Yürekten kopup gelen samimi bir seda, küresel bir nidaya dönüştü Elhamdülillah!

Öyle ki bu nida, özüne özlem duyan bu milleti adeta kendine getirdi; “Allah” (C.C) diyerek vuslata erdi gönüller.

Evet, kendini bulan Rabbini bulur; Rabbini bulan ise tarifsiz bir huzura erer.

Rabbimiz, huzur kaynağımız Kur’an-ı Mübîn’de şöyle ferman buyuruyor:

“Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.” (Ra’d Suresi, 28)

Demek ki insanoğlunun tek huzur kaynağı, Allah’ı (C.C) anmak, anlamak ve yaşamaktır.

Zira O’nsuz (C.C.) hayat memattır; O’nsuz tüm sistemler insanlığa zulümattır.

O’nunla hayat bulur ölüler, O’nunla nefes alır diriler, O’nunla huzur bulur tüm daralan yürekler.

Yakın zamanda bir umre ziyaretimiz oldu Elhamdülillah!

Orada insanların oluk oluk, coşkun bir su misali Kâbe’ye aktıklarına şahit olunca Rabbim, tefekkür penceresinden bana şu mesajı verdi:

“Rabbim, Senin Beytin siyah, kare ve sade bir yapı olmasına rağmen acaba insanları bu kadar cezbeden nedir?” diye cahilâne bir sual sordum Rabbime…

Sonra Arifane bir cevapla geldim kendime...

Rabbim dedi ki: “Çünkü burası insanlığın yaratıldığı ilk nokta; aslında insanlar özüne doğru koşuyor. Özüne kavuşan ise ruhu miraç olup Rabbiyle buluşuyor.” İşte bu nedenle müminler huzura koşup, huzura kavuşuyor.

Bugün yıllarca özünden kopmuş bu milletin huzura koşması ve kavuşması bazı muzırları huzursuz ediyor.

Fakat biz buradan, huzurdan yoksun bu muzırlara bir kez daha şunu hatırlatmak isteriz:

Gelin, günah çukurunda kirlenmiş ruhlarınızı tövbe sabunuyla paklayın, iman suyuyla aklayın.

Allah lafzıyla huzura erin!

Bu milletin imanıyla, İslami değerleriyle uğraşmayı bırakın artık!

Bırakın bu memleket ve tüm dünya “Allah, Allah” diyerek huzura ersin!

Çünkü O’nsuz (C.C.) hiçbir mekân, mevki, makam huzur vermez insana…!

O’nunla zindan gülistana, mezar bostan-ı cinâna dönüşür.

Hayat da memat da O’nunla (C.C.) güzeldir.

Unutmayalım; dilimizde ve kalbimizde ne varsa ayaklarımız bizi o yöne götürür.

Yani hayatımızın merkezinde ne varsa, o yöne doğru koşarız.

Öyleyse gelin, hayatımızın merkezine aldığımız dünya ve dünyalıkları bir tarafa bırakıp o merkeze Allah’ı koyalım ki ayaklarımız ve gönüllerimiz coşkun bir su misali her daim o yöne doğru aksın.

Ey Rabbim, bizi her daim Sana doğru akan Salih ve Muttaki kullarından eyle!

(Amin ya Rabbel âlemin)