Bir sosyal medya paylaşımında, İran devrim muhafızlarının, Batı merkezli müzik aletleri çaldıkları ve Batı tarzı melodiler eşliğinde yaptıkları füze saldırılarını sergiledikleri bir paylaşım görmüş ve istemsizce; “İşte şimdi yenildik” demiştim. Çünkü düşmanla savaşta asıl yenilgi düşmana benzemektir. Bu kültürel olarak düşmanın üstünlüğünü kabul ettiğiniz anlamına gelir.
Ama konumuz benzer bir başka konu olsa bile örneğimiz İran değil, Suudi Arabistan olacak. Öncelikle daha önce Müslüman halkların zihinlerinin sinema ve dizilerle yeniden şekillendirmek istendiği üzerinde defalarca durduğumuzu belirtelim. Çünkü zihinsel olarak kirletilmiş sanat, Müslüman zihniyetini İslam'dan uzaklaştırma aracı olarak kullanılmak isteniyor.
Yüz elli milyon dolar gibi dev bir bütçe harcanarak çekilen ve Nisan 2026’da gösterime giren Suudi Arabistan yapımı “Çöl Savaşçıları” sinema filmi tam bir fiyasko ile sonuçlandı. “Suudi Arabistan yapımı” cümlesini “Suudi Arabistan'ın Amerika sinemasına (Hollywood’a) yaptırdığı” diye düzeltiyorum. Filmin üçüncü sınıf kalitesindeki özensiz olay örgüsü çekimi, hayranı oldukları Batı kültürünün zihni içinde kendilerine biçilen değerin yansıması gibiydi. İnsan ancak bu kadar aşağılanabilirdi. Anlayan için…
Şimdi film üzerinden kendimizce Suudi Arabistan yönetiminin halkına zerk etmeye çalıştığı zihniyeti analiz edelim.
1. Film, Peygamberimizin peygamberliğinin hemen öncesi yapılan Zî Kâr (Zukar) Savaşını konu edinmiş. Büyük bütçeli bir filmde, Peygamber Efendimizin öncesi cahiliye Araplığına geri dönüş yapmış! Ne demek isteniyor acaba?!
Galiba Suudi yönetimi de etrafımızda çok alışık olduğumuz bir yönteme geçiş yapmış. İslam öncesi tarih (Ergenekon, Kawa vb.) üzerinden İslam'dan koparılmış ulusalcı bir Arap zihniyeti oluşturmak! Oysa tıpkı etraflarındaki diğer halklar gibi (Kürtler ve Türkler gibi) onları da cahiliyenin zilletinden koparıp şeref sahibi yapmıştı İslam. Bu nankörlük değil de nedir?
2. Filmde mutlak kötü olarak gösterilmiş ve tüm Arapların birleşerek kendisine karşı savaştıkları ve sonunda yendikleri düşman, tarihteki Sasani devleti yani Persler yani İran’dır. Hedef belli değil mi?
Sizce konu ve düşman öylesine seçilmiş olabilir mi! Tam da günümüz siyasi seçimleri ve istedikleri ile çok uyumlu değil mi?
3. Filmin konusu (başkahraman Prenses Hind üzerinden) kadın! Feminizm ve güçlü cahiliye Arap kadını figürü ön plana çıkarılmış.
Bugün Batı dünyası İslam milletlerini kadın üzerinden suçlamakta ve kadın üzerinden ifsad etmeye çalışmaktadır. Feminizmin Suudi Arabistan tarafından baş konu edinilmesi hem Batı toplumuna hem kendi halkına hem de Müslüman halklara mesajlar içermektedir. Birincisi eziklik psikolojisidir, ikincisi cahiliye milliyetçiliğidir, üçüncüsü ise zihinsel ifsad!..
4. Film şimdiki Suudi Arabistan yönetiminin tam bir zihin aynası gibidir.
Filmin kadrosunda Yahudi kökenli olanların olması sorun olarak görülmemiş. Kisra’yı canlandıran Ben Kingsley’i daha önce Yahudi tarihi ile uyumlu şekilde çekilmiş “Hz. Musa” filminde de görebilirsiniz.
Prenses Hind’i canlandıran Aiysha Hart’ın babası Suudi Arabistan kökenlidir ama annesi İngiliz’dir. Bu arada Aiysha isminin aslında Ayşe demek olduğunu anlamak bile zaman alabiliyor!
Bu arada 1976’da Mustafa AKKAD tarafından yine Hollywood yıldızlarına çektirilen “Çağrı” filminden bu yana Arap dünyasında nasıl bir zihniyet değişimi oluştuğuna da dikkat çekmek gerekiyor. Batılılara İslam'ın değerlerini anlatan Peygamber hayatı misyonundan, Batı değerlerini anlatan Peygamber öncesi cahiliye dönemi anlatımına geçiş yapılmış oldu böylece.
Söylenecek çok şey var ama;
“Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme (hidayetten saptırma)” (Âl-î İmrân: 8