O çok arzuladıkları ateşkesin üzerinden 24 saat geçmemişken ateşkesi yine kendilerinin bozmaları, şeytani tıynetlerini ortaya koymuyor mu?

Artık tüm dünya Epsteinci bu siyonist şebekeyi tanıyor..

Bunu, soykırım yaptıkları Gazze’de yıllardır yapıyorlar ve kınamaların dışında hiçbir ülke veya uluslararası kuruluşun müdahale ettiği falan da yok!..

Şimdi İran’la varılan ateşkes maddelerinde geçtiği halde Lübnan’a var güçleriyle saldırıyorlar. Amaç, İran’da yapamadıklarını Lübnan’da Hizbullah’ı etkisizleştirerek hem kuzey cephesini güçlendirmek hem de Kassam’ın 7 Ekim’le başlattığı ve ardından İran füzelerinin yıktığı yenilmezlik algısını tekrar oluşturabilmek..

Bunun için yapamayacakları vahşilik yok..

Sadece bir gün (Çarşamba) içerisinde Lübnan’ın farklı bölgelerinde toplamda 300’den fazla sivil insanı katlettiler..

Savaşın başından bu yana şizofrenik vakalar sergilediği yalancılığıyla öne çıkan Trump, terörist israilin vurduğu Lübnan için “Ateşkese dahil değil” diyor. Yardımcısı Vance ise daha yüzsüz ve ekabir bir edayla: “israil Lübnan'da kendisini biraz dizginlemeyi teklif etti. Çünkü bizim yürüttüğümüz müzakerenin başarılı olmasını istiyorlar.”

Vance bu açıklamayı terörist israil, yüzlerce insanı katlettiği saatlerde sarf ediyordu. Dizginleme buysa, olmasaydı ne olurdu acaba?

Ateşkes için arabuluculuk yapan Pakistan “Ateşkes planı Lübnan’ı da kapsıyordu.” Açıklamasına rağmen bu sapkın Epsteinci tayfanın yalanlarla çarpıtma ısrarı ekonomik, siyasi ve askeri anlamda güçlü konumları dolayısıyladır, yoksa haklı olduklarından değil.

Diğer yandan işlevsiz BM; İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Avrupa ülkesi Lübnan’ın ateşkes kapsamında olduğu, değilse bile kapsama alınması gerektiğini ifade eden olumlu açıklamalarda bulunuyorlar ancak bu siyonistlerin derdi başka.

Gelişmeler bu yönde seyrederken Axios’un, ABD'li üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı bilgiye göre; Netanyahu'nun ateşkes ilanından kısa süre önce Trump ile Lübnan'a saldırı konusunda anlaştığı ortaya çıktı.

Hemen sonra terörist Netanyahu’nun "Daha işimiz bitmedi, tamamlamamız gereken hedeflerimiz var.” Açıklaması ise vaziyeti daha anlaşılır hale getiriyor sanırım.

İnsanlık dışı saldırıların anlamının; kaybettikleri yenilmezlik algısını yeniden oluşturma çabası olduğu açıktır. Ancak nafile uğraşlar olduğu, çöküş sürecine girmiş olduklarını kendileri de yakından hissediyor artık.

Çünkü ne işgalci ABD ne terörist israil için bugünden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak..

İşgal rejiminin ana muhalefet lideri Yair Lapid’in, "Ulusal güvenliğimizin temelini oluşturan kararlar alınırken masada bile yer almadık"larını belirterek Netanyahu’ya ateş püsküren açıklaması ise işin başka bir boyutu. Saha gerçeklikleri açısından kayda değer bir hakikatin ifşasını yansıtıyor.

Terörist israil rejiminin İran’a yönelik savaştaki konumuna rağmen ateşkes masasında yer bulmaması, sözde bir devlet olmaktan öte, İslam coğrafyamızın kalbi konumundaki Filistin’e yerleştirilen ve emperyal idealler için hareket eden paramiliter terörist bir oluşum pozisyonunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Dolayısıyla gün uyanma ve ayağa kalkma günüdür. Vahşi katliamlara imza atarak korku imparatorluğu oluşturan ABD ve paramiliter rejim israil ne kadar da güçlü bir pozisyona bürünmüş olsalar da bilinmelidir ki artık yenilmez değillerdir.

Bu sapkın şeytani yaratıkların etkisiz hale getirilmesi için Müslüman ülkelerin birlikte hareket etmeleri artık kaçınılmazdır. Bunun başka bir yolu yok!.. Çünkü siyonist evanjelistler laftan değil ancak güçten anlar…

Yüce Allah Celle Celaluhu Tevbe suresinde şöyle buyuruyor: “Siz, yeminlerini bozan ve Peygamber’i yurdundan çıkarmaya kesin olarak azmeden bir toplulukla savaşmaz mısınız? Kaldı ki, savaşı size karşı ilk başlatanlar da onlar olmuştu. Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü’minseniz, kendisinden asıl çekinip korkulacak olan Allah’tır.”