CHP’de kılıçlar çekildi, saflar yavaş yavaş belirginleşiyor…

Yüzyıllık partinin içine düştüğü trajik durum CHP’nin hazin sona yaklaştığını gösteriyor.

Hani diyorlar ya “Bu yapılanlar iktidarın darbesidir” diye, inanın CHP’nin “Kendim ettim, kendim buldum” vakıasından başka bir şey değil.

Halka hizmet kurumları olan belediyeleri ‘ringonun ahırı’na çevirmeselerdi; envai yolsuzluk, rüşvet çarkı oluşturdukları tüm ahlaksızlıklarını kendi içlerinden birileri itiraf etmeseydi nereden bilecektik bu kötülük hareketlerini?

Sonra; 38. Kurultayda oy veren CHP’li delegelerin “Pavyon” köşelerinde aldıkları paralarla oy verdiklerini yine itiraf etmeselerdi mahkeme Kılıçdaroğlu’nu göreve iade edebilir miydi?

Neyse…

Geçtiğimiz Salı günü Kılıçdaroğlu ve Özel ilk rövanşını yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun meclise gelerek grup toplantısı yapacağını açıklaması sonrası Özgür Özel Manisa programını iptal etti. Özel’ci bazı vekiller geceyi grup salonunda nöbet tutarak geçirdiler.

Düşünsenize; dünün yoldaşları, bugün birbirlerine düşmanlar.

Kılıçdaroğlu taraftarları sabahtan itibaren Meclis’in Dikmen kapısı önünde toplanmışlardı bile; tabi Özel taraftarları da.

CHP’li iki grup, daha içeriye girmeden birbirlerinin üzerine yürüdüler ve “Hain”, “FETÖ’cüler”, “Pavyoncular”, “Hırsız-dolandırıcılar” şeklinde karşılıklı küfürlü hakaretler yağdırıyorlardı. Bu tablo karşısında Meclis Başkanlığı, azgınlaşmış CHP’li grubu kontrol edemeyeceği düşüncesiyle olsa gerek, ziyaretçi yasağı getirdi.

Resmen ikiye bölünen CHP’nin içler acısı durumu karşısında inisiyatif alan sonradan CHP’li Mansur Yavaş ise, Kılıçdaroğlu’na sağduyu çağrısı yaparak konumunu kanaat önderliğine yükseltti, bölünmüş CHP’nin 2028 seçimleri ortak Cumhurbaşkanı adaylık yatırımını yapmış oldu.

Kılıçdaroğlu ise Yavaş’ın attığı tweeti alıntılayarak paylaştığı mesajında; sağduyu çağrısına olumlu yanıt verdiği izlenimi veriyordu. Ancak CHP genel merkezi önünde yaptığı grup toplantısında “Arınacağız, kirlilikten arınacağız, temiz siyaset yapacağız, kirli olanların tamamının işine son vereceğiz. Arınma, tarihin hiçbir döneminde, CHP tarihinin hiçbir döneminde pavyonlarda kurultay pazarlıkları yapılmamıştır. Ben sana para vereyim sen bana oy ver. İradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar ve olamaz ve olmayacaktır da. İradesini parayla satanlardan bu partiyi kurtarmazsam namerdim.” diyerek, aslında CHP teşkilatını yeniden dizayn edecek zamana ihtiyacı olduğunu ortaya koydu.

Kılıçdaroğlu’nun gelmeyeceğini duyan Özel, Meclis kapısında bekleyen ve içeriye alınmayan taraftarlarına seslendi; “Darbeyi bir kez daha şanlı Meclis’in önünden püskürttünüz” diyerek zafer edasıyla grup toplantısına geçti.

Saat 13.30 ‘da CHP grup toplantısında dinlediğimiz Özgür Özel, neden ölüm yıldönümü olan Manisa eski Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’i anmaya gitmediğini ise şöyle anlattı; “..Burası seçilmişlerin yeridir. Ve eğer bir seçilmiş ona verilen görevi -yani bugün bu kürsüdür ona verilen görev- ele verilen bayrağı bir kere bırakmaya koysun, o bayrağı bırakırsanız millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Onun için herkese danıştım en son Ferdi’nin sesiyle kararı verdim, dedi ki; -hep Manisa’ya gitmem gerekir hep bir şey çıkar orada da olmam lazım, ararım- “Ya birader ne yapacağız. Ya, derken anlar, “abi, biz burayı hallederiz sen orada lazımsın.” Ben bugün burada lazımdım, ondan burada kaldım.”

Alkışlar, tezahüratlar…

!!..

Arkadaşlar, Özgür’ün durumu bu ara hiç iyi değil.

Toprağın üstündekilere güvenemiyor olacak ki toprağın altındakilerle konuşuyor.

Ama, bayrağı elinden düşürmeme ve kürsüyü kaptırmama konusunda yaptığı konuşmayı merhum Ferdi Zeyrek üzerinden yapması isabet olmuş.

