Miraç, yükselmenin değil; yücelmenin adıdır.
Zira kul, yükseldikçe değil; Hakk’ın huzurunda eğildikçe yücelir.
Kul, secdede alçalır; ama Allah katında izzet bulur.
Miraç, mahzun yüreklerin müjdesidir.
Resûlullah (sav) için Miraç, yalnızca göklere yükseliş değil; Mekke’nin boğucu zulmünden sonra ilahî bir tesellidir. Zira bu yolculuk, hüzün yılının hemen ardından lütfedilmiştir.
Miraç, dünya ve dünyalıkları ardında bırakıp, İsrâ yürüyüşüyle Rabbe doğru yürümektir.
Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yapılan bu gece yolculuğu, sadece bir mekân değişimi değil; kalbin bağlardan arınma seyridir.
Miraç, Mekke’de daraldığında Hira’ya sığınmaktır.
Zira Efendimiz (sav) vahyin ilk ağırlığını orada taşımış, insanlığın yükünü orada omuzlamıştır.
Miraç, Taif’te taşlanan, yorulan yalın ayaklarla, Sidretü’l-Münteha’ya yürüyebilmektir.
Meleklerin “istersen helak edelim” teklifine karşılık, “Belki onların soyundan Allah’a kulluk edenler gelir” diyebilen bir rahmet ahlâkıdır Miraç.
Miraç, hüzün yılını huzur yılına çevirmektir.
Hz. Hatice’nin vefatıyla, Ebu Talib’in kaybıyla sarsılan bir kalbe, doğrudan Allah katından gelen ilahî bir tesellidir.
Miraç, hüzün yılını yaşayanların müjdesidir.
Çünkü Allah, en ağır imtihanlardan sonra kullarını en yüksek ikramlarla şereflendirir.
Miraç, âşığın visale kavuşma anıdır.
Beşerî idrakin durduğu yerde, ilahî yakınlığın başladığı yerdir.
Miraç, ayaklar arzda iken; mümin yüreklerin Arş’a doğru seyr u sülûk hâlinde olmasıdır.
Miraç, her daim Rabbe doğru coşkun bir su misali akmaktır.
Aktıkça arınmak, arındıkça yücelmektir.
Miraç, secdelerde eğildikçe, esrarengiz gecelerde yükselmektir.
Sonra bir Burak sırtında, seyr ü sefer eylenir yedi kat göklerde…
Her makamda bir peygamberle buluşulur; tevhidin zinciri tamamlanır, risaletler selamlaşır.
Bir anda mahzun yürekler mesrur olur; huzur bulur, visal olur.
Sırtına yük olan hüzün, ilahî yakınlıkla yok olur.
Miraç, Rabbin dergâhına mihmandar olmaktır.
Bu mihmandarlık öyle sıradan bir misafirlik değildir.
Kul, yüreğindeki bütün yükleri orada bırakır.
Gönül kabını aşk, muhabbet ve itminanla doldurup döner.
Lakin bu dönüş boş bir dönüş değildir.
Zira kul, her daraldığında sığınacağı, her hüzünlendiğinde ferahlayacağı bir Miraç hediyesiyle geri gönderilir:
Namaz!
Çünkü Resûlullah (Sav) buyurmuştur:
“Namaz, müminin miracıdır.”
Ne mutlu Namazı Miraç olan Müminlere!
Ne mutlu Mirac’ın hazzını yüreğinin derinliklerinde yaşayabilen Salih kullara!
Rabbim bizleri, dünya ve dünyalıklardan sıyrılıp, davetine icabet eden muttaki kullarından eylesin inşallah!
Selam ve dua ile.