Hemen her ailede, ailede olmasa da sülalede şöyle tipler vardır: Hiçbir şeyle yetinmeyen, sürekli bütün ilgi ve alakanın kendisine yönelmesini isteyen, ‘kaynaklar bana akmalı’ diye düşünen, egoist, hedonist ve narsist… Bu bireyler evde olduğu kadar, girdikleri ortamlarda da hep kendilerinden bahsedilsin isterler. Akran zorbalığı yapan çocuklar genelde bu tiplerdir. Ödevini yapmayan, başkalarını sömüren, kaos ve zorbalıkla yaşamını devam ettiren.

Bu kişilerin en çok hoşuna giden şey, kendilerinden bahsedilmesidir. Kötülüklerinden bahsedilirse daha iyidir onlar için. Çünkü onların gözünde merhamet, vicdan, iyilik hep zayıflığın işaretidir. Kendilerini kınanır hale sokmak, eleştiri bombardımanına tutturmak için ellerinden geleni yaparlar.

Birey düzeyinde durum böyle ise peki devletler nezdinde nasıldır? Devletler de bireylerden oluştuğu için, çoğunlukla tablo aynıdır.

Şimdi bu haydut, eşkıya, karaktersiz, haysiyetsiz ABD ve israile bakalım. Biz kınadıkça palazlanmadılar mı? Biz kınadıkça kendilerinden bahsedilmesinin hazzıyla zulümlerini artırmadılar mı? Bizim pasif şekilde kınamamızla katlanarak arttı zulümler. Bugün babasına, annesine hasret büyüyen çocuklar hep bizim kuru kuru kınamamızın eseri.

Biz kınadıkça evlatsız kaldı analar, babasız kaldı evlatlar. Biz kınadıkça gözlerinden yaş değil kan akar oldu mazlumların. Biz kınadıkça öldürmeler birey düzeyinden çıkıp toplu katliamlara dönüştü. Önceleri eşkıyalık dediğimiz katletmelerin yerini biz kuru kuruya kınadıkça -sözüm ona- mahkeme kararları aldı. Biz kınadıkça duvar diplerinde babasının arkasında değil, mahkeme duvarlarının arkasında annesiz babasız katledilir oldu çocuklar. Birçoğu çocuk olan 12 bin kişinin idam fermanını imzalamış zalimler. Bunlar işte hep biz kınadıkça oldu.

Biz kuru kuruya kınadıkça zulümler meşruiyet kazandı. Çünkü basit tepkilerle gösterilen olaylara duyarlılık azalır. Pasif kınamalarla geçiştirilen katliamlar zamanla normal karşılanır. Söylemler ve eylemler birbirini etkiler. Söylem sadece kınamadan ibaretse, düzgün bir eylem de gelişmez. Zaten eyleme geçmek isteyen kim?! Yetkililer vicdanlarını rahatlatma peşinde. Anlamadığım şey, buncağız tepkiyle rahatlayan vicdanlarının hacminin ne kadar olduğu.

Biz kınadıkça palazlandı zalimler. Biz boykotu önemsemedikçe bizim paralarımızla semirip yaban domuzu gibi saldırdılar kardeşlerimize. Sadece israil-Filistin olayında da değil, dünyanın neresinde bir zulüm varsa hepsi biz kınadıkça büyüdü. Doğu Türkistan’da günde 1 $’a en az 12 saat çalıştırılan kardeşlerimizin emeğidir aldığımız Çin malı ürünler. Dilimiz kardeşlerimizle ama cebimiz onlara zulmedenlerle.

Aslında ben de artık halkı kınamasam iyi olur. Koca koca yetkilerle çeşitli makamlara oturmuş kişiler, düşmanın bir sivrisineğini bile avlayamazken, yıllardır ama yıllardır meydanlarda, ekranlarda esip gürleyip kınama combo yaparken, onları seçen halka ne diyebilirim ki! Belki biz kınadıkça başımıza geliyordur korkak ve ürkekler… Vesselam.