Bizleri bir Ramazan ayına daha kavuşturan Rabbimize hamd, Sevgili Peygamberimize de salât ve selam olsun.
Ruhların nefes aldığı, nefislerin serinlediği, kalplerin huzur bulduğu mübarek ay sonunda geldi. Ülke genelinde rahmet yağmurları eşliğinde gelen bu misafiri ağırlama vaktidir artık.
Misafir, bereketiyle gelir. Ramazan ayı da misafirlerin en güzelidir. Uğradığı bütün dünyaya güzellikler getirir heybesinde. Herkes onun feyzinden, huzurundan ve muhabbetinden nasiplenir.
Dağınıklığımız, yorgunluğumuz, hastalıklarımız aşikâr… Ramazan ayı toparlar, dinlendirir, iyileştirir. Oruç başlı başına şifadır zaten. Yiyeceğin bulunmadığı, gıda yetersizliğinden ölenlerin olduğu yerler hariç, açlık her zaman iyi gelir insana… Vücut da bunun farkındadır ve hastalık zamanlarında iştahı kapanır insanın. Sadece midesi ağrıdığında değil, grip olduğunda, depresif duygu durumuna girdiğinde, hatta başı ağrıdığında bile insan bir şeyler yiyip içmek istemez. Bu, vücudun bir savunma mekanizmasıdır.
İşte oruç, bu mekanizmayı daha hastalık gelmeden harekete geçirir ve insanı hastalıklara karşı korur. Birçok hastalıkta doktorun perhiz vermesi de boşuna değildir ve bir manada orucun önemini gösterir.
Birçok insan birtakım işleri yapmak için motivasyon bekler. Öğrenci ise ders çalışmak için, ev hanımı ise ev işlerini yapmak için, yazarsa yazı yazmak, çizerse bir şeyler çizmek, zayıflamak için spor yapmak gibi işler için hep motivasyon beklenir. Ramazan orucu, farz olması hasebiyle, bir şeylerin motivasyonsuz da yapılabileceğini ve gayet de güzel yol kat edileceğini bize gösterir. Namaz da böyledir ama biliyorsunuz ki çoğu insan namaz kılmıyor. Ancak oruç, yılda bir ay olduğu için insanlar oruç ibadetini namazdan daha çok yerine getiriyor.
Oruç, başlı başına bir terapidir. Midenin dinlenmesiyle birlikte gelen iç huzuru, teravih namazıyla birleşince insan kendisinin ne kadar kaliteli olduğunu hissediyor. Ramazan ayı dışında düşündüğümüz zaman her akşam iftardan sonra kılınan 33 rekât namaz ne kadar zor görünse de, Ramazan ayında -yani iş başa düşünce ya da niyetlenince- ne kadar kolay olduğunu anlamamızı sağlıyor. Diyor ya şair: “Bakarsan uzaktır, yürürsen yakın…” Aynen öyle.
Rabbim bugüne kadar yaşadığımız en kaliteli Ramazan’ı yaşamayı bizlere nasip etsin. Bizlere kardeşlik şuuru nasip etsin. Teknolojinin ilerlemesiyle artık uzak diyarlardaki insanlara bile iftar yemeği ikram edebiliyoruz. Bizleri bu tür sevaplara mazhar eylesin. Gazze, Doğu Türkistan, Arakan ve daha nice mazlum beldelerdeki kardeşlerimize tez zamanda kurtuluş nasip etsin. Zalimlerin ellerini mazlumların üstünden çektirsin. Zalimleri birbirlerine musallat etsin.
Muhabbetli bir Ramazan ayı dualarımla…