Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları hepimizi derinden sarstı. Hele öğretmen ve öğrencilerin ölmesi ve çok sayıda yaralının olması, bütün toplumu derin bir hüzne boğdu. Vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor ve hepimizin başı sağ olsun…

Ancak bu her iki olay öyle yabana atılacak cinsten değil. Bunların detaylı analizlerinin yapılması ve çözüm yollarının çok hızlı bir şekilde devreye konulması gerekiyor. Çünkü kaybedilecek tek bir çocuğumuz bile yoktur. Buna toplumun tahammülü de yoktur. Eğitim kurumlarımızın da bu tür olayların sıradan hale geldiği ve şiddetin en uç şekilde ortaya çıktığı yerler olmamalıdır. Eğitim kurumlarımız; çocuklarımızın başarılarıyla gündeme geldiği, geleceğimizin, umutlarımızın özenle beslenip büyütüldüğü yerler olmalıdır.

Fakat eğitim sistemimiz; kokuşmuş batı değerlerinin kutsandığı, inanç değerlerimizin ise yok sayıldığı hatta ötekileştirilerek düşmanlaştırılmaya çalışıldığı bir garabet haline gelmiştir. Laikçilik adı altında ama aslında İslam’a düşmanlık anlamına gelen ‘bu ucube uygulamayı’ da artık masaya yatırmamız gerekiyor. Bu eğitim sistemini, batının kokuşmuş değerlerinin yüceltildiği, milli ve manevi değerlerimizin ise yok sayıldığı bir süreçten kurtarmamız icap ediyor.

28 Şubat sürecinde, okullarda namaz kılan öğrencilerin, canlı yayınlar eşliğinde gazeteci kılıklı ama ‘batının tasmalı’ etki ajanlarının, dehşet bir habermiş gibi bize yutturmaya çalışmaları; aslında laikçilik adı altında dinsizliğin/İslamsızlığın bu topluma dayatılmasından başka bir şey değildi. Halen milli ve manevi değerlere, eğitim sistemimizde gereği gibi yer verilmediğini üzülerek müşahede etmekteyiz.

Müslüman toplumun en büyük özlemi olan dindar bir nesil yetiştirme hedefinin, bu ucube laikçi eğitim sistemi ile mümkün olmadığı görüldü. Maalesef yeni nesil deist hatta ateist bir şekilde yetişiyor. Geleceğe güvenle, başarıyla, umutla değil; hedefsiz, başıboş, hantal ve beceriksiz bir şekilde toplumun içerisinde yer almaya devam ediyor. Bu toplumun inanç değerlerine ters olan bu kokuşmuş batı menşeli eğitim sistemi derhal değiştirilmeli, milli ve manevi değerlerimizi merkeze alan bir eğitim sistemi ise hemen uygulamaya konulmalıdır.

Sosyal medya içerikleri, ifsadın ana mecrası haline getirilmiştir. Şiddetin, ‘ahlaksızlığın ve değersizliğin’ sanal oyunların merkezine bilinçli bir şekilde yerleştirildiği ve çocuklarımızın birer bağımlı olarak bu ortamlarda kontrolsüz bir şekilde yer aldığını görüyoruz. Bu şekilde geleceği çalınmış bir kayıp nesil karşımıza çıkıyor. Kendini bilmeyen, içinde yer aldığı topluma da değer vermeyen, geleceğin inşa ve ihya edeni değil; belirsizliğin ve kaosun zemin hazırlayıcısı, ‘bir milli güvenlik sorunu nesil’ karşımıza çıkmaktadır.

Hele çürümüşlüğün, ahlaksızlığın ve değersizliğin en bariz şekilde görüldüğü ifsat dizilerinin; toplumu sürüklemeye çalıştığı kötülük girdabı ise yeni nesli ve toplumun tamamını yutmuş gibidir. Aldatmanın, zinanın, hırsızlığın ve insan öldürmenin özendirilerek işlendiği bu sözüm ona dizilerde sigaranın sansürlenmesi ise kelimenin tam anlamıyla bizimle alay etmektir. Bütün bu iğrençlikleri izleyen RTÜK ise her türlü pisliğin aleni bir şekilde işlendiği bu dizilerde, hırsızlık ve katliam yapan şahsın ancak ağzındaki sigarayı sansürleyebilmesi ise çürümüşlüğün ve yok oluşun belgesidir.

Bu toplum; milli ve manevi değerlerinin, İslam ahlak ve adaletinin merkezinde yer aldığı bir eğitim sistemiyle eğitilip yetiştirilmediği sürece, bu tür dehşet olayları sıradan hale gelmeye devam edecektir.