Son iki üç haftadır Ankara Büyükşehir Belediyesiyle birlikte ilçe belediyeler, hummalı bir çalışma içerisinde. İlk başlarda anlamlandıramamıştım, “Hayırdır inşallah, bu ne azimli çalışma. Yok yok, yerel seçimler yaklaşıyor herhalde” gibi düşünceler içerisindeydim.
Ancak sosyal medyadan NATO toplantısı için kapatılacak yollar haberini görünce belediyelerin hummalı çalışmalarının sırrı da anlaşılmış oldu.
Asfalt dökme, yolların tamiri, orta refüjlerin çiçeklendirilmesi, yol boyu kötü görünümlü yapıların üstünün örtülmesi renklendirilmesi ve envai hizmet.
Madem isteyince bu kadar kolay olabiliyorsa bunca zamandır yapılması gereken bu hizmetler neden yapılmıyor diye sormazlar mı?
Başka ülke liderleri ve misyonlarının geçeceği göreceği yollar, mekanlarda rahat etmeleri sağlanan hizmetleri bu ülke insanına layık görmediğinizden dolayı mı bugüne kadar yapmıyordunuz?
En basitinden NATO’nun liderler zirvesi hatırına yaptığınız rögar çevrelerinin asfalta sıfırlama çalışmaları bile yüz binlerce aracın tamir bakım sürelerini uzatan, konforlu bir sürüş sağlayan bir hizmet ki bunun gibi tonla hizmeti halktan esirgemekle hak gaspına girmiş olmuyor musunuz?
Daha da önemlisi; Ankara’da onlarca çocuğun canına mal olan başıboş sokak köpeklerinden 52 bini, NATO Zirvesine katılacak liderlerin hatırına toplatılmış. Ben söylemiyorum, Ankara Valisi Yakup Canbolat açıklama yapmış.
Sayın valinin Ankara mesaisi yeni, biliyorum. Mesele kişisel değil kurumsal ve de geçmişe dayanıyor.
Madem isteyince belediyeler ya da farklı kurumlar üzerinden toplatılabiliniyorduysa neden bunca yıl beklendi?
Zirveye katılacakların görüntü konforu, çocukların canından daha mı değerli sayın yetkililer!..
Bu nasıl bir anlayış, bu ne zulüm!..
Suç, sadece göstermelik hizmetlerle göz boyayan başkanlarda değil; seçim zamanı o başkanları layık olmadıkları koltuklara oturtan seçmen kitlesinindir de…
***
SLOGAN’I DA AŞIRMIŞLAR…
Daha önce Ekrem kullanmıştı bu sözü, ardından Özgür Özel dillendirdi; “Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız” diye.
Mutlak Butlan kararı sonrası partinin başına geri dönen Kılıçdaroğlu sonrası ikiye ayrılan CHP’deki koltuk savaşı sürecine uygun düşen bu slogan, taraftarı motive edici toparlayıcı bir etkiye sahip.
Slogan hoşuma gitti!..
Merak edip internete yazınca; o da ne?
Sözün, Kartacalı komutan Hannibal Barca’ya ait olduğunu öğrendim. Adam bu sözü taa MÖ. 218’de sarf etmiş. Hannibal, ordusuyla Roma’yı kendi topraklarında vurmak için çıktığı yolda karşılaştıkları karlı Alp dağları karşısında homurdanan komutanlarına söylemiş.
Ya tamam; para, koltuk vesair anladık da slogan çalmak ne arkadaş :)
İşin esprisi bir yana da ne olacak bu CHP’nin hali?
Teferruatı geçelim de…
Bir parti düşünün ki amacı halka hizmetken bırakın hizmeti; adı yolsuzluk, rüşvet, taciz, tecavüzlerle anıladursun ve bu yüz kızartıcı suçlarına rağmen bu partinin yönetimi üzerinden hâlâ siyaset yapma kavgaları verilsin!..
Ama iş, İslam’ın kutsallarına gelince de safları netleşiyor.. Yaptıkları çukurlukları sanki yapmamış gibi zil zurna İslam’a ve Müslüman kişiliklere hadsizce saldırı, düşmanlık yapmaktan geri durmuyorlar.
Bu saatten sonra ne arınma telkininde bulunan Kılıçdaroğlu CHP’yi paklayabilir.
Ne de CHP’nin tüm teşkilatını, belediye başkanları ve milletvekillerini başka bir partiye taşımak isteyen Özel, İmamoğlu ikilisinin iktidar hayali tutabilir.
Bizden söylemesi.
Not edin, günü geldiğinde konuşuruz…