Gazze’de yılan hikâyesine dönen ‘ateşkes’, 10 Ekim 2025’te kabul edilerek ilk aşamasıyla yürürlüğe girmişti. İki gün önce ise sürecin İkinci Aşaması’nın başladığı ilan edildi.
Birinci aşamanın gereklilikleri, İslami Direniş tarafından oldukça zor şartlar altında yerine getirilirken; işgal rejimi üzerine düşen sorumlulukları ifa etmedi. Bir tarafın taahhütlerini yerine getirmemesi, antlaşmanın açıkça ihlali demektir ve garantör ülkelerin o tarafa baskı yapmasını gerektirir. Garantörlerden ABD’nin tavrı zaten malum; ancak Türkiye, Mısır ve Katar da bu konuda Siyonist rejime beklenen baskıyı uygulamadı.
Süreç teorik olarak "ateşkes" şeklinde tanımlansa da saldırılar ve soykırım girişimi, dozu biraz düşürülmüş olsa da devam etti. Sadece geçtiğimiz Perşembe günü düzenlenen saldırılarda 11 Gazzeli şehit oldu.
Ateşkes Antlaşması’nın birinci aşaması süresince, işgalci İsrail tarafından toplamda 1.244 ihlal gerçekleştirildi. Bu ihlallerin dökümü şöyledir (Filistin Enformasyon Merkezi verileri baz alınmıştır)
Sivillere Yönelik Hedefler: 402 doğrudan saldırı.
Askeri Müdahaleler: Yerleşim alanlarına 66 kez askeri araçlarla giriş.
Bombardıman: Silahsız vatandaşlara ve konutlara yönelik 581 saldırı suçu.
Yıkım: 195 sivil konut, kurum ve binanın yerle bir edilmesi.
Bu sistematik ihlaller sonucunda 460 Filistinli şehit oldu, binden fazlası ise yaralandı.
Saldırıların yanı sıra, iki yıldır muhasara altında olan Direniş’i en çok zorlayan husus Gazze içerisindeki insani krizdir. Bu dayanılamaz durum, Direniş’i -istemeyerek de olsa- antlaşmanın bazı maddelerini kabul etmeye mecbur bırakmıştır. Ancak bu alanda verilen sözler de tutulmadı.
Gıda ve Temel İhtiyaç: İlk aşama boyunca (95 gün) Gazze’ye girmesi gereken 57.000 yardım tırından yalnızca 24.611’i giriş yapabildi. Günlük 600 tır sözü verilmişken bu sayı ortalama 259’da (%43) kaldı. Üstelik giren gıdaların çoğu düşük besin değerine sahip ürünlerdi; temel gıdaların girişi bilinçli olarak engellendi. Bu, sistematik bir aç bırakma politikasıdır.
Enerji Krizi: Girmesi gereken 4.750 yakıt tırından yalnızca 601’i (%12) kabul edildi. Bu durum hastaneleri, fırınları ve su tesislerini felç ederek halkın acısını katbekat artırdı.
Barınma Felaketi: Prefabrik ev, konteyner ve çadır gibi malzemelerin girişi engellendi. Ağır kış şartları nedeniyle çadırlarda donarak ölümler yaşanıyor. 127.000’den fazla çadır kullanılamaz halde ve 1,5 milyondan fazla insan asgari korumadan yoksun.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen İkinci Aşama’nın başladığı ilan edildi. Siyonist İsrail, tarih boyunca hiçbir taahhüdüne sadık kalmadı, bundan sonra da kalmayacaktır. Atalarımızın dediği gibi: “Geçmiş geleceğin aynasıdır,” ya da “Kurt tüyünü değiştirir ama huyunu değiştirmez.”
Garantör ülkeler (Türkiye, Katar, Mısır, ABD) ve BM, işgal rejimine yönelik baskıyı derhal artırmalıdır. Aksi takdirde, tek taraflı işleyen bu sözde ateşkes sürdürülemez. Unutulmamalıdır ki Direniş’i doğuran ve harekete geçiren tam da bu zulüm şartlarıdır. İşgal, talan ve verilen sözlerin ihlali devam ederse, Direniş’in kendi yolunu çizmekten başka seçeneği kalmayacaktır.