Alzheimer ile anılan Trump birkaç gün önce ağzındaki baklayı çıkararak İslam Coğrafyası ile ilgili nihai niyetlerini aşikar etmiş oldu.

Bunca savaşın katliamın, açlığın, fitnenin, baskının ve boykotun sebebi Siyonist İşgal Rejiminin varlığını garantiye almak içinmiş.

Nereden anlıyoruz bunu? Trump, akıllara ziyan ve siyaset dışı konuşmalarına bir yenisini eklediğinde bunu görmüş olduk.

ABD Başkanı Trump, siyasete uzak söylemleriyle fasit bir daire çizmeye devam ediyor.

Trump’ın günde üç defa değişen söylem retoriği artık basını ve sosyal medyayı bıktırmış durumda.

Borsa manipülatörleri bu işten en çok kazanç elde edenler galiba.

Akşamında ‘Bu savaş bitti!’ diyen Trump, sabahleyin “İran’ı çok ağır vuracağız’” diyerek nasıl bir güvensizlik oluşturduğunu umursamıyor.

ABD ile İran arasında müzakereler sürerken ABD üçüncü kez ateşkesi ihlal ederek İran’ı vurmuş oldu.

Siyonistlerin Lübnan ve Gazze’de yaptığı ihlalleri model alan ABD ordusu bu ihlalleri sıradanlaştırmak istercesine ihlallerini artırıyor.

Trump’ın son attığı işaret fişeğiyle ‘İbrahim Anlaşmalarına!’ atıfta bulunması “nihayet ağzındaki baklayı çıkardı!” şeklinde yorumlar yapıldı.

Abraham Anlaşmaları denilen garabet nedir?

Temelleri 1992’de atılan bu plana göre Siyonist İşgal Rejimi bu bölgede çevresindeki ülkelerle anlaşma içinde yaşayacak ve hiçbir yapının işgal rejimine tehdit oluşturmasına izin verilmeyecek.

ABD’nin yoğun girişimleri neticesinde önce 13 Ağustos 2020 tarihli ilk duyuruyla Siyonist Rejim ile BAE ikili anlaşmayı ilan etmişlerdi.

15 Eylül 2020'de Siyonist İşgal Rejimi ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında imzalanmış akabinde Ekim’de Sudan ve Aralık 2020’de Fas bu şer kervanına katıldı.

Kasım 2025’te Kazakistan ikna edilerek bu anlaşmaya imza attı.

Trump şimdi aniden level atlayarak 8 ülke liderine adeta emrederek bu anlaşmaya katılmaları yönünde baskı uyguluyor.

İlginç olan nokta; bu gelişmenin yine Trump’ın sosyal medya paylaşımından öğrenilmesi.

İran ile anlaşmanın bir parçası olarak bölge ülkelerinin israil ile ilişkilerini normalleştirmesi gerektiğini söyleyen Trump, Suudi Arabistan ve Katar’ın bu anlaşmayı derhal imzalaması gerektiğini Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün'ün de İbrahim Anlaşmaları'nı imzalamasının zorunlu olduğunu vurguluyor..

Kullandığı dil oldukça rahatsız edici.

Öyle ki ilk etapta telekonferansta karşı tarafta bir sessizlik oluşuyor.

Hatta Trump “Aloo orada mısınız?” diye sorma ihtiyacı hissediyor.

İlk tepkiler Pakistan Savunma Bakanı’ndan ve Suudi Arabistan’dan geliyor.

Türkiye de aynen Suudi gibi talepkar argümanlarla yani İki Devletli Çözüm vurgusuyla cevabını veriyor.

Tabi mesele Siyonist Rejimin güvenliğini sağlarken ticaret geçiş yollarını işgal edilmiş Filistin topraklarında buluşturmak ve burayı Ortadoğu’nun stratejik merkezi haline getirmek var.

Aynı zamanda gündeme gelen IMEC, Ben Gurion Kanalı ve Abraham Anlaşmaları söylemleriyle 1990’dan beridir Ortadoğu’da süren ABD işgalleri ve baskılarının sebebi daha net olarak anlaşılmış oldu.

Arap ülkelerinin “israille normalleşme!” çabalarına karşı Filistinli direniş gruplarının iki defa İNTİFADA gerçekleştirmek zorunda kalmaları bu anlaşmaları sadece geciktirmişti.

Aynı ülkeler tam bu anlaşmayı deklare edecekken AKSA TUFANI’nı başlatma ihtiyacı duyan aynı direniş grupları Soykırımın gölgesinde Abraham Anlaşmaları Trenine binmelerini engellemiş oluyordu. Aksi halde Filistin Davası rafa kalkacak ve Arap ülkeleri tümüyle teslim bayrağı çekmiş olacaktı.

Ancak şimdi Trump asıl düşman olarak gördüğü İran’ı denklemden çıkarmak için kolları sıvamışken “Yüzyılın Anlaşması!” safsatasıyla ilk etapta 8 ülke liderine dayatmada bulunuyor.

ABD’nin derin aklı Abraham Anlaşmalarıyla Siyonist Rejimi Ortadoğu, Avrupa ve Uzakdoğu arasında ticaret ve siyaset merkezi haline getirerek onun üzerinden kendi hegemonyasını sürdürmenin hesabını yapmakta.

Sonuçta olan İslam Coğrafyasının mazlum halkına olacak.

Bu plan başarıya ulaşırsa ne mi olur?

Birkaç satılmış yöneticinin ihaneti ya da korkaklığı yüzünden Müslüman halklar bir kez daha zillet damgası yemiş olacak.

Bunu önlemenin tek yolu bölge ülkelerinin zamana oynayarak stratejik birleşmelerini gerçekleştirmeleri ve güç odağı haline gelmeleridir.