Beklenen oldu. Çatışmalar yeniden başladı.
Zaten ortada bir ateşkesin olmadığı görülüyordu, sadece tek taraflı bir ateşkes sürüp gidiyordu.
ABD-israil ikilisi her fırsatta İran hedeflerini vuruyor ancak ateşkes diyerek İran’ın elini kolunu bağlıyordu.
ABD, Hürmüz civarında hem abluka uygulamakta hem de neredeyse her gün İran gemilerini alıkoyuyor, güneydeki İran radarlarını vuruyorken Siyonistler Lübnan’a yönelik 15 binden fazla ihlal gerçekleştirmiş durumda.
Bu şekildeki ‘Yıpratma Savaşıyla’ günden güne tükenmektense savaş İran için en doğru karar görünüyor.
Bu defa alışılagelmişin dışında ilk vuruşu İran yaptı.
Gerekçesi de oldukça makul.
Hatemü'l-Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, açıklamasında, "Söz verdiğimiz gibi hareket ettik.” Diyor.
Güney Lübnan’a yapılan saldırıların ateşkesi ihlal ettiğini ve buna karşılık verildiğini belirten Karargah ayrıca, saldırı ve "düşmanca eylemlerin" sürmesi halinde karşılığın daha sert olacağı uyarısında bulunarak, "Saldırganlık ve kötülüklerin devam etmesi durumunda onlara çok daha şiddetli şekilde karşılık verilecektir" uyarısında bulundu.
Siyonist Katiller böyle bir karşılığı beklemiyordu.
Geliştirdikleri vahşi stratejiye göre kendileri devamlı olarak çevre ülkelere saldıracak, onları yıpratacak- korkutacak- yıldıracak ve süreç içinde topraklarına toprak katacaktı. Ancak bu kez beklemediği oldu. Uyarıyla birlikte saldırıya uğradı.
Tabii Siyonistlerin bu saldırılara karşılık vereceği ve bir süredir sükunet halinde olan Körfezin tekrar karışacağı da bekleniyordu.
Yemen'deki Husi Mücahidler ‘israile yönelik füze saldırısı düzenlediklerini ve Kızıldeniz'de onlarla bağlantılı deniz taşımacılığını yasakladıklarını’ duyurarak Babü’l Mendeb’in statüsü ve önemini hatırlatmış oldular.
ABD’nin şimdilik tutumu da beklenenin aksine tarafları ateşkese davet etme şeklinde.
Nihayette Trump’ın ateşkesi zorlamasıyla iki taraf da şimdilik masaya dönmüş oldu.
Trump yönetimi iç kamuoyunda aşağı yönde giden desteği tekrar kazanmak için uğraşıyor.
Amerika halkı ABD Ordusunun ve Dış Siyaseti’nin kayıtsız şartsız bir şekilde Siyonist Rejimi desteklemesinden oldukça rahatsız durumda.
Hele son günlerde Pentagon’un ilan ettiği ‘Siyonist Çetenin Amerika’daki istihbari çalışmalarının basına sızdırılmasıyla bu tepki had safhaya çıkmış oldu.
NBC News ve New York Times’da yer alan haberlere göre; Pentagon bünyesindeki Savunma İstihbarat Ajansı (DIA), israile yönelik karşı istihbarat tehdit seviyesini en üst kategori olan “Kritik” (Critical) seviyesine çıkarmış.
Buna sebep olarak da israilin hem insan istihbaratı (HUMINT) unsurlarını kullanma hem de teknik veri toplama kapasitesinin ABD topraklarında kritik bir eşiğe ulaşması gösteriliyor.
Pentagon, israilin son dönemdeki faaliyetlerinin “kabul edilebilir sınırların çok ötesine geçtiğini” belirtiyor.
ABD kamuoyunun Siyonist Rejim karşıtlığı bununla sınırlı değil elbet.
MOSSAD ve Siyonist Askeri İstihbaratı AMAN’ın BİRİM 8200’ün ABD’de bazı siyasileri ve askerleri dinlediği ortaya çıkarılmış ancak bu durum ilişkilere zarar vermesin diye örtbas edilmişti.
Şimdi ise bu karşı casusluk çalışmaları basına sızdırılarak kamuoyunun tepkisi üzerinden bazı siyasi kararların alınması sağlanıyor.
Ortadoğu’daki ateş ve gerilim şimdilik (kısa bir süreliğine) durmuş olsa da bunun süreceği ve kesinlikle Siyonist Rejimin tükenip yok oluşuna yol açacağı söylenebilir.
Çünkü Epsteinci Siyonist katiller ordusu eskisi gibi güçlü değil.
Motivasyon ve moral değerler açısından da büyük bir yenilgi almış durumda.
Bunun bir sonraki adımı yıkıcı bir sarsıntıyla yüzleşmesi olacaktır.
Bölge ülkelerinin asgari işbirliği bile Siyonist ur’un bu bölgeden sökülüp atılmasına ve bölgenin gerçekten özgürleşmesine yol açacaktır.