Son günlerde Türkiye'nin gündemini takip eden herkesin dikkatini çeken ortak bir konu var: Haluk Levent. Televizyon ekranlarında, internet sitelerinde, sosyal medya platformlarında ve günlük sohbetlerde en çok konuşulan isimlerden biri haline geldi Haluk Levent. Hakkında söylenenler, yürütülen soruşturmalar ve yaşanan gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Toplumun her kesiminden yüksek sesli değerlendirmeler geldi Haluk Levent hakkında. Öyle ki daha önce onun başına yemin eden, yerlere göklere sığdıramayan hiçbir Kemalist ve hiçbir CHP’li onu sahiplenmedi. Deprem döneminde hükümet ve İslami vakıf ve derneklere karşı kullandıkları bu aparatı yüz üstü bırakıp tırnak içinde “Yandaş”ların yanında konumlandılar.
Muhalif değildi, diyerek onu caminin avlusuna bıraktılar, hükümetin dümen suyundan gidiyordu diyerek çöp konteynırına attılar. En güvenilir listesinin başında bulunan Haluk Levent bütün liglerden düştü. Onun takımında oynayanlar, arkasında saf tutanlar da gerisin geriye çekilmeye başladılar.
Adamın biri bir mecliste eşeklerle alakalı bir fıkra anlatmış. Gülmekten kırılan, gözlerinden yaşlar akan biri kendine geldiğinde fıkrayı anlatan kişiye: “Vallahi fıkran çok güzeldi. Bundan sonra nerede bir eşek görsem aklıma sen geleceksin” demiş.
Haluk Levent artık bir sembol. Bundan sonra Haluk Levent denildiğinde aklımıza müzik gelmeyecek. Ya! Dolandırıcılar gelecek, Atatürkçü Düşünce Derneği gelecek, Haluk Levent’in manevi annesi Türkan Saylan gelecek, Kemalistlerin nasıl soyulduğu gelecek, İslami derneklere dil uzatan zehirli diller gelecek, bu toprakların köklü dayanışma kültürünün altına yerleştirilen dinamit gelecek, laiklerin fakirin parasını kumar masalarına yatırması gelecek, hırsızlık yoluna taş döşeyen kötü ruhlu gazeteciler ve medya düzenleri gelecek, kripto paralar gelecek, garibanların bağışlarının borsada iç edilmesi gelecek, dekont oyunları gelecek, sahtekârlar listesi gelecek, ahlak yoksunlarının ahlak abidesi olarak yutturulmaya çalışılması gelecek, İzmir Marşıyla ceplere takılıp cepleri boşaltan hortumlar gelecek, kamuoyunun nasıl şekillendirildiği gelecek, Kemalistlerin ardına sığınarak ideolojik kavgalar yürüttüğü bir aparat gelecek, hırsızlık yapıldığında yapılan devasa illüzyon gelecek, Ahbap Derneği’ne yapılan bağışların ahbapların hesabına transferi gelecek, şeytana pabucu ters giydiren şeytandan daha rütbeli olanlar gelecek, 10 yaşındaki çocuğun kumbaraya attığı paranın kumara gidişini hatırlayacak. Kısacası hepimizin aklına kötülük ve Kemalist sistemin yetiştirdiği zararlı otlar gelecek.
Neticede bu aparatın foyası ortaya çıkarken arkasında aldatılmış bir kitle ve zihinlere kazınmış koca bir güvensizlik bıraktı ne yazık ki!
Bu Türk Filmi mutsuz sonla bitti!