Günümüzde, özelde Filistin ve Ortadoğu’yu, genelde ise bütün bir batıyı fitne yuvası haline getiren siyonizmdir. Sadece ekonomik olarak değil; siyasi, diplomatik ve askeri olarak da batıyı tamamen esir almış durumdadır. Batı ülkelerinde siyonizm hariç, hemen her konuda -hakaret olsa bile- protesto yapılabilir, yazılı ve görsel açıklamalarda bulanabilir. Ama söz konusu siyonizm ise tek kelime dahi aleyhte konuşmak yasaktır.

Batının sermayesini elinde bulunduran yahudi siyonistler, bu imkânı yüzyıldır ‘en etkili silah’ olarak kullanmakta, siyaset ve bürokrasi üzerinde çok mahir bir şekilde ‘saldırı gücüne’ dönüştürmüş bulunmaktadırlar. Özelde Filistin’de, genelde bütün dünyada emellerini gerçekleştirmek için batılı siyaset ve bürokratlarını ‘birer mayın eşeği’ gibi kullanmaktadırlar. Artık bütün emellerini aleni bir şekilde fiiliyata dönüştürmekte, en ufak bir itaatsizliği ise kabul etmiyorlar.

Amerikan siyasetini ve bürokrasisini tamamen esir almış bulunmaktadırlar. Amerika’da iktidara kim gelirse gelsin; kendi ülkesinin çıkarlarından çok, siyonist israilin çıkarlarını öncelemek ve korumak gibi aşağılık bir durumu ortaya koymak zorundadır. Avrupa ülkeleri de İrlanda ve İspanya hariç, geri kalanların neredeyse tamamı, siyonizme esir olma konusunda ABD’den daha aşağılık bir durumdadırlar.

Siyonizmin esir aldığı ABD ve Avrupa ülkeleri, işgalci israilin ‘emir eri’ gibi hareket etmekte, siyonist yahudilerin gerçekleştirdikleri işgalleri, sürgünleri ve katliamları engellemek bir tarafa, kınama cesaretini bile göstermiyorlar. ABD ve Avrupa ülkeleri ise etki altına aldıkları kimi İslam ülkeleri başta olmak üzere diğer ülkeler de siyonizmin emrinde hareket etmekte, siyonist yahudilerin işledikleri vahşetleri kınamaya bile cesaret edemiyorlar.

Ülkemiz başta olmak üzere, İran ve Venezuela gibi çok az sayıda devletin bu küresel esarete karşı çıkmak gibi onurlu bir davranışı ortaya koymaları; küresel saldırı, kaos, işgal ve talana maruz kalmalarını da beraberinde getirmektedir. Siyonist yahudilerin cürümlerine, katliamlarına ve Gazze’deki vahşetlerine karşı çıkan İran ve Venezuela fiili bir saldırı altındadır.

Venezuela'nın başkanı, haydutça kaçırılarak, ülke büyük bir kaosun içine sürüklendi. Akla ziyan seçenekler dayatılarak, fiili işgalden önce tam bir teslimiyetle esareti kabul etmeleri istenmektedir. Büyük bir bocalamanın içerisinde çıkış bulmaya çalışan geçici yönetim, şimdiden talan edilen petrollerini büyük bir çaresizlik içerisinde sadece izlemektedirler.

On yıllardır, dört bir taraftan ambargo altında tutulan İran’da ise kargaşalık çıkararak içerden çökertme hesapları yapılmaktadır. Şimdiye kadar birçok kez denenen bu yöntem, can kayıplarına ve büyük maddi zararlara rağmen pek başarılı olduğu söylenemez. Son kaos planı ise içeriden devşirilen hainlerle çok daha fazla can kaybının sağlanması ve akabinde dışarıdan bir saldırı ile ülkenin teslim alınması hedeflenmektedir.

Ancak İran’ın kolay lokma olmadığını, ambargolara rağmen geliştirdiği füzelerle siyonist israili ve katil ABD’nin bölgedeki askeri üslerini vurabilecek kabiliyette olduğunu bilmektedirler. Geçen hafta Amerika’nın ‘starlink uydularının’ internetini devre dışı bırakacak kadar bir yazılım teknolojisine sahip olduğunu göstermesi, olası İran’a saldırı düzenleme fikrinden şimdilik geri adım atmaya mecbur bırakmaktadır.

Siyonizm var oldukça, insanlığın özellikle Müslümanların rahat yüzü göremeyeceği açıktır. Onun için bütün onurlu insanların ve izzet sahibi Müslümanların elbirliğiyle bu aşağılık ve karanlık zihniyeti ortadan kaldırmaları gerekmektedir.

Kenan ÇAPLIK