Siyonist İşgal rejimi son 30 yıldır, periyodik olarak bu iddiayı dile getirerek İran’ı hedefe koymaya devam ediyor. İstisnasız bütün siyonist baş katiller bu iddiayı ısıtıp ısıtıp gündeme getirmekte, ‘basındaki kuklaları’ eliyle, batıda ve İslam beldelerinde koro halinde bu nakarat tekrar edilmektedir. Siyonizmin emir eri gibi hareket etmek mecburiyetinde olan ABD’nin iradesiz başkanları da bu nakaratı daha üst perdeden dile getirerek mevzi almaktadır.
1990’dan itibaren bütün siyonist baş katiller, her açıklamalarında ‘İran nükleer silah üretiyor’ diye söze başlamakta ve bunun acilen durdurulması için operasyona başlanması gerektiğini canhıraş bir şekilde dile getirmektedirler. Aynı zamanda, ‘nükleer çalışmalarla’ ilgili ne varsa, hemen yok edilmesi için operasyona başlanması gerektiğini ifade ederek, esaret altına aldıkları başta Amerika olmak üzere bütün batılı küfür cephesini savaşa zorlamaya çalışmaktadırlar.
2026 yılına gelindiğinde; siyonist baş katil, aynı nakaratı tekrar etmekte ve esaret altına aldıkları pedofili sapkın ABD başkanına aynı nakaratı tekrar etmesini emretmekte ve İran’a savaş açması gerektiğini böğürüp durmaktadır. Bölgede tek başına kalan/bırakılan İran’ın hareket alanının daha da daraltılması için bölgedeki kimi sözüm ona İslam ülkesini de, bu vahşi emellerine hizmet etmeleri için etkisiz hale getirdikleri görülmektedir.
Bu süreçteki İslam ülkelerinin ölüm sessizliği ise katil ve gaddar işgalcileri daha da bir cesaretlendirmektedir. Siyonist katillerin, bu civar İslam ülkelerinin nerdeyse topraklarının tamamının kendilerine ‘vaat edilmiş toprakları’ olduğunu bağırıp çağırmalarına rağmen, bu sözüm ona İslam ülkelerindeki ölüm sessizliği artarak devam etmektedir.
Katil ABD’nin, bölgeye bu derce caydırıcı bir askeri yığınaktan sonra İran’a yönelik bir hareketin ihtimali de artmaktadır. Her halükarda katil ABD’ye ciddi sonuçlar doğuracak ‘bu işgal harekâtı’ bölgeye de ciddi bedeller ödetecektir. On yıllardır çok ağır ambargolar ve sistematik saldırılar altında onurlu bir varlık göstermeye devam eden İran’ın da kayıpları olacaktır.
Ancak en büyük kaybı muhtemelen siyonist işgal çetesi yaşayacaktır. 12 günlük savaşta, İran saldırılarıyla ciddi kayıplar yaşayan bu işgal çetesi, İran’ın daha fazla güçlenmeden bir oldubitti ile savaşa tabi tutulması ve Amerika eliyle, bir daha kendisine füze fırlatmayacak şekilde yok edilmesini planlamaktadır. Çok güvendikleri ‘Demir Kubbelerinin’ bu füze saldırıları karşısında aslında çok da bir işe yaramadığını görmüşlerdi.
İran’ın füze, insansız hava aracı, yazılım ve diğer silah sanayinde günden güne gelişim gösterdiğini gören siyonist katiller, ABD’yi maşa olarak kullanıp buna müdahale etmeyi düşünmekte, bugün bu gücü kendilerinde görmektedirler. Ancak kısa ve orta vadede, İran’ın elde edeceği yeni kabiliyetlerle bırakın müdahale edip operasyon yapmayı, bunları akıllarından geçiremeyecek kadar bir caydırıcılıkla karşılaşacaklarını çok iyi bilmektedirler.
Onun için nükleer silahı bahane ederek, İran’a yönelik bir operasyon/işgal girişiminde bulunacaklar. Bu olası operasyon işgal çetesinin sonunu getireceği gibi Amerikan emperyalizminin de sonunun başlangıcı olacaktır. Zira on yıllardır ABD’de, milyonlarca küçük çocuğun tecavüze tabi tutulması, işkencelerle ayinlerde öldürülmesi ve etlerinin yenilmesi, bu vahşet düzenin sonunun çoktan başladığını ortaya koymaktadır.
İran’a yönelik saldırı belki de ‘bardağı taşıran son damla olacaktır.’ Gazzelilerin bedduası ve ahı ise siyonist katillerin, barbar batılıların ve yerli zelil işbirlikçilerin sonunu daha da hızlandıracaktır inşaallah...