ABD ve işgal rejiminin İran’a dayattığı savaş, küresel dünya düzenini ellerinde bulunduran Epstein koalisyonu emperyalist ittifakın kirli ve şeytani yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. Çıkarları için dünyayı ateşe vermeyi göze alan ahlaksız Epstein koalisyonu, İran’a dayattığı savaş sürecinde ne yaptı? Hedeflerinde sadece askeri tesisler yoktu. Savaşın ahlaki yönünü bir kenara bırakıp tüm ahlaksızlıkları ortaya koyan Epstein koalisyonunun hedefinde, sivil yerleşim yerleri de vardı. Aralıksız bir şekilde tüm imkânlarıyla saldırdılar, masum çocukların bulunduğu okulları bombalayıp tek seferde 170’ten fazla öğrenciyi katlettiler. Yaşam alanlarını, köprüleri, organize sanayi bölgelerini kullanılamaz hale getirdiler.

Hedeflerinde rejim değişikliği vardı, tüm planlarını bu amaç uğruna yapmışlardı. Ancak başaramadılar. Dini Rehber Hamaney’i şehid ettikten sonra yönetim boşluğu oluşacak diye düşündüler, tüm hesapları bu doğrultudaydı. Ancak ne düşündükleri gerçekleşti ne de beklentileri karşılık buldu. Halkın rejime karşı sokaklara çıkacağını beklediler, satılmış ajanları aracılığıyla kaotik bir ortam oluşturmaya gayret ettiler. Başaramadılar, hedeflerine ulaşamadılar. İran halkı yöneticilerinin çağrısına uyup düşman ve yerli işbirlikçilerine karşı sürekli meydanlarda bulundu. Hürmüz boğazını kontrol edeceklerini, İran’ın petrolüne çökeceklerini söylediler. Amaçlarına ulaşamadılar. Medyadaki sözcüleri üzerinden günlerce kara harekâtı yapılacak diye gözdağı verdiler. Ne yöneticilerin ne de halkın gözünü korkutamadılar. Seslerini yükselterek yapmış oldukları içi boş tehditler hiçbir işe yaramadı.

Evet, İran çok önemli ve değerli isimlerini kaybetti, bu uğurda birçok tecrübeli komutanını feda etti. Zahiren bu isimlerin kaybı elbette çok fazladır. Yetişmiş ve tecrübeli insanların varlığı, devletleri ve içinde bulundukları oluşum için güçtür. Ancak İslami literatürde uhrevi amaçlar uğruna mücadele ederken şehid olmak bir kayıp değildir. Her bir şehidin ardından onun yerine görev alıp düşmana gözdağı vermek ve cenk meydanında cihad etmek her babayiğidin harcı değildir. Çocuk katilleri siyonistler ve ahlaksız emperyalistlerin ve aynı zamanda bunların zihniyetlerindeki işbirlikçilerin bu hususları anlamaları mümkün değildir. Dünyevi emellerinden başka hiçbir uhrevi amaçları olmayan bu ahlaksız ittifak sahiplerinden, şehadetin ve şehidin İslami davalar için önemini anlamalarını beklemek beyhudedir.

Hiçbir kuralı tanımayan, verdiği hiçbir sözü tutmayan, çocuk ve kadınları istismar eden, ellerine imkân ve fırsat geçtiğinde aziz İslam’a ve kutsallarına hakaret ve düşmanlık eden Epstein tecavüzcüleri, bugüne değin kendilerine yakışacak hususları yerine getirmişlerdir. Bundan sonra da dünyevi emellerine ulaşmak için her yola başvurmayı, her yöntemi kullanmayı meşru görmeye devam edeceklerdir. Bunlar açıkça küfre hizmet eden ve yeryüzünde fitne çıkaran ehli küffardır. Müslümanların, İslam dünyasının dostları değillerdir. Halkları Müslüman olan ülkelerin yöneticileriyle şaşaalı ortamlarda bulunup dostluk pozu vermeleri, hiç kimseyi şaşırtmamalıdır. Onlar ancak birbirlerinin dostu ve yardımcıları ve birbirlerinin velileridirler. Mensubu olmakla şerefyab olduğumuz aziz İslam inancına göre, ancak Müslümanlar birbirlerinin velisi, dostu ve yardımcılarıdırlar.

Bundan sebep, küfre hizmet ettikleri ve yeryüzünde fitneye sebebiyet verdikleri için İslam’a göre Müslümanların dostu ve yardımcıları olmayan siyonist ve emperyalistlere karşı Müslüman âleminin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi elzemdir. Sadece bir İslam ülkesini bile yenemediler, mağlup edemediler. Eğer İslam âlemi birlik olursa vay hallerine. Savaşı başlatmadan önce neredeydiler, şimdi hangi noktadadırlar. Geriye bıraktıkları, büyük bir yıkım ve katlettikleri yüzlerce sivil. Onlara göre bunlar bir başarı. Ama bize göre bombalarla suikastlar düzenleyip yerleşim yerlerini harap etmek ve savunmasız çocukların bulunduğu okulları bombalamak bir başarı değil, bilakis bir insanlık suçudur. Elbette insanlık suçu işleyenler, er ya da geç hak ettikleri elim cezaya çarptırılacaklardır.