Uluslararası ilişkiler disiplini ve Ortadoğu jeopolitiğine yeni (2018’de) katılan tanımlardan biri oldu Ahtapot Doktrini/ Octopus Doctrine.

Siyonist işgal rejiminin eski başbakanlarından Naftali Bennet tarafından 2018 yılında ortaya atılan ve yürürlüğe konulan doktrine göre; ‘israil tüm enerjisini İran’ın çeşitli ülkelerdeki uzantıları, örgütleri veya dünyanın kabul ettiği haliyle DİRENİŞ EKSENİNE yöneltmekten vazgeçerek Ahtapotun kafasına yani İran’ın kendisine yönelik hamleler yapmalı, ona saldırmalıydı.’

Benett, şimdi seçim çalışmalarında bu doktrine döneceğini haykırıp duruyor. Sanki uygulanmıyormuş gibi!

Doktrinin özeti şöyle yapılabilir:

“Ahtapotun kollarıyla savaşarak enerjini tüketeceğine doğrudan kafasını hedef al!”

İran’ın direkt hedef alınması bu doktrinin kabul edilmesinden sonra oldu.

Siyonist işgal rejimi, ABD’nin desteği ve güvenlik şemsiyesi altında Ahtapot Doktrinini pratize ederek suikastlarla adım adım İran’a ulaşmaya çalışmış (ve nihayet şimdilik iki raundluk bir çatışmayı başlatmış durumda.)

Ahtaporun başı için üç aşamalı bir hedef listesi gözetiliyor:

a) Nokta Operasyonları ve Suikastlar

b) Siber Sabotajlar

c) İstihbarat ile içeride iç karışıklık...

3 Ocak 2020’de İran’ın Direniş Ekseni’ni koordine edip büyütmeye çalışan Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani Bağdat Havalimanında yanındaki Irak Haşdi Şabi komutanı Mehdi Mühendisi ile birlikte katledildi.

Kasım 2020’de İran’ın en üst düzey nükleer bilim adamı Muhsin Fahrizade yapay zeka destekli bir suikastla katledildi.

Nisan 2024’te İran’ın Şam’daki Konsolosluk binası bombalandı. Burada Kasım Süleymani’nin görevini tamamlamak için uğraşan 2’si general toplam 7 önemli isim katledildi...

Askeri stratejisyenler ülkelerin güvenliğini kendi sınırlarından başlatmazlar.

İç içe çizilmiş birkaç halka esas alınarak en dıştaki halka da tehdit algısı kabul edilerek karşılanır.

Mesela Türkiye kendi tehdit algısını en uzaklardan ele alır.

Güneyde uzakta Somali yakından ise Suriye’den, batıda Bosna’dan doğuda Azerbaycan’dan ve kuzeyde Kırım’dan başlatır.

Türkiye için bir eksen veya ‘Proxy/Vekil’ güçlerin olmadığı söylenebilir.

Mesela Amerika’nın tehdidi dışarıda karşılama adına 80’den fazla ülkede yaklaşık 750 askeri üssü bulunuyor.

Bu üslerde 174 bin aktif asker bulunurken, sivil personel ve lojistik ekiplerle bu sayı 220 bini aşmakta.

Yani ABD, tehditleri devamlı uzaklarda karşılamakta ve kendi kara sahanlığına ulaşmaması konusunda hassas davranmakta.

Buna benzer bir şekilde İran da Merkezi diri ve güçlü tutup varlığını daimi kılmak için tehditleri uzakta karşılamak konusunda üç bin yıllık bir devlet geleneğine sahip.

Literal olarak Vekil Güçler tabirinin kullanılması anlaşılır bir şey olsa da HAMAS, Lübnan Hizbullah’ı Husiler...gibi yapılara birer maşa yaklaşımı kabul edilemez.

Ahtapot Doktrini, modern güvenlik mimarisinde artık ülkelerin vekalet savaşları döneminin sonlarına gelindiğini gösteriyor.

Benett ve Yahudi askeri kurmaylara göre İran Ahtapotun başı ve bahsi geçen direnişçiler de bu ahtapotun kollarıdır.

Buna göre önce ahtapotun başı ezilmeliydi.

Ancak 7 Ekim Yahudileri yine yanıltarak kolların ne denli önemli olduğunu anımsattı.

Artık ‘Kolların başındaki’ kişiler de ahtapotun başı gibi değerlendirilecekti.

Bunun için uzun suikast listeleri yapıldı.

Beyrut’ta Salih Aruri, Fuad Şükrü, Nasrallah gibi çok sayıda öncü şahsiyet şehid edildi.

Yahudi aklının anlamadığı Müslümanların direniş ve şehadet aşkıdır.

Ahtapot metaforuyla anlatacak olursak;

Ahtapotun beyni ile kolları arasında otonom görevlendirme vardır.

Yani beyni ile kolları arasında bir bağlantı yoktur, otonom bir çalışma sistemi var.

Kollar beynin çalışma sistemini çözdüğü için her defasında komut almasına gerek yoktur.

Yani zulme ve işgale karşı Direniş için bir yerlerden komuta ihtiyaç yoktur.

ANTROPOLOJİK İSTİHBARATI OKUMAKTA zayıf olduğu gözlenen siyonist istihbarat, bu bölgede kalıcı olamayacağını ve şehidlerin kanlarından oluşan kan seli ile boğulacağını görememekte.