Siz ne zor bir sorun bıraktınız ardınızdan. İslam ümmetini parçalarken yüz yıl dahi çözülmeyecek tarzda ne büyük problemler devrettiniz.

Özellikle Kürtlerden öç alırcasına onları dörde böldünüz. Ne kadar da insafsız davrandınız.

Sanki Selahaddin’in intikamını şu zamana bıraktınız. Biliyoruz, ortalama yüz yıl önce atalarınız Suriye’ye girdiklerinde, Selahaddin’in mezarına gelerek; "Ey Selahattin bak biz geri döndük" diyecek kadar ondan nefret ediyordu.

Selahaddin ne kadar büyük bir suç işlemişti ki Kürtlerin memleketini dörde böldünüz.

Bir parçası Fars topraklarında, İran’ın payına düştü. İran Şahları veya bugünkü İslam Cumhuriyeti ile ne zaman başınız derde girse, onlardan size asker olmasını istediniz.

Diğer parçasını Suriye’ye bıraktınız. Hiç mi acımadınız Bakur ve Rojava’daki akrabalara? Aileleri “Binxat” ve “Serxat” diye ayırdınız. Kardeşin biri bu tarafta, diğeri öte tarafta kaldı. Zamanla amca çocukları çoğaldı ama birbirlerini unuttular.

Diğer bir parçası Türkiye sınırları içerisinde kaldı. Her ne kadar bağırıp çağırsak da “Biz bu toprakların asli bir unsuruyuz, biz ev sahibiyiz” diye, sesimizi kimseye duyuramadık.

Sonradan öğrendik ki; biz bu topraklarda bastığımız karın çıkardığı “Kart, kurt” seslerinden dolayı Kürt ismini almışız. Meğer dilimiz X diye tanımlanıyormuş. “Yapmayın, etmeyin biz Müslüman kardeşleriz” dediysek de inanan olmadı. Sonuçta Şeyh Said’i darağacına götürülmekten kurtaramadık.

Bir parçasını Irak Cumhuriyeti diye bir devlete teslim ettiniz. Molla Mustafa’lar, Şeyh Mahmut Berzenciler ve nice Kürt uleması Allah’ın kendilerine tanıdığı hakları istediler. Fakat nafile. Sizin cetvelle çizdiğiniz sınırlar kutsal görülüp, değiştirilmesi teklif dahi edilemezdi.

En son Mahabad’ta bir yerimiz olsun, dilimiz ve kültürümüzü, Allah’ın bizim için tayin ettiği İran’daki parçada yaşatalım dedik. 22 Ocak 1946’da Mahabad Kürt Cumhuriyeti kuruldu. Kadı Muhammed, Cumhurbaşkanı seçilmişti. Ama Çarçıra Meydanı onları bekliyordu. Sovyetlerin desteğini çekmesi üzerine İran orduları Mahabad’a girmişti. Molla Mustafa kurtulmuştu ama Kadı Muhammed Çarçıra’da idam sehpasına yürümüştü.

Ne zor bir problemdi sizden kalan. Akıllar bu sıkleti çekemiyordu. Dört parçadan birinde şöyle bir toparlansan, diğer parça devletleri devreye girerek, idam sehpaları hazır ediliyordu hemencecik.

Dağkapı meydanında 47 sehpa hazır edilmişti. Çırçıra’dakinden önceydi ama çok daha şedid idi. Tamam, emperyalistlerin Selahaddin’i unutmadıklarını bildik ama siz ey Sykes ve Picot, öyle uluslar oluşturup, öyle kutsal sınırlar çizdiniz ki, bir türlü Kürtler bir araya gelemiyordu.

Siz bilmiyor muydunuz buraların kadim yerleşikleri Kürtlerdir diye? Fakat atalarınız Selahaddin’den öyle bir yumruk yemişti ki, onun ahfadını cezalandırmaya devam ettiniz.

Mezopotamya’nın mümbit topraklarını asli sahiplerine değil, ulus olmayı kabul edenlere dağıttınız. Kendinizce Kürtler ulus olacak kıvamda değillerdi. Ne zaman ki laikliği benimser ve seküler olmayı kabul etselerdi o zaman belki düşünülebilirdi. Yani size benzemedikçe kimseye bir şey vermediniz.

Emperyalist olan sizdiniz. Ama silahşorlarınız hep Müslüman ama ulus olmayı kabullenenlerdi. Böylece Kürtler kendilerine kırbaç vuran olarak, Türk, Arap ve Farsları gördüler. Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşmaya başladılar.

Ellerinde kırbaç olanların arkasında öyle sinsice saklandınız ki Kürtler sizi seçemez oldu. Hatta ara ara onları sahiplendiniz. Ya da öyle davranıyor göründünüz. Ama hep zor zamanda onları terk ettiniz. Bu yüzden yaşandı Halepçe. Kimyasal silahları siz verdiniz ama Kürtler sadece Saddam’ı gördü. Uçağı siz verdiniz ama Kimyasal Ali idi düşmanımız.

Bazen Fransa oldunuz ve dost göründünüz. Bazen İngiltere ve sempatik davrandınız. Bir de Sovyet vardı Kadı Muhammed’i yalnız bırakan. Şimdilerde ise ABD oldunuz ve silah verdiniz. Ancak Kürd’ün gördüğü Türk oldu, Arap oldu, Fars oldu. Onların da ulusalcılarıydı asıl ama Kürtler Müslümanları hasım bildi. Siz ise dost göründünüz.

Böylece hasılatı elde ettiniz. Laik seküler Kürd’ü de Apocu olarak yetiştirdiniz ama reel politik deyip onu da terk ettiniz.

Bu süreci siz başlattınız ey Skyes-Picot. Onun için Allah sizi kahretsin.