Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.
Sanatla aranız nasıl? Peki ya sanatkârlarla? Elinde bir sanatı olup da kendisine gıpta edilmeyen çok az kişi olmuştur. Ayrıca geçmişten günümüze sanatçılar her zaman el üstünde tutulmuşlardır. Asr-ı saadette şiir çok önemliydi. Sonrasında da şiir ya da güzel söz her zaman önemini korumuştur.
Hemen her sanata yatkınlık insan için bir artı olmuştur. Sanat dediğimiz nedir? Resim ve müzik gibi yeteneklerin yanı sıra hat sanatı, çini, el işi, örgü gibi el becerisi gerektiren işlerdir.
Yaklaşık 80’lerden beri sanat ve sanatçı kavramı adeta evrim geçirdi. Bugün sanat denilen şeyi hemen herkes yapabilmekte, sanatçı olabilmekte… Yeter ki kurallara(!) uysun. Kadın-erkek fark etmiyor. Üsttekilerin emirlerini yerine getirsin, istedikleri gibi giyinsin -ya da soyunsun-, istedikleri sözleri sarf etsin, şarkı içerikleri de onların istediği gibi olsun yeter!
Erkeklerin taktıkları şapka gibi aksesuarlar da dâhil ne giymeleri gerektiğine sektör karar veriyor. Menajer adında bir bela var, o ne derse o yapılıyor. Bu duruma çok meşhur bir sanatçıdan bizzat şahit olduğum için bu kadar net konuşuyorum. Adamın şapkasına su döküldüğü için kameraların açılmasına izin vermemiş ve o günkü röportajı iptal etmişti.
Erkeklerde bile durum böyleyken kadınlarda çok pis işler dönüyor. Şimdilerde genç kız şarkıcıların proje olduğunu bilmeyen var mı? Tabi oldukları projenin içeriğine göre içerik hazırlıyorlar. Ona göre giyiniyor, ona göre davranış sergiliyorlar. Bizim kızlarımız da seyrediyor, onların özgürlüğüne imreniyor. Özgürlük olarak ‘soyunma özgürlüğü’ diyeceğim ama o bile bu şarkıcı kızların iradesiyle değil, kıyafetleri bile üstten birileri seçiyor.
Bir zamanlar K-pop tehlikesinden bahsediyorduk. Şimdi tehlike daha da büyük. Bizzat kendi ülkemizden bir grup kız, kendi dilimizden şarkıları söyleyip sahnede çırılçıplaktan biraz giyinik bir halde sarmaş dolaş dans ediyorlar. Eskiden dansların isimleri vardı. Şimdiki dansların ismi de yok.
En kötüsü de ne biliyor musunuz? Bu ahlaktan yoksun ve toplumun ahlakını bozmak için türetilmiş gruplara Müslüman ailelerin kızlarının da hayranlık duyması. Kızım imam hatip okulunda okuyor. Ne zaman okula uğrasam bir ‘manifest’ ismi duyuyorum. Kendilerini Manifest’in Sümeyye’si, Zoktay’ı olarak niteleyen bir sürü kız var. Bu hayran kitlesinin içinde hafızlık talebeleri de var. Birbirlerine “Sen Manifestten hangisisin?” diye sorup duruyorlar. Gündemleri bu olmuş.
Çocuklarınızın izleme geçmişini bir kontrol edin, ‘Benim çocuğum yapmaz.’ demeyin. Suç, suçlu aramıyorum ama herkes bir kendine baksın istiyorum. Ha, bir de üşenmesin her anne baba, bu grubun en az bir şarkısını dinlesin, videosunu izlesin. Mideniz alıyorsa eyvallah! Çocuklarınızla oturup izleyebilirsiniz. Yoksa bu işe bir dur demenin vakti geldi de geçiyor.
Çocuklar fıtraten bizden daha temizdir. Nasıl oluyor da böyle iğrenç şeylere, et yığınlarına hayranlık duyabiliyorlar, nasıl geldiler bu yaşlarına kendimizi bir sorgulayalım. Sevgisizlik mi, ilgisizlik mi, bilgisizlik mi sebep oldu? Sorunlar, sebeplerin zıddıyla çözülür. Soruna her ne sebep olduysa bunu çözmek için harekete geçelim. Vesselam.