Siyasi partilerin bu millete hizmet etmek gibi asli görevleri vardır. Siyasi düşüncenin farklı olması, milletin değerlerine düşmanlık etmek anlamını taşımamalıdır.

Kendi fikirlerini ilan ederek halkı bu fikirler etrafında buluşmaya çağırmak ayrı bir şey; kendi fikirleri dışındaki bütün fikirlere düşmanlık, dahası saldırganlık göstermek ise ayrı bir şey olsa gerek.

CHP, kurulduğu günden beri milletin değerleriyle barışık olmadı. Müslüman ahalinin temel dinî vecibelerine bile savaş açmakta beis görmedi.

Kur’an-ı Kerim’in tedrisatını yasaklamaktan dinî şiarlarımızdan ezanı Türkçeleştirmeye kadar, bu memlekette işlemediği despotik uygulama neredeyse kalmadı.

Camilerin kapatılması veya ahıra çevrilmesi ilkelliği de yine bu partinin ilk icraatlarından biri olmuştur.

Milletin vekiline, başörtülü olduğu için “Haddini bildirin!” diyecek kadar zıvanadan çıkanlar belki o dönem CHP’li değildi; ancak CHP’nin ruh ikizi bir partinin başındakilerdi.

Malum olduğu üzere, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın “mutlak butlan” ile karşı karşıya kalması sonucu, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu taraftarları kararı kabul etmeyip dün itibarıyla “Yeni Parti”yi kurdular. Yani 91 milletvekiliyle yeni parti kuruldu.

Haberlere göre CHP’nin 135 milletvekilinden 95’i Özgür Özel’i (Özgür Özel dâhil 96 oluyor) desteklerken, 21 milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. 18 milletvekili de tarafsız kalıyormuş.

Tabii, şu an Yeni Parti’ye geçen milletvekili sayısı 91 olarak ifade edildi. Böylece CHP’nin milletvekili sayısı 44’e düştü ve parti beşinci sıraya geriledi.

CHP’den kopan Yeni Parti’nin nasıl bir siyaset güdeceğini, ön yargılardan vareste bir şekilde bugün için fazla eleştirmesek de CHP’deki bu kadroların halka hizmet noktasında ciddi bir değişim sergileyeceklerine dair maalesef bir işaret görünmüyor.

Özgür Özel ve yakın çevresindekilerin, özellikle seçim dönemi ve sonrasında rakip siyasi partilere yönelik olmadık yalan ve iftiraları üzerinden daha fazla zaman geçmedi çünkü.

CHP’nin bölünerek büyük bir güç kaybına uğradığını kestirmek güç değil. Ancak yeri geldiğinde, yukarıda bahsi edilen değerlerimiz konusunda bunların “güç birliği” yapabilecekleri de ihtimalden uzak değildir.

CHP’deki yolsuzluk, rüşvet ve düzenbazlığın bu bölünmüşlüğe kaynaklık ettiği ortadayken, özellikle “arınmaktan” imtina eden Özgür Özel ve beraberindekilerin ‘Yeni Parti’de dürüst bir siyaset yürütecekleri konusunda herkesin ciddi endişeleri vardır.

Seçildikleri kurultayla ilgili bile oyun, desise, adam satın alma, tehdit ve şantaj iddiaları gırla devam ederken, dürüst bir siyaset beklemek açık bir saflık olur gibi duruyor.

Sözün özü, yenisi veya eskisi fark etmez; CHP, önce bu milletin değerleriyle barışmanın yollarını aramalı, saldırgan, yalan ve iftiraya dayalı siyaset anlayışından arınmalıdır. Bunun mümkün olmadığını söylediğinizi duyar gibiyim. O zaman, kaç parçaya bölünürse bölünsün, her bir parçası koptuğu yer gibidir ve düzelmesinin imkânı neredeyse yoktur gibi bir sonuca varmaktan başka da çare kalmıyor. Allah ıslah etsin.