun içindir ki, aramızdaki cari hüküm, mensubu olduğumuzu iddia ettiğimiz İslam değil, süfli çıkarlarımızdır.

Evet, ne kadar yıkıcı olacağını bilemediğimiz yeni bir savaş kapıda olduğuna göre ne yapmalı ve kimin yanında yer almalıyız? Diğer bir soru da şudur: Yöneticilerimizin, dolayısıyla devletlerimizin tercihlerini şer cephesinin yanında yapmaları durumunda biz bireylerin tercihimizi hangi yönde yapmamız gerektiği…

Sonuç olarak, ister birey olalım, ister devlet… Bir tarafta müstemleke halimizi en az yüz yıl daha tahkim edecek olan şer cephesi ve diğer tarafta inancımızın bizi yükümlü kıldığı cephe…