Geçtiğimiz haftalarda Ankara Kızılcahamam’da önemli bir etkinlik gerçekleştirildi. Hak Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (HAKSİAD) ev sahipliğinde düzenlenen "Ahlaklı Ticaret Güçlü Türkiye" temalı 6. İş Adamları Buluşmasına ülkenin dört bir yanından, hatta sınırların ötesinden katılım vardı. Yazıyı geçen hafta tamamlayıp verecektim ama NATO Zirvesi dolayısıyla bu haftaya bıraktım.

Gündem o kadar yoğun ki; işgalci ABD/israilin Gazze, İran, Lübnan’a yönelik ateşkese uymayan terörist saldırıları sürüyor. Çarşamba günü de 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının 10. yıldönümüydü. Yıldönümü haftasındayken 15 Temmuz’dan söz etmemek olmaz…

15 Temmuz; Emperyalistlerin taşeronu FETÖ’nün hain darbesine karşı Müslüman milletimizin Allah’ın yardımıyla gerçekleştirdiği devrimdi. Katıldığımız Anma etkinlikleri kapsamında TBMM Camisinde mevlid verildi.

Mevlid’e TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve farklı siyasi parti yetkilileri katıldı. 15 Temmuz şehidler anıtına karanfiller bırakıldı. Ardından katıldığımız tören salonunda yapılan anma etkinliğinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, darbecilerin 10 yıl geçmesine rağmen hâlâ fırsat kolladığını belirtmesi, tehlikenin devam ettiğini gösteriyor.

15 Temmuz 2016’da İstanbul’da 15 Temmuz Şehidler Köprüsü üzerinde darbecilerin kurşunlarıyla şehid düşen başta arkadaşım Mehmet Karaaslan olmak üzere toprağa düşen tüm şehidlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Darbeyi ve darbecileri hiçbir zaman unutmayacağız… Çünkü unutulan devrim darbelenir!

***

HAKSİAD’la ilgili yazımıza devam ediyoruz…

Etkinliğe HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Siyer Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım ve Prof. Dr. Abdulmutalip Arpa da davetli olarak katılmıştı.

Etkinliğin teması ve katılımcıların dikkat çeken konuşmaları ilgimi çekti.

Çünkü günümüzün en büyük sorunlarından biri de ticaretin doğruluktan, sadakatten, ahlaktan yoksunlaştırıldığı bir süreci yaşıyor olmamızdır.

Yüce Allah’ın “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm: 39) ayeti kerimesi, insanoğluna; hayatın idamesi için kazandığı rızkın aynı zamanda dünya imtihanını belirleyen bir ahiret azığı olduğunu unutmamasını hatırlatır.

Bu kural; ilk insan ve Peygamber Hz. Adem’le başlayan, çocukları Habil ile Kabil’in mallarıyla sınanarak iyilik ve kötülüğün ortaya çıktığı insanlığın dünya imtihanıdır.

Asırlar boyu insanlık hep bu kural üzere hayatını idame etmiş, iyilik ve kötülük üzere bir akıbetle sonunu belirlemiştir.

Ölçü ve tartıda hile yapan kavimlerin helak edildiği insanlık tarihindeki gerçekliğe rağmen her devirde nükseden bu kötülüğün günümüzde çok daha fazla çeşitlendirilerek devam ettirilmesi ise endişe vericidir.

Sırf kısa sürede zengin olma hayalleriyle bir malı fahiş fiyata satmak, stokçuluk yapmak, yalan konuşmak, sözünde durmamak, işçinin hakkını yemek gibi ve sair kötülük hareketleri; günümüz ticaretini zehirleyen, toplum ekonomisini çökerten ana unsurlardan sadece birkaç sebep…

Haram ile helali, doğru ile yalanı birbirine karıştırarak bu yolla aşırı zenginleşerek milyarlarca insanı kendilerine adeta köle gören anlayış; bencil, şeytani hislere kapılmış dünyanın faniliğini unutup imtihanı kaybeden zavallılıktan başka bir şey değil aslında.

“Eski Türkiye”de vesayetçi odakların ülkenin kaynaklarını semirttirerek zenginler kulübüne dönüştürdüğü TÜSİAD gibi kurumların, ellerinde bulundurdukları ekonomi gücünü İslam’a düşmanlıkta kullanırken siyasete, iktidara ayar vermekten çekinmiyorlardı.

TÜSİAD’ın bu cüretkarlığı karşısında mütedeyyin yapı MÜSİAD gibi yapılar ise bırakın ayar vermeyi; toplumun kanayan yarası başörtüye anayasal hak, yerli anayasa, Pkk meselesi, çifte vatandaş siyonistlerin yargılanması gibi iktidara haklı baskılar uygulayabilirlerdi ama bu gücünü kullanmıyorlar maalesef.

En önemlisi de ne biliyor musunuz; uluslararası ifsat şebekeleri, ülke içerisindeki taşeron ağları üzerinden genç kızların neredeyse çıplak giyimini tasarlayarak moda adı altında ahlaksızlığı yayarken. MÜSİAD gibi kurumlar ise bu gibi ifsat hareketlerine karşı ahlaksızlığı önleyici alternatif ürünlerin üretimi için gereken çabayı ortaya koyabilirlerdi. İstisna var ancak üretilen ürünler o kadar kısıtlı ve bir o kadar da pahalı ki herkes istifade edemiyor.

