عن ابي هريرةرضي الله عنه قال سمعت رسول الله صلي الله عليه وسلم يقول والله اني

لاستغفرالله واتوب اليه في اليوم اكثر من سبعين مرة

Ebu Hüreyre (ra) şöyle demiştir: Allah Resulü (sav) Şöyle buyururken dinledim: “Vallahi ben bir günde Allah’a yetmiş defadan fazla istiğfarda bulunup tevbe ediyorum.” (Buhari/daavat/3. Hadis)

Yüce Allah’ın isimlerinden biri de ‘الغفور’ ismi şerifidir. Aynı zamanda bu isim olan kelimenin fiil versiyonu da vardır. Böyle olunca günahkar insanların günahlarını affeden bir talep fiilidir. Başta Hz. Âdem (as) ve en son peygamber olan Hz. Muhammed (sav) yaptığı istiğfarlarını dua şeklindeki böyle bir tedarru anlamında anlamak gerekir. Başına “istif’al” babının ‘elif-sin-te’ harflerini alarak “ğefere” fiilinin talep kalıbı alınca, günahkar olanların günahının af talebi ve günahkar olmayan (peygamber)lerin günaha girmekten korundukları için şükür ve zikir manasına gelir.

İşte başta peygamberimiz olmak üzere bütün peygamberlerin istiğfar talebi günaha girmemek veya peygamberlik makamının korunması için bir nevi zikir ve şükür manasına da gelecek çok geniş bir mana ifade eder.

Bunun için geceleyin çokça ibadet eden peygamberimizi annemiz Hz. Aişe: “gelmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olduğu halde neden bu kadar ibadet ve istiğfar çekiyorsun” dediğinde “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” diye cevap verir. (Mevsuetul-Ehadisi nebeviyye)

Görüldüğü gibi peygamberlerin istiğfarları ile günahkar insanların istiğfarı aynı manaya gelmiyor.

Kelimenin aslı korunaklı olan savaşçının başındaki kask gibi olan giysiden alınmıştır. O da gelecek tehlikeden askerin başını koruyan ismi aleti olan “miğfer” kelimesiyle aynı anlama gelir. Bazı alimler şöyle de bir açıklama yaparak “İstiğfar” kelimesinin başındaki “elif” kalp ve akıl huzurunu sağlar. Kelimedeki “Ya” ile başladığında kelime şu şekle gelir “yestağfiru” gaib sigası ile zikir esnasında sahibini ihsan makamına ulaştırır. Öyle ki, peygamberimiz buyurur ki: “Sen Allah’ı görüyormuşçasına ibadet et. Sen onu görmüyorsun ama O’ seni görüyor.” dediği de bu manadadır. İşte böyle bir fiili muzari gaib olan sığaya elif getirilerek kibirden uzak işlenen amelin/istiğfarın ihlasına işarettir. Başındaki “sin” ile “te” harfleriyle de talep manasına bir anlam yüklenilmiştir. Bu da dua manasını içerir. Dua ibadetin en hayırlısıdır. Buradaki temel bir esasın cüz üzerine atılmasını ehli ilim şöyle tarif ederler:

اطلق الجزء علي الكل لبيان شرفه

Kısaca istiğfar bir duadır. Peygamberlerin istiğfarı zikir ve şükür manasına gelir. Biz diğer müminlerin ise günahların affı için yapılır. Bu konuyu çok ağır kelimelerle tarif etmeye çalıştım. Bazı okuyucuları yoracağını biliyorum. Ama bu açıklamalarla diğer kulların istiğfarı ile peygamberlerin istiğfarının farklı manaya geldiğinin bilinmesi önemli bir husustur. Bu konuda istiğfar ederken günahtan masum olan peygamberlerin istiğfarının da günahtan ileri geldiğini iddia edenlere de bir cevap olur diye bu şekilde açıkladım. Bu konuda en çok yanlış anlaşılan peygamber şüphesiz ki babamız Hz. Adem (as)’dır.

Evet son olarak “masum” peygamberimiz günde yetmişten fazla tevbe istiğfar ederken biz günahkarların acaba günde kaç sefer tevbe istiğfar etmemiz gerekir?