Eğitim kurumlarımız yaz tatilinin pasif çalışması içinde yeni döneme yönelik yol haritasını belirleme gayretindedirler. Bununla birlikte eğitim ve öğretim faaliyetleri bir bütün olarak tüm platformlarda konuşuluyor, tartışılıyor ve yeni projeler doğrultusunda yol alıyor. Eğitim-öğretimin her bir paydaşının önemli vazifeleri vardır. Eğitim ve öğretimin en önemli paydaşı olan veli kısmına dikkat çekmek istedik bu yazımızda. Lakin son zamanlarda kimi paydaşların rol çalması ciddi sorunlara yol açmaktadır. Yaz dönemi olmasına rağmen bu konuyu gündeme taşımayı istedik.
Her bir paydaşın üzerine düşen vazifeyi sınırları içerisinde icra etmesi dileğiyle…
Eğitim yalnızca müfredat meselesi değildir; aynı zamanda otorite, güven ve sorumluluk meselesidir. Bugün okullarımızın görünmeyen ama en ciddi problemlerinden biri, öğretmen ile veli arasındaki sınırların belirsizleşmesidir. Artık bazı okullarda öğretmenden daha fazla öğretmenlik yapmaya çalışan, sınıf yönetimine müdahil olan, notlandırmaya yön vermek isteyen, disiplin kararlarını sorgulayan ve okul idaresini baskı altına almaya çalışan bir veli profili oluşmuştur.
Elbette çocuğunun eğitimiyle ilgilenen veli, eğitimin en önemli paydaşlarından biridir. Ancak paydaş olmak ile sürecin tek belirleyicisi olmaya çalışmak aynı şey değildir. Öğretmenin mesleki yetkinliğini yok sayan bu yaklaşım, eğitimin kalitesini artırmıyor; aksine öğretmenin otoritesini aşındırıyor.
Daha da düşündürücü olan ise eğitim politikalarının zaman zaman bu tabloyu istemeden de olsa beslemesidir. Son yıllarda “veli memnuniyeti” kavramı, bazı uygulamalarda “öğretmen memnuniyetsizliği”ne dönüşebiliyor. Bir şikâyet karşısında öğretmenin görüşü alınmadan yürütülen süreçler, idarecilerin haksız baskılar karşısında öğretmeni yalnız bırakması ve öğretmeni sürekli hesap veren konumuna iten anlayış, mesleğin saygınlığını zedeliyor.
Oysa güçlü eğitim sistemleri, öğretmenine güvenen sistemlerdir. Dünyanın başarılı eğitim modellerine bakıldığında öğretmen; sürekli denetlenen değil, desteklenen, itibarı korunan ve mesleki kararlarına güven duyulan bir konumdadır. Öğretmenin otoritesini zayıflatan hiçbir sistem, uzun vadede başarılı olamaz.
Meselenin bir başka yönü ise aile kurumunun dönüşümüdür. Dijital çağda çocuk merkezli ama sınırları belirsiz ebeveynlik anlayışı giderek yaygınlaşıyor. Çocuğun her isteğini hak gören, her başarısızlığın sorumluluğunu öğretmene yükleyen yaklaşım; çocukta sorumluluk duygusunu değil, hak iddiasını büyütüyor. Hayatın her alanında kendisini haklı gören bireyler yetiştirmenin bedelini ise toplum ödüyor.
İslami açıdan bakıldığında ise eğitim, önce edep ve sorumluluk eğitimidir. Kur’an-ı Kerim, “Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder.” (Nisâ: 58) buyurarak işi ehline teslim etmeyi emreder. Öğretmenlik de ehliyet ve liyakat gerektiren bir emanettir. Anne ve baba, çocuğun ilk öğretmenidir; ancak okul başladığında eğitimin akademik ve pedagojik sorumluluğu öğretmene aittir. Bu denge bozulduğunda sadece okul düzeni değil, çocukta otorite ve saygı duygusu da zedelenir.
Bugün eğitimde konuşmamız gereken asıl mesele; öğretmeni daha fazla raporla, daha fazla evrakla veya daha fazla denetimle meşgul etmek değildir. Asıl mesele, öğretmenin yeniden toplumun en itibarlı mesleklerinden biri hâline gelmesini sağlayacak adımları atmaktır.
Bunun için öncelikle öğretmenin hukuki ve idari güvencesi güçlendirilmelidir. Haksız ve dayanaksız şikâyetlerin öğretmen üzerinde baskı aracına dönüşmesi engellenmelidir. Okul-aile birlikleri ve veli toplantıları, öğretmeni sorgulama zeminine değil, ortak çözüm üretme zeminine dönüştürülmelidir. Velilere çocuk gelişimi, sınır koyma ve okul-aile iş birliği konusunda düzenli eğitimler verilmelidir. En önemlisi de eğitim politikaları, öğretmeni yalnızlaştıran değil, öğretmen ile aile arasında güven köprüsü kuran bir anlayışla şekillendirilmelidir.
Çocuk; öğretmeniyle velisinin çekiştiği değil, birbirine güvendiği bir ortamda yetişir. Bugün öğretmeni değersizleştiren her söylem, yarın bilgiyi de değersizleştirir.
Evet, güçlü nesiller, öğretmenin susturulduğu değil; saygınlığının korunduğu sınıflarda yetişir.