14 yıllık bir geçmişe sahip HAKSİAD'ın ortaya koyduğu perspektif ise; günümüz dünyasında zenginliğin belli zümrelerin hakkıymış gibi dönen çarkı bozarak tüm toplumun insanca yaşayabileceği herkesin çalıştığının karşılığını adilce alabildiği adaletli bir ekonomi sistemini inşa etmek. Ve elbette ahlaksızlığın yaygınlaşmasını önleme ve gençlerin uyuşmasını engelleyecek; giyim kuşamdan, yeme içme, yaşamsal tüm alışkanlıkların yeniden revize edilerek inancımıza, temiz fıtrata çekmenin uğraşını veriyor.

Bu çerçevede etkinlikte bir konuşma yapan Yapıcıoğlu’nun; Müslüman tüccarların ticaretlerinde doğruluk ve dürüstlüğü esas almaları sonucu İslam’ın yayılmasında kimi zaman hocalar ve alimlerin anlatımından hatta mücahitlerin cihad meydanlarındaki kılıçlarından daha etkili olduğuna dikkat çekmesi, ekonominin İslam’daki önemini ifade bakımından önemli bir anlatı oldu.

Cihadın ticaretle doğrudan bir bağı olduğunu ifade eden Mehmet Emin Yıldırım hoca da "Cihat, İslam’la insan arasındaki engelleri kaldırmaktır" şeklinde bir ifadeyle güzel bir tespitte bulundu. Cihadı, tebliği, irşadı ya da Allah yolundaki gayreti belli alanlara sıkıştırmaktan vazgeçmemiz gerektiğini ifade eden Yıldırım Hoca; Endonezya, Tayland, Filipinler, Malezya gibi birçok İslam coğrafyasının savaşla değil, Müslüman tacirlerin güzel ahlakı, doğruluğu ve adaletiyle kazanıldığına dikkat çekti.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam İktisadı ve Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdulmutalip Arpa’nın şu değerlendirmesi ise güzel bir tespitti; “İslam'ın ekonomi anlayışında zenginlik; kazancın helalliği, adaleti ve bereketiyle ölçülür. Müslüman tacir için nihai ölçü, 'Bu işlem bana ne kadar kazandırır?' sorusundan önce, 'Bu işlem Allah'ın huzurunda beni haklı çıkarır mı?' sorusunu sorabilmektir."

Sonuç olarak, Asrımız Müslüman dünyanın en büyük sorunlarından biri; zengin olduğunda insanın illa bozulabileceği, kendini kaybedeceği söyleminin toplumumuza bilinçli bilinçsiz empoze edilmesinin çok yanlış bir düşünce olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu söylemin bir tabuya dönüştüğü, Müslüman bireylerin sürekli frenlenerek ekonomilerini geliştirememelerinin ve bu kısır anlayışın Müslüman devletlerin gelişimine de katkı sunabilecekken geri kaldığı herkesin malumu.

Ancak İslamiyet’in ilk yıllarına baktığımızda; Hz. Ebubekir’in, Mekke’de işkence altında inleyen köle sahabileri bedelini ödeyerek azad ettiğini; yine Tebük Seferinde Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer gibi sahabilerin orduyu neredeyse tek başlarına mali güçle donattıklarını tarih yazıyor. Yeter ki; helal kazanıp, kazancından infak etmeyi bilen ve kendisine rızkı bağışlayan Allah’ın(CC) bununla kendisini imtihan ettiğinin bilinciyle kötülük hareketlerine karşı iyilerin safında durabilmeyi bilsin insan…

Bugün emperyal güçlerin İslam ülkelerine saldırı ve işgallerinin arka planında da ekonomik güç yatıyor. Ve bu ekonomik gücü elde etmek için birincisi; her yolu mübah gören anlayışla, ikincisi; tahakkümleri altına aldıkları ülkelerin zenginliklerini sömürerek elde ettiklerini biliyoruz.

Bu anlamda sonuç bildirgesinde de ifade edildiği üzere HAKSİAD; emperyal güçlerin bölge ülkelerine yönelik saldırıları ve ülkemizi de bu sarmala alan koas tehditlerine karşı hükümetin savunma ve ekonomi anlamında daha güçlü baskı mekanizmaları oluşturması gerektiğini vurguluyor.

Tüccar Sahabelerin ilkeli duruşunu rehber edinerek dürüstlük ve güven ilkelerini tavizsiz uygulayacağını belirten HAKSİAD’ın, üretimin ve helal kazancın savunucusu olduğunu ısrarla vurgulaması çok önemli bir misyon yüklenimi.

Türkiye’nin savunma sanayii alanında attığı adımlar, 'Terörsüz Türkiye' vizyonu, Yeni Anayasa yapımının desteklenmesi, gençlerimizin geleceğe hazırlanması, faiz sarmalından kurtulmak gibi daha birçok başlıkla Türkiye’nin tam bağımsızlık yolculuğunu destekleyen HAKSİAD; ülke ekonomisinin daha fazla büyümesine katkı sunmak için kolları sıvamış durumda.

Rabbim; Haktan, adalet ve doğruluktan ayırmasın, yolunuzu açık etsin…