Akdeniz'in güneyine düşen bir kale, yalnız Libya'yı değil; Gazze'nin umudunu, Türkiye'nin ufkunu ve Afrika'nın istikbalini de sarsar. Çünkü ümmet coğrafyasında hiçbir cephe birbirinden bağımsız değildir.

Bugün İslam dünyasının önünde duran en önemli meselelerden biri, Libya'nın geleceğidir. Ben, Libya meselesinin yalnızca Libya halkının değil, bütün Müslümanların ortak meselesi olduğuna inanıyorum. Çünkü Libya, sahip olduğu enerji kaynakları, coğrafi konumu ve Afrika kıtasına açılan kapı olması sebebiyle sıradan bir ülke değildir. Libya'nın kaderi, Afrika'nın kaderini etkileyecek; Afrika'nın kaderi ise İslam dünyasının geleceğini şekillendirecektir.

Türkiye başta olmak üzere sanayi ve teknoloji alanında gelişmiş Müslüman ülkelerin Libya'ya yönelmesi artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Zira Libya, büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinin yanında, Akdeniz'e hâkim konumu sayesinde Avrupa, Afrika ve Ortadoğu arasında eşsiz bir bağlantı noktasıdır. Bu sebeple Libya'nın kalkınması, yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda jeopolitik bir meseledir.

Afrika'nın birçok ülkesi için Libya, ekonomik ve siyasi açıdan bir merkez konumundadır. Güçlü bir Libya; Nijer, Çad, Sudan ve Sahel bölgesindeki diğer devletler üzerinde istikrar sağlayıcı bir etki meydana getirecektir. Libya'nın yeniden inşası, Afrika'nın sömürgeci bağımlılıktan kurtulmasına ve kendi kaynakları üzerinde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacaktır.

Batılı devletlerin Libya üzerindeki ilgisi ise insani kaygılardan çok stratejik ve ekonomik hesaplara dayanmaktadır. Eğer Libya tamamen Batı'nın nüfuz alanına terk edilirse, Afrika'nın doğal kaynakları üzerindeki hâkimiyet daha da güçlenecek, kıta ülkeleri yeni bir bağımlılık düzeni içerisinde tutulacaktır. Bunun sonucu olarak İslam dünyası, Akdeniz'deki en önemli dayanak noktalarından birini kaybetmiş olacak ve Afrika ile arasındaki bağlar ciddi şekilde zayıflayacaktır.

Bu nedenle Müslümanların görevi, Libya'yı yalnız bırakmamak, yatırım, sanayi, eğitim ve teknoloji alanlarında Libya ile güçlü iş birlikleri kurmaktır. Özellikle Türkiye, Azerbaycan, Malezya, Endonezya, Pakistan ve Körfez ülkeleri Libya'nın kalkınmasına katkı sağlayacak ortak projeler geliştirmelidir. Gerçek kardeşlik, zor zamanlarda omuz omuza durabilmekle mümkündür.

Bugün Gazze'de yaşananlar, İslam dünyasının parçalanmışlığının ne kadar ağır sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Gazze'nin yalnızlığı ile Libya'nın yalnızlığı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bir yerde meydana gelen zayıflık, diğer bölgelerde de baskıyı artırmaktadır. Türkiye'nin Gazze konusundaki duyarlılığı ile Libya'daki varlığı aslında aynı stratejik hattın parçalarıdır. Çünkü Gazze'nin güvenliği Doğu Akdeniz'e, Doğu Akdeniz'in dengesi ise Libya'ya bağlıdır. Bu sebeple Libya'nın güçlenmesi, yalnızca Libya'nın değil, Türkiye'nin, Gazze'nin ve bütün İslam ümmetinin geleceği açısından hayati bir öneme sahiptir.

Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!