Son günlerde bölgesel ve sektörel asgari ücret tartışmaları yeniden gündemde.
Kimileri İstanbul ile Anadolu’da aynı asgari ücretin uygulanmasının doğru olmadığını savunuyor, kimileri ise bunun çalışanlar arasında adaletsizliğe yol açacağını söylüyor.
Bu tartışma elbette yapılabilir. Dünyada bunun farklı örnekleri de var. Ancak Türkiye’nin konuşması gereken asıl mesele bu değildir.
Asıl mesele, neden milyonlarca insanın hâlâ asgari ücretle çalışıyor olmasıdır.
Çünkü asgari ücret, adından da anlaşılacağı gibi en düşük ücrettir. Devletin "Bunun altında ücret ödenemez." dediği yasal sınırdır. Yoksa olması gereken ücret değildir.
Üstelik mevcut yönetmelikte asgari ücret tanımı yalnızca işçiyi esas almaktadır. Oysa ücret belirlenirken işçinin ailesinin geçim şartları da dikkate alınmalıdır. Ayrıca asgari ücret, her ay bağımsız kuruluşların açıkladığı açlık sınırının altında olmamalıdır.
Ne yazık ki bizde yıllardır asgari ücret, taban ücret olmaktan çıktı; neredeyse normal ücret hâline geldi. Her zam döneminde milyonlarca insanın gözü Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na çevriliyor.
Çünkü çalışanların önemli bir kısmı ya asgari ücret alıyor ya da asgari ücrete yakın bir ücretle çalışıyor.
Oysa güçlü ekonomilerde başarı, asgari ücreti sürekli artırmakla değil; insanların gelirini asgari ücretin üzerine çıkarabilmekle ölçülür.
Bir iş yerinde yeni başlayan bir çalışanla yılların ustasının neredeyse aynı ücreti alması ne adaletle bağdaşır ne de çalışma barışına katkı sağlar. Bilginin, tecrübenin ve alın terinin mutlaka bir karşılığı olmalıdır.
Üstelik asgari ücret politikası sadece geçinmeyi değil, üretimi de etkiler. Emeğin karşılığını bulamadığı yerde motivasyon azalır, verim düşer, nitelikli iş gücü başka alanlara yönelir.
Elbette farklı şehirlerin ve sektörlerin maliyetleri farklıdır. Bölgesel veya sektörel ücret modelleri de konuşulabilir. Ancak bunlar, asıl sorunun üzerini örten tartışmalara dönüşmemelidir.
Hedef, daha fazla insanı asgari ücretle çalıştırmak değil; daha az insanın asgari ücret almak zorunda kaldığı bir Türkiye olmalıdır.
İslam iktisadı da emeğin hakkının zamanında ve adil şekilde verilmesini esas alır. Asgari ücret, sadece karın doyurmaya yetecek bir bedel değil; insan onuruna yaraşır bir hayatı mümkün kılacak seviyede olmalıdır.
Asıl mesele asgari ücretin ne kadar olduğu değil; neden bu kadar çok insanın asgari ücretle yaşamak zorunda kaldığıdır...