Uzmanlar genel anlamda şiddeti şöyle tanımlamışlardır: "Bir kişiye fiziksel veya bir nesne yoluyla güç ve baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak veya yaptırmak, zorlama, saldırı, kaba kuvvet, göreceli olarak ciddi sayılabilecek bedensel ya da psikolojik acı çektirme ya da işkence, vurma, yaralama gibi davranışlardır. Şiddetin tarifi ve içeriği konusunda dünyada en çok kabul gören tanımlardan birini Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yapmıştır. WHO'ya göre şiddet "Kişinin kendisine, başka birine veya bir guruba/topluluğa yönelik yaralanma, ölüm, psikolojik zarar, gelişme geriliği ya da yoksunluk ile sonuçlanan veya sonuçlanma ihtimali yüksek şekilde kasıtlı güç kullanımı" şeklinde yapılmıştır.
Peki insanlar niçin şiddete yönelmektedir? Şiddetin kaynağı nedir? Bir miktar buna değinmekte de yarar görüyorum. Aile, sağlıklı ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturmaktadır. Aile bireylerinin, özellikle de anne babaların eğitim düzeyleri, davranışları ve iletişim biçimleri şiddetin ortaya çıkmasında kilit rol oynamaktadır. Şiddete başvuran ya da saldırgan davranışlar sergileyen ailelerin profili incelendiğinde durum daha iyi anlaşılmaktadır.
Mesela; "Ebeveynlerin otoriter, baskıcı veya ilgisiz çocuk yetiştirme yaklaşımları, ailenin parçalanması, anne baba sevgisinden yoksun olarak büyüme, ailede gerginliğin, geçimsizliğin üst boyutlarda olması, aile içi iletişim çatışmaları, zayıf aile bağları, aile disiplin yokluğu veya ebeveynlerin farklı disiplin ve yetiştirme anlayışlarına sahip olmaları, aile bireylerinin alkol veya uyuşturucu kullanımı, üvey anne veya baba yaklaşımları, ailenin gelir, ekonomik ve eğitim seviyesinin düşük olması(gelir ve eğitim düzeyi yüksek ailelerde şiddet eğiliminin olmadığı anlamına gelmez), ailenin kültürel yapısı ve anlaşmazlıklar, ebeveynlerin kötü muamelesi ve ailelerin çocuklarının boş zamanları konusundaki ilgisizlikleri" gibi birçok neden şiddete kaynaklık etmektedir.
Aslında birey gördüğü ve maruz kaldığı şiddet davranışlarını benimsediği için -ki çocukluktan kalma şiddet davranışı onun bilinçaltına yerleşmiştir- başkasıyla sorun yaşadığı durumlarda, şiddeti problem çözme metodu olarak kullanmaktadır. Burada karşımıza "model olma " kavramı çıkmaktadır. Ailede çocuklar davranış, tutum ve değerler açısından aile reisinin hayatından anlamlı buldukları davranış ve tepkilerini örnek alıp taklit ederler. Buna "model alma" denir. Demek ki şiddet öğrenilen bir davranıştır. Bu bağlamda defolu bir nesil yetiştiren eğitim sistemimiz, okulların nitelikleri ve diğer kurumların işlevini de en az aile kadar sorgulamak gerekir. Şimdi şiddet kavramını üç kategori altında sınıflandırabiliriz.
Bunlar:
1.Öz yönelimli şiddet
2. Kişiler arası şiddet
3. Müşterek/kolektif şiddet.
Tabi konumuz aile reisinin sorumluluğu olması nedeniyle bu meselede bizi ilgilendiren, 'Kişiler arası şiddet' konusudur. Kişiler arası şiddetin kapsamına aile içi ve topluluk şiddeti girmektedir. Aile içi şiddet; eşler arasında olabileceği gibi bir eşten diğer bir eşe yönelik de olabilir. Müslüman aile reisi, evliliğini sağlıklı bir şekilde sürdürmek istiyorsa şiddetten uzak durmalı ve hane halkına ve yakınlarına rahmet kanatlarını gerip müşfik davranmalıdır. Doğrusu yukarıda zikrettiğim nedenler dışında daha birçok neden aile içi şiddete yol açmaktadır. Bir miktar buna değinmekte de fayda görüyorum.
Maddi Sıkıntılardan Kaynaklanan Şiddet:
Eşyanın ve maddenin mahkûmu bir aile reisi, aşırı hırs sahibi olup sürekli zenginleşmenin hayallerini kurar. Öylesine ki ailevi huzuru ve mutluluğu kendince maddi olanaklara sahip olmakta arar. Halbuki çok yüce bir gaye için yeryüzüne gönderilen ve kendisine halifelik vazifesi tevdi(emanet) edilen insanoğlu, eşyanın mahkumu değil hâkimi sayılır. Hem onun, insanın emrine verilen ve hizmetine sunulmuş alemin mahkumu değil, hâkimi olması gerekir. Bu durum hanımlar için de böyledir. Hanımların, bu uçsuz bucaksız dünya ummanında, ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç addederek bir takım fantezi istekler uğruna hayatı hem kendilerine ve hem eşlerine zehir etmelerini anlamış değiliz.