Küresel Siyonist şeytani akıl ABD’yi İran’a karşı son ve ölümcül bir saldırı yapması konusunda hazırlarken sahada istediği başarıyı gösteremedi.
İran’ın keskin direnişi, Lübnan Hizbullah’ının alışılmışın dışında bu kez her ihlale karşı sert karşılıklar vermesi, fiber İHA’larla Merkava’ları imha etmesi ve Yahudi subayları ele geçirerek esir etmesi, Husiler’in Yemen’deki dik duruşu ve HAMAS’ın Gazze’deki varlığı bu şeytani aklı endişelendiriyor.
Epsteinci küresel sapkın çete, aklına yeni enerji koridorlarının dizaynını koymuş.
Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliklerden kurtulmak ve tamamen Siyonistlerin güdümünde bir geçiş yolu açmak için Terörist Netanyahu’nun deyimiyle ‘Altıgen İttifak!’ ve Ben Gurion Koridoru’nu devreye almak için uğraşıyor.
Siyonistlerin Güney Kıbrıs ve Yunanistan siyasetindeki etkileri günden güne artarken, Türkiye’nin yeni ‘Mavi Vatan!’ açıklamaları gerekçe gösterilerek Yunanistan’ı Türkiye aleyhine daha fazla kışkırtıyorlar.
Hatta öyle ki Yunanistan Denizcilik Bakanı Kikilias, Yunan deniz sınırlarının Avrupa’nın da sınırları olduğunu söyleyerek “AB’den müdahale istiyoruz” diyerek yeni bir Ukrayna hadisesi için adeta rol çalıyor.
Ben Gurion Kanalı Türkiye’den çok Mısır’ı ilgilendiriyor.
Bu kanalın açılması halinde Suveyş Kanalı’nın değersizleşeceğini gören Mısır, Türkiye’nin yanaştığı Pakistan - Suudi ittifakına yöneliyor.
Epsteinci sapkın koalisyonun 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırı döneminde Katil Netanyahu, Şin Bet Başkanı ve Genelkurmay Başkanının BAE’yi ziyaret ederek onu savaşa dahil etmeleri, ardından BAE’nin Suudi ve Katar’ı da İran’a karşı kışkırtması büyük planın küçük parçalarıydı sadece.
Siyonist soykırımcı rejimin ayakta kalabilmesi için asıl büyük plan; Altıgen İttifak ile IMEC denilen Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’dur. Bu ittifaka Somaliland denilen korsan yapıyı ve hatta Sudan’ın HDK güçleri elindeki kısmını da katma hesabındalar.
IMEC; Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa'yı entegre bir demiryolu ve deniz yolu koridoruyla birbirine bağlamayı amaçlayan bir altyapı projesi koridorudur.
Terörist Netanyahu, Altıgen ittifakın, bölgeyi "radikal Sünni" ve "radikal Şii" eksenlerine ayırarak, israilin karşılaştığı tehditlere karşı ortak bir cephe oluşturma amacında olduğunu açıkça dile getirmişti.
IMEC ve Altıgen İttifakı arasında doğrudan bir bağlantı görünmese de aslında hem Yahudi Rejiminin hem de Küresel Siyonizmin en önemli hesapları arasında bulunuyorlar.
Hindistan'ın IMEC projesine dahil olması ve Netanyahu'nun Hindistan'ı Altıgen İttifakı'na dahil etme planları, Hindistan'ın bu iki girişimdeki potansiyel rolünü gösterir.
İbn Haldun’un deyimiyle “Coğrafya bir kaderdir!” sözünün gerçekliği kadar Coğrafya’nın yeri geldiğinde güçlü bir silah olduğu da unutulmamalıdır.
İslam Coğrafyası tarihsel bir kazanç olarak dünyadaki 7 önemli deniz geçiş noktasının beşini barındırıyor.
Ancak nedense hiçbirinin stratejik konumundan bir silah olarak istifade edemiyor.
Şeytani Siyonist aklın Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile geliştirdiği siyasi ve askeri ilişkiler ile aslında Türkiye’yi adım adım çevrelediği anlaşılıyor.
Hatta son olarak Sumud Filosuna üst üste yaptığı iki baskın ile Yunanistan ve Rum kesimine adeta güven mesajı vererek Türkiye’ye karşı daha pervasız çıkışlara teşvik ediyor.
İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu şimdi daha iyi görülüyor.
Soykırımcı sapkın Epstein koalisyonu, adım adım dizayn ettiği bölgede sonraki adımların neler olacağını her ülke tahmin ediyor.
Buna göre; İran’ın ABD-israil saldırı ve planlarına karşı göstereceği dirence göre bölge ülkeleri ittifaklar kurmaya başlıyor.
BAE’nin bulunduğu saf belli. Suudi Arabistan, Umman, Katar, Kuveyt, Ürdün ve Bahreyn için tehlike çanları çalıyor.
Bu ülkeler Batı İttifakı’na güvenmeseler de kolonyal yapılarından dolayı Batı sisteminden uzaklaşmamaya gayret gösteriyorlar.
Kısacası İran ve Direniş Cephesi ile ilgili yapılan hesapların arka planında İslam’ın mücadeleci ruhunu yok etme hedefi varken Koridorlar (IMEC-Altıgen İttifak- Ben Gurion Koridoru) ile ilgili hesapların arkasında ise Siyonist Yahudi Rejimini enerji ve lojistik geçiş hattı yaparak Ortadoğu’nun en güçlü ülkesi haline getirmek ve ömrünü uzatmak bulunuyor.