Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.
Önceki yazımızda “Eyvah kızım büyüdü!” demiş, bedeniyle birlikte fikirleri de değişime uğrayan çocuğumuzun durumundan nasıl endişelendiğimizden bahsetmiştik. Başlangıç olarak bir parantez açıp sonra sorunun çözüm yollarına bakalım inşâallah.
Yanlış fikirler, yanlış arkadaşlar ve yanlış davranışlardan endişelenmemiz elbette normal ancak bu endişeyi dışa vurma biçimimiz meselenin çözüme kavuşup kavuşmamasında etkin bir rol oynar. Konuyu yine kızımızın tesettürü üzerinden ele alacağız ki bu günümüzde çok büyük bir sorundur.
Bir önceki yazımızda, kızımızın örtünmek istememe sebeplerinden bahsetmiştik. Pratik olarak biliriz ki birçok sorun, zıddıyla çözülür.
1. Kızımıza şimdiye kadar tesettürü sevdirememiş olabiliriz. Bu açığı kapatmak için, kızımızın yaptığı davranışlar takdir edilmeli, velev ki kızımız tesettürsüz olsa bile. “Beterin beteri var.” Derler. Kızımız beterse bile daha beteri vardır. Biz çocuklarımızdaki kötü huy ve davranışlar yerine güzellikleri görmeye çalışalım. Bu bizim ona karşı tavrımızı yumuşatır. Aslında bu son cümleyi kurmak gerekmemesini dilerdim ama maalesef çocuklara şiddet bile uygulanıyor.
Kızımız başını örtmüyorsa daha beteri de vardır. Rabbim şükredenlere nimetini artırır. Biz elimizdekine şükredelim ki Rabbimiz daha iyisini bize nasip eylesin, elimizdekini daha güzel bir hale koysun.
2. Çocuğumuz ihmale uğradığı için artık kendini salmış olabilir. Neden biliyor musunuz? İnsan ilgiyi seven bir varlıktır. Bebekliğinden itibaren temel ihtiyaçlardan başka bir de sevilmeyi arzular. Bebeklerin kucak istemesi buna en büyük delillerdendir. Çocukluğunda ihmal edilen çocuk şunu der: “Bugüne kadar yaptığım hangi şey görüldü ki?” Mesele bundan sonra başlıyor. Şahit olmuşsunuzdur, okuldaki yaramaz çocuklar hiç akıllanmazlar. Ne kadar dayak yeseler daha çok yaramazlık yaparlar. Ev ortamında da durum böyledir. Evin yaramazı, üzerinden dayak ve azar biraz eksilince hemen bir yaramazlık yapar ki varlığı bilinsin. Çocukken ihmal ettiğimiz kızımızı en azından şimdi gözbebeğimiz yapalım, yaptığı güzel davranışlardan dolayı onları taltif edelim.
3. Çocuğumuzun fikirlerine bugüne kadar değer vermediysek bundan sonra vererek işe başlayabiliriz. Tesettürü sevmeyen, kötü arkadaşlar edinmiş bir kızın fikri ne kadar doğru olabilir ki, gibi düşüncelere kapılmayalım. Ev düzeni, eve alınacak bir eşya, raftaki bardakların duruşu… İstesek onun fikrini alacak bin tane şey bulabiliriz. Böylece çocuk kendisine değer verildiğini görüp kendini size daha yakın hissedecektir.
4. İslam’ın güzelliklerini biz biliyor olabiliriz. Belki biz de bilmiyoruzdur. Hamurumuz yumuşaktır ve bizden ne istendiyse koşulsuz kabul etmişizdir. Ancak yeni nesil böyle değil. Kimse faydasına inanmadığı bir ilacı içmez. Yararına inanmadığı bir işi yapmaz. Ha, cehennemle korkuturum diyorsanız inanın ki yeni nesil cehennemden de korkmuyor artık. Üstteki üç madde ile aramızı bir nebze düzelttikten sonra çocuğumuza İslam’ın güzelliklerini anlatmaya başlayabiliriz. Belki de bunu biz değil, kızımıza yakın ve onun saygısını kazanmış biri anlatsa daha iyi olur.
5. Kötü arkadaş meselesinde de kısaca şunu söyleyebiliriz: Çocuklarımıza ortamı biz oluşturalım. Okulda temiz, güzel ahlaklı çocukların aileleriyle birbirimizi ziyaret ederek çocuklarımızın da kaynaşmasını sağlayalım. Kişi kime yakın durursa onun ahlakından nasiplenir, kendini ona yakın hisseder.
Rabbim çocuklarınızdan dolayı yüzlerinizi yalnızca sevinçten ağlatsın. Selam ve dua ile…