Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.

Bugüne kadar hepimiz hastalanıp şifa aramışızdır. Gerek doktora giderek, gerekse çeşitli yöntemler deneyerek iyileşmeye çalıştığımız çok olmuştur. İlaçlarının ambalajının üstünde saklama koşulları vardır. “Oda sıcaklığında ve güneş ışığından uzak yerde muhafaza ediniz.” gibi yönergeler görürüz. Çünkü ilaç bozulursa şifadan çok zehir olur. Çöp olur, yük olur.

Bitki çayları mesela… Serin ve kuru yerde muhafaza etmeyince hem o ürün işe yaramıyor, bir de içinde türeyen böcekler her yere dağılabiliyor. Demek ki birilerine faydalı olmak için önce iyi gelecek olan o şeyin sağlam olması gerek.

Bazen kendimize çok fazla yüklendiğimizi düşünüyorum. Bizler insan olarak etten, kemikten, duygudan ve düşünceden yaratılmışız. Elbette ki sorunlarımız olacak. Asıl sorun bu değildir. Asıl sorun, sorunsuz olmamız gerektiğini düşünmemizdir.

Kendimizi bizden iyi veya kötü durumda olanlarla kıyaslamamız, psikolojik iyi oluş halimize çok büyük etki ediyor. Kendimizden daha iyi durumda olduğunu düşündüğümüz kişilere bakarak, kendi halimize ah vah ederek şükrümüz azalıyor. Kendimizden kötü durumdakilere bakarak da kendimizi suçlayabiliyoruz.

Mahallemizde, yakınlarımızda, çevremizde, haberlerde gördüğümüz, çoğuna da elimizin yetişmediği vakıalara bakıp kendimizi suçlayarak elimize ne geçecek? Zaten kendi imtihanlarımız var ve herkesin imtihanı kendine göre… Bir de bize yüklenmemiş ve elimizden bir şey gelmeyen şeyler için kendimizi yargılamanın kime ne faydası var?

Biz iyi olmalıyız ki başkalarına da iyi gelebilelim. Dünyanın en iyi cerrahı olsa, kendisi hasta ve bakıma muhtaçsa kimi nasıl ameliyat edebilir ki?

Bizim kültürümüz biraz melankoli düşkünü… Neşeli ve huzurlu olmak ayıpmış gibi her an bir hüzün halindeyiz. Biraz sevinçli görünsek herkes başımıza çullanıp hesap soracak gibi… Huzursuz ve hüzünlü görünmek kabul görüyor. Güçsüz durmak ilgi çekiyor. Hâlbuki siyerde böyle mutsuz, huzursuz ve zayıf değil, güçlü görünmeyi buluyoruz. Efendimiz (SAV) ve ashabı, Kâbe’yi tavaf ederken hem yolculuktan hem de sıcakta oruç tutmaktan dolayı yorgun görünüyorlar. Müşrikler onlar hakkında ileri geri konuşunca Efendimiz (SAV) ashabına dik durmalarını, omuzlarının birini açmalarını ve güçlü görünmelerini emrediyor.

Güçlü görünmek güçlü kılar. Kendine faydası olmayan, kendini ayağa kaldıramayan başkasını da kaldıramaz. Kendini sevmeyen başkasına da sevgi ve şefkat göstermez. Olaylardan kendimize suçluluk payı çıkarmak yerine kendimize iyi bakalım, iyi davranalım, iyileşelim. Sonra başkalarına da iyi geliriz Allah’ın izniyle.