Bütün dünyanın yeni bir askerî ve siyasi doktrine ihtiyacı vardır. Yeni bir dünya düzeni artık elzem hale gelmiştir. Tek kutuplu dünya düzeninde alınan tek taraflı kararlar, güçlü olanın haklı kabul edildiği bir düzen, tüm dünyayı tedirgin etmektedir. İnsanlık adına felaket anlamına gelen bu düzen, büyük bir felaketin habercisidir. Küresel dengelerin sarsıldığı, tek taraflı oldu bitti yaklaşımları, tüm insanlığı etkilemektedir. Her hangi bir halkın veya devletin yeraltı ya da herhangi bir zenginliğe sahip olması adeta o memleketin felaketi anlamına gelmektedir.
Eşkiya düzeninin hâkim olduğu ve haydutların küresel politikaları belirlediği bir egemen dünya düzeni, sürdürülebilir bir dünya düzeni değildir.
Özellikle İslam ülkeleri büyük bir tehdit altındadır. Hatta kendi kaderlerini emperyalizmin politikalarına bağlayan işbirlikçi yönetimler bile güvende olmadıklarını bilmelidirler. Başta Körfez Emirlikleri olmak üzere bu tür devletlerin adeta bir sıkımlık canları vardır. Tüm kontrolü emperyalistlere kaptıran bu sözde bağımsız ama aslında zincirli devletler, emperyalizmin tüm isteklerini yerine getirmek zorundadır. Günün sonunda en ufak bir itirazda ipleri rahatlıkla çekilebilir. Emperyalistleri memnun etme adına halkını küstüren ve halkının varlığını emperyalistler ile paylaşan bu yöneticiler, bir sıkıntı ile karşılaştıkları zaman da arkasında duracak kimse bulamaz.
Halkı Müslüman olan ülkelerin liderleri her şeyi geride bırakarak, çağın ruhuna ve siyasi gerçeklerine uygun bir siyasi ve askeri doktrin inşa etmelidir.
Tüm bölge ülkelerinin kaderi birdir. Halkı Müslüman olan devletler rakip olabilir ama asla biri birinin düşmanı değildir. Yeni bir siyaset felsefesi benimsenmeli ve yeni paktlar inşa edilmelidir. Tarihi günler yaşamaktayız. Çok geç olmadan ve iş işten geçmeden tarihi bir karar alınmalıdır.
Bölge devletlerinden herhangi birisinin düşmesi diğerlerinin yararına değildir.
Kader birliği yapması gereken İslam ülkeleri total anlamda devasa bir potansiyele sahiptir.
İstikrarlı bir program çerçevesinde yeni bir doktrin egemen kılınıncaya kadar küresel çelişkilerden istifade edilerek denge politikası takip edilebilir.
Küresel haydut sisteminin şefi Trump'un tehlikeli politikaları, tüm uluslararası teamülleri adeta çöpe atmıştır. Kendilerinin tesis ettiği uluslararası kurallara ve kurumlara uymayan emperyalistler, bu kurum ve kuruluşları başka ülke ve halklar aleyhine seferber etmektedir.
Hakkında hiçbir uluslararası ceza mahkemesi kararı olmayan Nicolas Maduro kaçırılıp Amerika'da tiyatrosu mesabesindeki bir mahkemenin öznesi haline getirilirken; hakkında UCM'nin tutuklama kararının olduğu katil Netenyahu ise sürekli ABD'yi ziyaret etmektedir.
İşte eskiyaların dünyaya hâkim olduğu ve çeşmenin başını tuttuğu bir düzenin ortaya koyduğu ibretlik politika budur.
Yani cari olan uluslararası hukuk, sadece emperyalist düzenin hedeflerine hizmet etmekte ve adaleti sağlamaktan son derece uzaktır. Artık bu düzeni sorgulamanın vakti geçmiştir. Amerika'nın egemen olduğu, Batı'nın merkezinin tamamen kıta Amerikasına kaydığı, Orta Amerika, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinin ABD'nin dikensiz arka bahçesi haline getirilmek istendiği bir sitemde Avrupa ülkelerinden bir çoğu bile güvende değildir.
Venezuela'ya yapılan operasyon aslında tüm insanlığa verilmiş bir gözdağıdır.
Herkesin güvende olmadığı bir dünya yerine uygar bir dünya düzeni kurulmalıdır. İnsanlık, bir haydutun iki dudağı arasından çıkacak karara teslim edilemez. Özellikle de İslam ülkelerinin bu vakadan alacağı büyük dersler vardır.