Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.

Yazıma başlıktaki soruyla başlamak istiyorum: Çocuğunuzu seviyor musunuz?

Birçok ebeveynin bu soruya karşılık “İnsan elbette çocuğunu sever.” dediğini tahmin etmek zor değil. Tabii ki severiiiz, anneyiiiz, babayııız. Hele annelik var ya annelik, kutsaldır. Cennet annelerin ayakları altındadır. Anne, yeryüzündeki en merhametli kişidir ve biz anneler, merhametimizi Allah’ın okyanuslardan daha engin merhametinden almışız.

Bunlar doğru… Ama eksik… Zaman zaman çocuklarımızı sevmediğimiz oluyor. Sözümüzü dinlemediklerinde, bizi ‘elâlem’e rezil ettiklerinde, kimimiz için ders çalışmayıp tembellik yaptıklarında, kimimiz için o çok istediğimiz sınavı/bölümü kazanmadıklarında, kimimiz içinse en önemlisi ve en tuzağa düşürücü olanı… Sıkı durun geliyor… Dini yaşantıları zayıf olduğunda.

İnsan Ne ile Yaşar kitabında Tolstoy, insanın sevgiyle yaşadığını anlatıyor. Rabbimiz de âlemleri Peygamber Efendimize olan muhabbeti sebebiyle yarattığını bildiriyor. Bir kudsi hadiste “Sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım.” buyuruluyor. Sevgi ile var olduk, sevgi ile yaşıyoruz.

Hayvanları sevgimizle besliyoruz. Bitkilerden sevdiklerimizi suluyoruz. İnsanlardan sevdiklerimizle vakit geçirmeyi yeğliyoruz. Yeryüzündeki bütün varlıklardan sevdiklerimiz ve sevmediklerimiz olabilir. Ancak çocuklarımızı sevdiklerimiz ve sevmediklerimiz şeklinde iki kategoriye ayıramayız. En fazla şöyle gruplandırırız: sevdiklerimiz, çok sevdiklerimiz veya az sevdiklerimiz.

İsmini ve kitabını hatırlayamadığım bir hoca bir kitabında şöyle yazmıştı: “İnsan kendini sever, nefis kendini beğenir. İnsan kendi ter kokusunu bile sever kendinden çıktığı için…” Başka örnek de vermişti. Şimdi insan nasıl olur da kendinden meydana gelen evladı sevmez?

Allah aşkına ‘Seviyoruz!’ diye tutturmadan düşünün. Çocuğunuz sınavlardan zayıf aldığında da seviyor musunuz? Yaramazlık yapsa, okuldan çağrılmanıza sebep olsa da seviyor musunuz? Oğlunuz kötü arkadaşlarla takıldığında da onu sever misiniz? Kızınız keza, başını örtmek istemese, örttüğünde de gelişigüzel sırf sizden korktuğu için… Çocuklarınız namaz kılmasa da onları sever misiniz? Nuh aleyhisselam gibi bir baba olmaya sabrınız var mı?

Koşulsuz sevgi, bir çocuğun sağlıklı gelişmesi için en önemli faktörlerden biridir. “Seni sen olduğun için seviyorum. Sen benim hayatımdaki en önemli kişilerden birisin.” diyebilmektir. Amasız, şartsız şurtsuz, dayaksız çocuk yetiştirmenin ilk ve en kolay adımıdır.

Bu konu burada bitmeyecek ama son birkaç sözle bitirelim. Baba bir gün çocuğunun yanında “Dayak cennetten çıkmadır.” demiş. Çocuk da “Dayak iyi bir şey olsaydı cennetten çıkmazdı.” diye cevap vermiş. Çocuğunu dövmeyi marifet ve eğitim sanan o çok dindar, allame-i cihan büyüklere bir soru: Rasulullah (sav) hayatında kaç kere çocuk dövmüştür? Haftaya inşâallah buradan devam edeceğiz. Vesselam.