Bismihi Teâlâ

“Karne yerine verilen gelişim raporları, eğitimde yeni bir dönemin habercisi.

Ancak bu değişimin başarıya ulaşması, sadece yönetmeliklerle değil; inanç, hazırlık ve sabırla mümkün.’’

Maarif Modeli ile eğitimde yeni bir dönem başladı.
MEB son bir yıldır köklü bir değişim sürecinden geçiyor.

Bu dönüşüm yalnızca müfredatı değil, düşünceyi ve dili de yeniliyor.

Literatüre yeni kavramlar, eğitime yeni terimler girdi.

Bakanlık hizmet içi eğitimlerle öğretmenleri bu modele hazırlıyor.

Ancak değişim sadece tavanda değil, tabanda da benimsenmeli.
Henüz yerelde bu dönüşümün tam anlamıyla içselleştiği söylenemez.

Hatta sendikalar bu adımları teorik ya da retorik buluyor.

Oysa ailelerin de bu sürece katılması, sistemin başarısı için çok önemli.

Okullar yarıyıl tatiline girerken, artık klasik karneler yerine “Gelişim Raporları” verildi.
İlkokul 1-2, ortaokul 5-6 ve lise 9-10. sınıf öğrencileri, bu raporlarla hem öğrenme becerilerini

hem de kişisel gelişimlerini görme imkanı bulabilir.

Fakat uygulama sahada tartışma yarattı.
Öğretmen sendikaları, bu raporları “angarya” olarak nitelendirdi.

Bakanlık, eleştiriler üzerine formu sene sonuna tehir etti.

Ancak ilkokul 1-2. sınıflara gelişim raporları vermekle yetindi.

Peki, gelişim raporları ailelerin ve öğrencilerin ilgisini çekti mi?

Rakamla düşünen bir toplumuz; bu yüzden raporlardaki tanımlar çoğu kişiye muğlak geliyor.

Anlaşılan o ki, okullar da bu sisteme tam güven duymuyor.
Soru çok, cevap az.
Basit olana mı yöneliyoruz?
Yoksa ayrıntıdan mı kaçıyoruz?
Veliler gelişim ifadelerini anlamakta zorlanıyor ve belki de bunda pek de haksız değiller.

Belki bu sistem, başarılı eğitim modellerinden esinlenmiştir.
Amaç, öğrenciyi bir bütün olarak değerlendirmek…

Sadece notla değil, becerileriyle görmek…
Yine de hem okulların hem ailelerin bu anlayışa hazır olması gerekir.

Amaca hizmet etmeyen her yenilik zamanla etkisini kaybeder.
Kalabalık sınıflarda bireysel beceriyi ölçmek kolay olmuyor.
Kopyala-yapıştır raporlar, öğrencinin gerçeğini göstermez.

Eğitimde değişim cesaret ister.
Ancak bu cesaret, sadece yönetmelikle değil, inançla ve sabırla desteklenirse anlam kazanır.
Bugün karne yerine gelişim raporlarını konuşuyoruz.
Umarız yarın, gerçekten gelişmiş bir eğitim kültürünü konuşuruz.

Özetle; ölçmekten çok anlamak gerekir.
Süreç odaklı değerlendirme, veriden öte bir bakış ister.
Eğer öğrenciyi bütünüyle betimliyor ama yönlendiremiyorsanız, ne okulu dönüştürebilirsiniz ne de aileyi ikna edebilirsiniz.
Gerçek değişim kelimelerde değil, pratikte başlar.

Kalın sağlıcakla.