Bazı kanallar ne gösterirse göstersin bazı yazarlar ne yazarsa yazsın Türkiye’nin Irak ve Suriye ile ilgili ekonomik ve siyasi ilişkilerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Birkaç gün önce Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ninin verdiği karara göre Türkiye’nin, Irak’a 1,5 milyar $ ödemesine karar verildi. (Faiziyle birlikte 3 milyar $’ı geçiyor)
Türkiye bu parayı ödememek için birçok manevra yapmasına rağmen hükmün uygulanmasından kaçınamıyor.
Irak yönetimi 2014-2018 yılları arasında Irak’a ait ham petrolün usulsüz ve ucuz fiyata Adana-Ceyhan boru hattı üzerinden satılmasını gerekçe göstererek mahkemeye başvurmuştu.
O dönemdeki iddialar oldukça ilginç idi.
İddialara göre; DAEŞ, Barzani’ye Suriye petrolünü tankerlerle taşıyıp çok ucuza satıyordu. Barzani de bu petrolü Türkiye üzerinden Kerkük Ceyhan boru hattından aktararak satıyordu.
Burada asıl alıcı olarak görünen Türkiye olduğu için Irak yönetimi Tahkime başvurup, Türkiye’nin cezalandırılmasını istiyordu.
Aslında başvuruyu yapan Irak yönetimi olsa da olayın arkasında ABD yönetimi ve güçlü petrol şirketleri bulunuyordu.
İlginçtir, Paris İstinaf Mahkemesi itirazları değerlendirip son kararı verdiği günlerde ABD’de yeni ve çok önemli başka bir anlaşmaya imza atılıyordu. Projenin teknik ve finansal süreçleri, ABD öncülüğündeki uluslararası bir konsorsiyum tarafından yürütülecek şeklinde bir madde de bulunuyor.
Anlaşmanın Washington’da yapılması ilginç değil mi? Türkiye’nin bunca gücüne rağmen hemen dibindeki iki ülkenin Ankara yerine Washington’a sığınması düşündürücü değil mi?
ABD'nin başkenti Washington'da düzenlenen imza törenine ABD Enerji Bakanı Chris Wright ve Suriye- Irak temsilcisi Tom Barrack katılıyor.
En son 2003’te faal olan Irak ile Suriye arasında, iki ülkeyi birbirine bağlayan ham petrol boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik mutabakat zaptı imzalanıyordu.
Çok kapsamlı bu toplantılarda Irak Merkezi Hükümeti, Erbil yönetimi ve uluslararası şirketler arasında Kuzey Irak petrolünün Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) üzerinden Türkiye'nin Ceyhan Limanı'na ihraç edilmesini sağlayan üçlü bir anlaşmaya da varılıyor.
Buna ek olarak Irak merkezi hükümeti, ABD'li enerji devleriyle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzalıyor.
Barzani’nin bir zamanlar söylediği gibi “Uluslararası enerji devleriyle yapılan anlaşmalar büyük devletlerle yapılan anlaşmalardan daha önemlidir!”
Bu şirketlerin Maestrosu sayılan BlackRock bu işin neresinde diye hiç merak ettiniz mi?
Hatırlanacağı üzere 27.03.2026 günü Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve BlackRock Başkanı Lary Fink Dolmabahçe Sarayı’nda Sn. Erdoğan ve beraberindeki heyetle içeriğinde Alternatif Enerji Koridorları bulunan çok önemli görüşmeler yapmıştı.
Emperyalist Batı dünyası adına küresel piyasaları tekelinde tutmaya çalışan BlackRock, sahip olduğu devasa sermaye, fon sağlama gücü ve Enerji şirketleri konusundaki çeşitliliği ile ülkeler üzerinde oldukça etkili bir yapı.
Jeopolitik krizlerden beslenen, küresel faiz lobisinin ana karargâhı gibi işleyen, sadece sermayeyi yönetmekle kalmayıp devletlerin karar mekanizmalarına ipotek koyan devasa bir küresel kuşatma aygıtı olan BlackRock’un istediği Alternatif Koridor nihayette imzalarla güvence altına alınmış oldu.
Önce Suriye ile Irak arasında daha sonra Türkiye’nin de katılımıyla üçlü imzalanan anlaşmaya göre ‘Hürmüz Boğazı’ Batı Dünyası için denklemden çıkarılmış olacak.
ABD tüm barbarlığıyla İran üzerinde tahakküm kurmaya çalışırken Körfez ülkelerinin tüm yeraltı zenginliklerini Batı’ya taşıyacak güzergahlar hazırlanıyor.