Evet, dün büyük bir kalkışmanın 10. yıl dönümüydü. 2016’nın 15 Temmuz gecesi Fethullah Gülen’in ordunun içindeki uzantıları darbe girişiminde bulundu.

İddialara göre, darbe girişimi fark edilmeye başlayınca kalkışma erkene alındı ve böylece iş, darbecilerin programladığı gibi gitmedi.

Özellikle herkesin daha uyanık olduğu bir vakitte darbe girişiminin olması, milletin sokağa çıkmasını sağladı ve böylece darbecilerin emelleri kursaklarında kaldı.

Kadınıyla erkeğiyle bu millet, darbelerden ve zorbalıklardan çektiğinin refleksiyle bir anda sokakları doldurdu.

Daha önce de ifade edildi: Milletin sokakları doldurmasının arkasındaki asıl sebep, inanın, herhangi bir “sistem”i koruma refleksi değildi. O günkü direniş ve diriliş, özellikle şimdiye kadar emperyal güçlerin gerçekleştirdiği darbelerle milletin değerlerine, imanına, İslam’ına vurulan prangaların bir kez daha tekrarlanmaması adına ortaya konan bir direniş ve dirilişti.

Açıkça söyleyelim ki milletin bu şanlı direnişini kalkıp emperyal güçlerin ortaya koyduğu kavramlarla da vaftiz etmenin hiçbir anlamı ve önemi yoktur.

Bu millet, kendi namusunu, iffetini ve onurunu korumak için sokaklara akın etti. Bankamatik kuyruklarına dizilen çıkarcı ve değerler noktasında bir endişesi olmayanların aksine, onlar tankların önlerine bedenlerini siper ettiler.

Ezan, sela ve tekbir sesleriyle tankların ve uçakların seslerini bastırmaya çalışırlarken, bugün içi boş kavramlarla bunun üzerinden övgüler dizmeye çalışanların, cami kapılarını yumrukladıkları ve selaları susturmaya çalıştıklarını unutmak mümkün değildir.

FETÖ’nün ve aslında arkasındaki diğer küresel güçlerin bu kalkışmasını engelleyenlerin, bu coğrafyanın asli değerleriyle yoğrulmuş ruha ve bilince sahip millet olduğunu bilmeyen yoktur. Ama maalesef, öne çıkarılan bu olmayınca hayıflanmamak elde değildir.

Bir kez daha ifade edelim: Bu millet, içi boş Batı kavramlarının korunması için sokaklara çıkmadı. Ve yine bu millet, bütün vatan toprağı festivaller ve konserler adına halkın değerlerinin aşındırıldığı bir meydan ve platform olsun diye de canını ortaya koymadı.

15 Temmuz’daki darbeye karşı direniş ruhu, manevi değerlerle mücehhez İslami bir ruh ve asalet idi. Bunu çalmanın veya çaldırmanın büyük bir hırsızlık ve stratejik ihanet olduğunu özellikle herkesin bilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Değerlerin korunması uğruna, O’nun Kelamı ve Sözü en yüce ve üstün olsun diye can katan bütün şehitlerin şehadetlerini bir kez daha tebrik ediyorum.