Fitne, öldürmekten beterdir; fakat onu süsleyerek sunanlar daha da büyük bir fitnedir. Bu topraklar nice fitneye şahit oldu; Anadolu, hala ayakta durmanın bedelini bilir…
Ben bu dünyada olup bitenleri uzaktan izleyenlerden değilim. Oyun kuranları da piyonları da tanıyorum. Ukrayna–Rusya savaşı bir “sınır meselesi” değildir; bu, ABD merkezli deccali bir sistemin, dünyayı ateşe atmak için kurduğu büyük bir tuzaktır. Rusya’yı sevmiyorum. Bunu gizlemiyorum. Çeçenistan’da, Kuzey Kafkasya’da, Müslüman halklara yaptıklarını unutmuş değilim. Rusya zalimdir. Ama bugün açık konuşmak zorundayız: Rusya kaba bir zalimdir, Batı ise şeytani bir zalimdir.
Zelensky bir lider değil. Devlet adamı hiç değil. O, Ukrayna’ya atanmış bir siyonist kayyumdur. Kendi halkını temsil etmeyen, halkını ölüme süren bir figürdür. Elinde silah değil, senaryo taşır. “Direniş” diye pazarlanan şey, Ukrayna’nın planlı bir şekilde yakılmasıdır. Ukrayna halkı ölürken, Londra’da borsa yükseliyor; Washington’da silah şirketleri kar rekoru kırıyor. İşte gerçek budur.
Trump’a gelince… Zelensky’den farklı mı sanılıyor? Hayır. Biri kravatlı palyaço, diğeri askeri tişörtlü palyaço. İkisi de aynı merkezden üretilmiş, aynı zihniyetin iki yüzüdür. Trump, ABD’de bu deccali sistemin kaba, küstah ve açık yüzüdür. Zelensky ise daha “sempatik”, daha pazarlanabilir, daha duygusal ambalajlanmış halidir. Ama özleri aynıdır: İkisi de itaat eden ipleri başkasının elinde olan figürlerdir.
ABD dediğiniz yapı bir devlet değil, küresel bir deccaldir. Girdiği her coğrafyada fitne çıkarır, sonra “barış” diye çöker. Demokrasi der, darbeleri fonlar. İnsan hakları der, şehirleri yerle bir eder. Irak’ta milyonları öldürdü, Afganistan’ı enkaza çevirdi, Libya’yı parçaladı. Şimdi de Ukrayna’yı mezarlığa dönüştürüyor. Çünkü bu sistem savaşsız yaşayamaz; kaos onun ekmeğidir.
Bu savaş, başkanların değil; ABD’deki derin devletin içindeki masonik yapının savaşıdır. Silah lobileri, enerji baronları, medya kartelleri ve istihbarat aklı aynı masadadır. Maduro’nun yakalanması için kurulan kirli senaryolar da bu aklın ürünüdür. Bir ülke bağımsız kalmak isterse “tehdit”, israil soykırım yaparsa “meşru savunma” denir. İşte bu çifte standart, bu fesat düzenin açık kanıtıdır.
israil bu oyunun merkezindedir. Gazze’de bebekleri bombalayan el ile Ukrayna’da savaşı körükleyen akıl aynıdır. Gazze yerle bir edilirken sessiz kalan Batı’nın, Ukrayna için timsah gözyaşı dökmesi ahlaksızlıktır. Yemen açlıktan kırılırken susanlar, Lübnan’ı kaosla tehdit edenler, Arabistan’ı korku ve parayla hizaya sokanlar hep aynı zihniyetin taşeronlarıdır. Kuzey Kafkasya’da akan kana göz yuman da yine bu merkezdir.
Ve gelelim asıl hedefe: Anadolu.
Bu coğrafya tarih boyunca her zaman hedef olmuştur. Çünkü Anadolu düşerse, sadece bir ülke değil; bir denge çöker. Bugün Ukrayna’da denenen senaryo, yarın İran’da; ondan sonra Anadolu’da sahnelenmek isteniyor. Mezhep, etnik kimlik, ekonomi, göç, terör… Hepsi bu planın parçalarıdır. Anadolu’yu içeriden yormak, dışarıdan kuşatmak istiyorlar. Çünkü Anadolu ayakta kalırsa, bu deccalî düzenin oyunu bozulur.
İran’ın başına Zelensky tipi, Trump tipi; Batı’ya teslim, masonik kökleri olan bir figür getirme hayali kuruyorlar. Amaç; direnen her yapıyı içeriden çökertmek, israilin güvenliğini garanti altına almak ve İslam coğrafyasını parçalamaktır. Bugün Ukrayna’da olanlar, yarının fragmanıdır.
Bana “Rusya mı Batı mı?” diye soranlara net cevabım şudur: Hiçbiri. Ben bu oyunda taraf seçmiyorum. Ne Rus tanklarına alkış tutarım ne de Batı’nın sahte değerlerine inanırım. Biri kaba kuvvetle, diğeri sahte değerlerle öldürüyor. Batı, kendisini “medeniyet” diye pazarlarken milyonların kanı üzerine imparatorluk kurmuştur. Rusya tankla ezer, Batı ise ambargoyla, medya ile ekonomik çöküşle boğar. ABD, modern çağın deccalidir; savaşla, kanla ve kaosla beslenir.
Eğer bu siyonist–masonik akla karşı topyekun bir bilinç ve duruş geliştirilmezse, bugün Ukrayna olan yer yarın başka bir ülke, öbür gün Anadolu olur. Bu bir tehdit değil, tarihin defalarca yazdığı bir hakikattir.
Ben susmuyorum. Çünkü susmak, bu deccalin safında durmaktır ve onun oyununun parçası olmaktır. Ve bu oyuna teslim olanlar, sonunda ateşten kaçamayacaktır.
Gazze’ye selam, direnişe devam!