Maazallah, verdiği isim yaşayan biri olsaydı; bu aralar en yakın kankalarının, beraber yedikleri naneleri itiraflarıyla zor duruma düşen Özel’in teslim bayrağı çekmekten başka çaresi kalmayacaktı herhalde.

Hem, CHP’yi getirdikleri bu aşama itibariyle şayet yaşamış olsaydı kim bilir, Ferdi Zeyrek de saf değiştirmiş olabilirdi?.. Örnek mesela; pavyoncu Özkan Yalım… Kanki değil miydiniz Özgür Özel? İçeri tıkılınca öttü bak; para diyor… Mavi valiz diyor..

Öncelikle belirtelim ki; ne Kılıçdaroğlu ne de Özgür Özel’in CHP’nin tek parti döneminden günümüze kirli ideolojik zihniyetini taşıma rollerinde bir değişiklik yok açıkçası. Şu an icra olunanlar, işin teknik kısımları. Özel’ciler Kılıçdaroğlu cenahını, ‘mahkeme darbesiyle gelmiş hain, mafyacı tipler’ olarak tasvir ederken. Kılıçdaroğlu taraftarları ise Özel’cileri ‘Hırsız, arsız FETÖ’cü’ olarak dillendiriyor.

Tarafgirliğin söylettiği suçlamaların doğruluğu her zaman tartışılır ancak yaşanmışlıkların, itirafların, kamera ve ses kayıtları gibi şu ana kadar kamuoyuna aşikar olan gerçekler gün gibi ortadadır, inkar edilemez.

Aslında CHP’nin bugün geldiği noktada her şey, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına seçilen Ekrem İmamoğlu’nun “Her şey çok güzel olacak” sloganıyla başlamıştı.

Proje isim İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden envai yolsuzluklarla elde ettiği maddi güç ve arkaplan karanlık güçlerin yönlendirmesiyle önce CHP Genel Başkanlığı koltuğuna göz kırpmış ardından Cumhurbaşkanlığı koltuğuna göz dikmişti.

Aslında bu proje, daha önce açıktan başaramadıkları 15 Temmuz hain darbe girişiminin siyaseten yürütülen ve FETÖ’nün başat rol oynadığı uluslararası organizasyonlu “devleti ele geçirme” operasyonuydu ancak zamanında fark edildi, lakin halen bile pes etmiş değiller.

İmamoğlu’nun boğazına kadar battığı örgütlü suçları arasında neler yoktu ki!..

Para kuleleri ile başlayan, ihaleler, rüşvet ve haksız kazançlarla devam eden yolsuzluklar silsilesi…

Ses kayıtları ortaya çıkan "İstanbul Senin" adlı mobil uygulama üzerinden yaklaşık 4,7 milyon vatandaşın kimlik ve konum gibi kişisel verileri toplanmış ve bu veriler ABD ve Almanya gibi ülkelere aktarılmıştı. Dahası bu sistemi 16 milyon İstanbul halkıyla birlikte 86 milyon Türkiye vatandaşı üzerinde etkinleştireceklerine dair konuşmalar mevcut, ele geçen ses kayıtlarında.

Belediye başkanlarının yolsuzluk ve arsızlıklarıyla çok karşılaştık da ajanlık faaliyeti nedir ya!..

25 civarında belediye başkanı rüşvet, yolsuzluk, ahlaksızlık gibi türlü yüz kızartıcı suçlardan tutuklu yargılanan CHP’nin ikiye bölünen her iki yönetimine tavsiyemiz; açılımı halkın partisi olan CHP’nin kurulduğu günden bu yana halka hizmeti halkı sömürme olarak anlamış ve uygulamış sabıkalı bir parti olarak halktan özür dilemeli ve kapısına kilit vurmalıdır.

Çünkü temsilcisi oldukları Kemalizm ideolojisi, bir asır önce Müslüman halkımızın kodlarıyla oynayarak büyük bir hata yaptı.

Giydikleri gömleği yanlış ilikledikleri gibi halkın dini, dili, kıyafetiyle uğraşarak hatta düşüncesine pranga vurmaya kalkarak aklı başında halka deli gömleği giydirmeye kalktılar.

Kurdukları tek parti iktidarından günümüzdeki belediyelerine değin, bu Müslüman memlekette halka hizmet yapmaları ve ülkeyi kalkındırmaları gerekirken tek yaptıkları; belediyelerde yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlık… Hükümet politikalarında ise; İslam düşmanlığı, Kürt halkını asimile politikaları, Dersim-Zilan benzeri katliamlar, 28 Şubat’a değin darbe ve darbecileri destekleme gibi halkına düşman uygulamalarla bir asrı devirseler de bu kirli misyon artık miadını doldurmuştur.

Bakmayın halkın son yerel seçimlerde birçok büyükşehir belediyesini CHP’ye teslim ettiğine. Bu halk ferasetlidir, deniyor. Belediyeyi yönetemeyene ülke teslim edilmez diyor. CHP’nin belediyelerdeki yetkiyi kötüye kullanmaları, önümüzdeki ilk seçimde bardağı taşıran son damla olarak sandıkta halkın iradesi olarak kendilerini şoklatacaktır.