Gazze’de sözde bir ateşkes sağlanmıştı. Bu ateşkes sürecine bazı İslam ülkeleri de garantör olarak dahil edilmiş, sürecin sağlıklı yürümesi için irade ortaya koyacaklardı. Ancak siyonist katiller tek bir gün bile ateşkese uymadılar. Gazze’yi bombalamaya, insanları öldürmeye, çadırları içindeki çocuklarla beraber yakmaya devam ettiler.

Garantörlerden ABD, zaten bu savaşın asıl ortağı, destekleyicisi ve katliamlarda siyonist katillerden daha fazla rol alan bir katildir. Bu büyük şeytan zaten görevini yapıyor. Ancak garantörlerden ülkemiz de dâhil, diğer İslam ülkelerinin hiç ses çıkarmaması ve siyonist katillerin bütün bu katliamlarını onaylar nitelikte suskun kalmasını ise ibretle izliyoruz.

Ateşkes sürecine, bir gün dahi uymayan katil siyonistlere karşı, askeri bir güç kullanma imkan ve kabiliyetiniz olmayabilir. Diplomatik ve ticari ilişkilerinizi de kesemez misiniz? Garantörlükten ayrıldığınızı da beyan edemez misiniz? Gazze’de her gün onlarca insan bombalarla öldürülürken; açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan çocuklar ölmeye devam ederken, insanlık onuruna yakışır bir şekilde bu garantörlükten ayrıldığınızı söyleme özgürlüğünüz de mi yok?

9 milyonluk siyonist Yahudi terörizminin Gazze ve bütün Filistin’de yaptığı soykırıma karşılık; 1,5 milyarlık İslam âleminin, bu derece etkisiz, yardım etmekten aciz ve bütün bu katliamlar karşısında sessiz kalma utancını bize yaşatan İslam ülke idarecilerinin varlığı zillet olarak hepimize yeter.

Siyonist katil Yahudiler, Gazze ve Batı Şeria’da hemen her gün sistematik bir şekilde; katliam, yıkım, işkence ve insanlık onurunu ayaklar altına alan iğrenç uygulamaları Müslümanlara reva görmektedirler. Buralarla da yetinmeyip Lübnan ve Suriye’ye de saldırılarını sistematik hale getiren bu katiller sürüsüne dur diyecek irade sahibi bir İslam ülkesi olmayacak mı?

Katil ABD başta olmak üzere bütün bir batının; zehirli bir hançer gibi İslam ümmetinin kalbine yerleştirilmiş olan siyonist katillere, bir şey demeyecekleri hatta bütün imkan ve kabiliyetleri ile onu destekleyecekleri ortadadır. Buna karşılık İslam ülkelerinin ölüm sessizliği içerisinde Gazze ve bütün Filistin’deki katliam, açlık ve yok oluşu izlemeleri, bütün iradeleriyle batıya teslim olmalarının acı bir sonucudur.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen; yine tek çare, Müslüman onuru ile ayağa kalkmaktır. ‘Müslümanlar kardeştir’ emri ilahi gereğince bu ‘onurlu ayağa kalkmaya’ engel olacak herkes, her oluşum, her ülke Kahhar olan Allah’a hesap verecektir. İzzet ve şeref ile ayağa kalkıp mücadele etmek de müminlerin en öncelikli görevidir. Zulme karşı mücadele eden, uğraş veren ve öne atılıp bu izzet ve şerefi bütün Müslümanlara yeniden hatırlatan mücahitlere yardım etmek de her müminin üzerine farzdır.

ABD savaş bakanı: “Şii, Sünni fark etmez, bizim gerçek düşmanımız İslam’dır” şeklinde gerçek niyet ve hedeflerini açıkça ifade etmektedir. Bu net ifadelere rağmen, İslam kardeşliğini, birlik ve beraberliğini değil de; ihtilafları ve ayrılıkları gündeme getiren sözde Müslümanlar, ABD savaş bakanından daha alçaktır. Kardeşliğimizin farziyetini değil de ihtilaflarımızı ön plana çıkarıp bununla strateji geliştirenler, siyonizmin ve batı küfür cephesinin birer zelil piyonudurlar.

İmanımız ve İslam kardeşliğimiz onurlu bir şekilde kenetlenmemizi ve Müslüman kardeşlerimize sahip çıkmamızı emrediyor.