Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.

Çocukluğunuzu hatırlıyor musunuz? Çocukluğunuzdaki siz, karakteriniz, olaylara yaklaşımınız, büyüklere karşı davranışlarınız nasıldı? Birçoğumuz hep iyi yönlerini hatırlayacak. Hatta kötü olduğunu düşünenler bile bu dönemin çocuklarının yanında çok ahlaklı ve edepli olduğunu savunacak. Anlaşılan o ki bizler çok iyi çocuklardık.

Peki ya büyüklerin bizim hakkımızdaki görüşleri nasıldı? “Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümleleri bizim ne kadar terbiyesiz, anlayışsız, beceriksiz olduğumuzla doldurmazlar mıydı? Belki de büyüklerin en iyi yaptığı şey buydu: Yapıcı olmayan eleştiriler.

Bizim onlardan bir farkımız var mı peki? Günümüz çocuklarının çeşitli argümanları, konuşma kalıpları, olaylara yaklaşım tarzları, ilgi alanları farklı diye biz de büyüklerimiz gibi “bizim zamanımızda…” ile başlayan cümleler kurmak zorunda mıyız? Bizim zamanımızda teknoloji gelişmemişti ve birçok iş beden gücüyle yapılıyordu. Biz hareketli ama zihnini o kadar da kullanamayan bir nesildik, kabul edelim. Şimdi ise birçok şey beden değil zihin gücü istiyor.

Şimdiki gençlerin teknolojiye merakı bizi endişelendiriyor ama geçmişte de bizim bazı meraklarımız büyüklerimizi endişelendirmiyor muydu? Şimdikilerin konuşma tarzları gibi bizim de tuhaf ve büyükler tarafından kabul edilmeyesi konuşma tarzlarımız yok muydu? Sonra çile çekmiyor oluşumuz, büyüklerimiz tarafından kıskanılmaz mıydı? Hiç değilse nine mesabesindeki büyükler gelip ailemizi acımasızca eleştirirdi, bunlar nasıl çocuk diye.

Bu aralar bu konunun üzerinde daha dikkatli düşünmeye başladım. Belki de zamanının çocuğu olmak gerek? Şu adı konulmuş kuşaklara bakarak benimle çocuğum arasında iki kuşak var. Şimdi ne yapacağız? O mu benim gibi olacak, ben mi onun gibi? İkimizden biri diğeri gibi olmak zorunda mı?

Son yirmi yıldaki teknolojik gelişmeler hepimizin malumu. Google Asistan’ın bize yazılı cevaplar getirmesine şaşırırken, çıkan yapay zekâ araçları ödevlerimizi yapmaktan tutun da hemen her türlü sorunumuza çözüm bulup her sorumuza cevap veriyor. Üniversitelerde on yıl önce çok önemli sayılan bölümler bir bir kapanma yolunda… Altın bilezik diye alınan diplomalar çöp oldu. Hayat böyle hızla akıp her şey değişime uğrarken, çocuklarımızın bizimle aynı kalmasını beklemek ne kadar adaletli?

Bizim ‘kendini kurtarma’ derdimiz vardı. Genel olarak fakirdik ve okuyarak bir yerlere gelmek zorundaydık. Şimdiki çocuklar dünyayı kurtarma peşinde. Bizler İslami konularda da bilinçsizdik. Şu an İslam’ı yaşayan birçoğumuz çocukken dinimizi bilmiyorduk. Kur’an-ı Kerim’i 9 yaşında öğrendiğimde herkesin aşırı derecede şaşırdığını hatırlıyorum. Nazar değmesin diye birkaç yıl kimseye söylememe kararı almıştık. Şimdiki çocuklar dini açıdan da bizden iyiler. Bizim Kur’an okumayı bilmediğimiz yaşlarda hafızlığa başlayan çocuklar var.

Rabbim evlatlarımızı salih ve salihalardan eylesin. Âmin.