Küresel Sumud filosuyla az da olsa yeniden dünyanın gündemine gelen Gazze’de aslında abluka da, soykırım da devam ediyor.
İslam ülkelerinden de birçok lideri ya da yetkiliyi aynı masanın etrafına toplamıştı Trump ve Gazze’ye barış getirdiğini söylemişti.
Bir ateşkes tiyatrosuydu ondan sonrası…
Pedofili Epstein çetesinin lider tabakasından insanlığa bir hayır gelmeyeceğini herkes biliyordu aslında; ama 2 yıllık yoğun bombardımanın biraz da olsa azalması, Gazze’nin mazlum halkının biraz da olsa nefes alma ihtimalinden dolayı birçok kimse olumlu bakmıştı ateşkes anlaşmasına.
Oysa ortada tam bir “sağırlar diyalogu” söz konusuydu.
HAMAS, “israil Gazze’den çekilsin, Filistinli esirler serbest bırakılsın, elimdeki Siyonist esirleri bırakırım” demişti.
Herkes tamam demişti ve cesetler dahil olmak üzere Siyonistler teslim edilmişti; ama Siyonist işgalci Gazze’den çekilmiyordu ve “ateşkes tiyatrosunda” Trump’ı alkışlayanlardan hiçbiri sesini çıkaramıyordu.
HAMAS, “Gazze’de bir hükümet kurulsun, işgalci çekilsin, Filistin hükümetine silahlarımızı teslim ederiz” demişti.
Herkes “tamam” demişti; ama Siyonist işgalcinin “teknokrat hükümet üyelerinin” Gazze’ye girişine izin vermemesine de “ateşkes tiyatrosunun” katılımcılarından hiçbiri sesini çıkaramıyordu.
“Sağırlar diyalogu” dedik ya onlar tamam dedikleri “Siyonistlerin çekilmesi ve hükümetin kurulması” şartlarını değil de sadece HAMAS’ın açıklaması içerisinden “silah bırakacağım” kısmını duyuyorlar ve “HAMAS söz verdiği gibi silah bırakmalı” diyorlar.
Bu arada dünyanın vicdanlı insanları bir filo yola çıkardı, insanlık dışı ablukayı, soykırımcı şiddeti ve siyonistin iğrenç yüzünü dünyaya göstermek istediler. Uluslararası sularda korsanca bir saldırıya muhatap oldular; ama hiçbir ülke korsanlık yapan teröristlere yönelik uluslararası hukuktan, yaptırımdan, diplomatik baskıdan söz etmedi.
Küresel haydut, çelişkili açıklamalarla, bir barıştan bir savaştan söz ederek ekonomik manipülasyonlarla bir avuç yamyama para kazandırmaya devam ederken Gazze’de cinayetler devam etti, devam ediyor.
Direniş liderlerinden Halil el Hayye’nin bir evladı daha Gazze’de “ateşkes sürecinde” uğradığı saldırıda şehid oldu.
Evet, Halil el Hayye’nin dördüncü oğlu, Azzam el Hayye de şehid oldu.
HAMAS liderlerinden ve müzakere heyetinin sözcüsü olan Halil el Hayye, oğlunun şehadet haberi üzerine “Şehitlerin kanı özgürlük mücadelesinin yakıtıdır; pusulamız halkımızın yararına olana ayarlıdır” açıklamasında bulundu.
Halil el Hayye için taziyeye geldiler; ama o “Sabreden ve direnen” Gazze halkını selamladı.
Direnen Gazze halkının bir ferdi olarak verdi mesajını: “Biz sizdeniz ve size aitiz; sizin nabzınız bizim nabzımızdır, yaralarınız bizi incitir, acılarınız ve umutlarınız bizim yol göstericimizdir.”
Halil el Hayye’nin oğulları da İsmail Heniyye de Yahya Sinvar da Muhammed Deyf de Ebu Ubeyde de nasıl bir mücadelenin içinde olduklarını biliyorlardı. Ümmetin ve insanlık değerlerini önemseyen herkesin onlar için harekete geçmesini umuyorlardı; ama aslında sadece Allah’a dayandıklarının da farkındaydılar.
Onlar Şeyh Ahmed Yasin’in talebeleriydiler.
Şöyle demişti Şeyh Yasin:
“Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
"Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!"
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız! Bizden teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!”
Evet, şahitlik yapabilecek olan herkes ve her şey şahittir ki, siz direndiniz, ileri atıldınız ve kaçmadınız!
Pak kanlarınız da buna şahitlik edecektir.
Şehadetiniz mübarek olsun!