Trump’a yönelik suikast iddiası Amerikan siyasetindeki kirliliğin bir daha gündeme gelmesine neden oldu.

Sermaye ve siyaset arasındaki kirli ilişkilere uluslararası ilişkilerde özellikle 1948’den sonra artan Siyonist etkisini de eklediğimizde suikastlar anlamlı hale geliyor.

Siyaset arenasındaki ayak oyunlarından, parlatma ve karalamada sınır tanımayan propaganda yöntemlerinden istenen verim alınamayınca güç odakları her zaman farklı yöntemlere başvurarak etkin güç olmanın yollarını aramışlardır.

Başka ülkelerde provokatif eylemlerden darbelere kadar yönetimleri dizayn etmek için her türlü kirli usule başvuran Amerikan siyaseti üzerinde hakimiyet savaşı veren güç odakları imkan ve fırsat bulduğunda içeride de her türlü karanlık senaryoyu uygulamaya koymaktan çekinmemiştir.

Son 150 yıl içerisinde çok sayıda siyasi suikast gerçekleştirildi Amerika’da ve bunların bir kısmında hedefler öldürüldü.

ABD eski Başkanlarından Abraham Lincoln, 14 Nisan 1865'te Washington'da bir tiyatro oyunu izlerken suikasta uğradı ve öldürülen ilk ABD başkanı oldu.

Özgürlük bildirisini yayınlaması ve siyahların haklarına verdiği destek öldürülme sebebi olarak gösterildi.

ABD'de suikasta uğrayarak öldürülen ikinci başkan ise 2 Temmuz 1881'de James Garfield oldu.

Ülkede üçüncü suikast ise 6 Eylül 1901'de 25. ABD Başkanı William MCKinley'e yapıldı.

ABD'de ölümle sonuçlanan son suikast ise Kasım 1963'te 35. ABD Başkanı John F. Kennedy'ye düzenlendi.

Öldürülen ilk üç başkan “o dönemde” kölelik ve ayırımcılık karşıtı olan Cumhuriyetçi kanada mensuptu.

Suikastların etkisi midir bilinmez; ama sonraları Cumhuriyetçiler muhafazakar ve milliyetçi bir politikayı savunmaya başladılar.

Kennedy, bir Demokrattı ve öldürülmesinde hem siyahilere “oy verme hakkını” da içeren “Yeni Vatandaşlık Yasası”nı çıkarması hem de israilin gizli nükleer faaliyetlerine karşı çıkması yatıyordu.

Kennedy’den sonra gelen hiçbir Amerikan başkanı israilin nükleer faaliyetlerini sorgulamadı.

Hatta siyasetin iki kanadı da “israilin güvenliği Amerika’nın kırmızı çizgisidir” noktasında buluştu.

Nitekim Trump’tan önceki Amerikan başkanı olan Biden açıkça “Ben bir siyonistim” demişti. Buna rağmen Biden, israilin hedefleri konusunda yeterince teslimiyetçi değildi.

Ama Trump’ın seçilmesi israil için bulunmaz bir fırsattı.

Epstein dosyalarından dolayı ipleri MOSSAD’ın elinde olan “pedofili” bir başkanı istedikleri yere sürükleme konusunda zorluk çekmedi Siyonistler.

Daha seçim çalışmaları sırasında “şaibeli” bir suikast görüntüsüyle hem Trump’tan bir kahraman çıkarma hem de tehdit sopasını göstererek istediklerini yaptırabileceklerini açıkça gösterdiler.

Trump “yan çizme” sinyallerini verince en yakın destekçisini öldürerek sert bir mesaj verdiler.

İslam düşmanı, göçmen düşmanı ve göçmen karşıtı politikalarda Trump’ın en büyük destekçisi Charlie Kirk suikastına bu açıdan dikkat etmek gerekir.

Kirk, öldürülmeden önce israil yerine Amerika’nın çıkarlarını önemsediğini söylemeye başlamıştı.

7 Ekim’de Yahudilerin öldürülmesinin bir israil komplosu olduğunu iddia etmiş, “MOSSAD ajanı” dediği Epstein dosyası üzerinden israilin ABD’de istihbarat operasyonu yaptığını açıkça dile getirmişti.

Trump, Kirk’ten sonra mesajı aldı ve israil politikaları doğrultusunda İran’a yönelik savaş hazırlıklarına başladı.

Müzakereler göstermelikti ve nitekim devam ederken 28 Şubatta İran’a yönelik büyük bir saldırı gerçekleştirildi.

İran ciddi biçimde karşılık verdi ve 40 günün sonunda Amerika hedeflerinden hiçbirine ulaşamadan ateşkes kararı almak zorunda kaldı.

İran’ın önemli isimleri vuruldu, stratejik noktalar hedef alında; ama istenen sonuçlara ulaşılamadığı gibi Amerika’nın bölgedeki önemli üsleri büyük yara aldı, israil ummadığı bir saldırı ile yüzleşmek zorunda kaldı.

Ateşkes toparlanmak içindi; ama İran’ın Hürmüz manevraları, dünyanın ekonomik dengesini bozdu ve herkes bunun sorumlusunun Amerika olduğunu gördü. Amerika istediği desteği bulamadı, tehditler işe yaramadı.

Ateşkesin uzaması ile ortaya çıkan görüntü, Amerikan yönetiminin “savaştan çıkış yolu aradığı” gerçeğiydi.

Tam bu sıralarda Trump’a yönelik suikast olduğu haberi yapıldı.

Sahne iyi, dekor iyi, oyuncular başarılıydı.

Şimdi soru şu:

Bu Trump için bir imaj yenileme operasyonu mu, yoksa siyonizmin tehdidi mi?

Önümüzdeki günler bunu daha iyi gösterecektir.