Bir zamanlar; Denktaş’lı, Eroğlu’lu, Talat’lı Kıbrıs haberlerini dinlemekten bıkmış, usanmıştık. Kıbrıs ile ilgili haberler çıktığında kanal değiştiriyorduk. Son zamanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’lı haberler de bir zamanların Kıbrıs haberleri gibi olmuştu. Erdoğan’ı dinlemekten izlemekten gına gelmişti. Aynı haberleri dinlemekten kulaklarımız nasır bağlamıştı.

23 yıldır tekrarladığı “780 bin metrekarelik vatan toprağı…” nakaratıyla Türkiye’nin 780 bin metre kare olduğunu hepimize ezberletmişti. Ondan önce duble çay biliyorduk, tekrarlarıyla duble yollar zihnimizin her bir hücresini, her bir kıvrımını işgal etti. Şehir efsanesini biliyorduk, onun döneminde şehir hastaneleri kulaklarımıza kulak çekici oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz göreve geldiğimizde…” cümlesini tamamlayacak, boşluğu dolduracak hale gelmiştik. Siyasete ilgisiz bir hale dönmüştük. Televizyonlarımızın hangi kanalların kumandada hangi numarada olduğunu unutmuştuk. Ta ki CHP bir kez daha imdadımıza yetişene, kavgalarıyla sahneye çıkana kadar. Bu seferki kavga; sandalye fırlatma, yumruklu kavgaların çok ötesindeydi. Her şeyin serbest olduğu kuralsız Vale Tudo kavgası gibiydi. Herkesi ekrana kilitleyecek nitelikteydi.

Baba-oğul kavgası başlamıştı. Ama nasıl kavga! Mirastan mahrum bırakma kavgası. CHP bir kez daha kendi arasında ikiye ayrıldı.
a) İmamoğlu’cular

b) Kılıçdaroğlu’cular

Taraflardan birisi CHP’nin tarihsel markasını, genel merkez binasını, sosyal medya hesaplarını, banka hesaplarını ve kurumsal mührünü elinde bulunduruyor, diğeri ise sokağın desteğini ve halkı arkasına aldığı iddiasıyla yürümeye çalışıyor.

Hal böyle olunca siyaset bir kez daha ilgi odağı olmaya başladı. Ölü toprağı serpilmiş siyaset yeniden canlandı. Takım tutar gibi herkes şimdiden bir tarafı tutmuş vaziyette. Çok garip bir durum var. İktidar çevresi kılıcı körelmiş Kılıçdaroğlu’ndan yana. Buna rağmen rüzgâr yavaş yavaş Kılıçdaroğlu’ndan yana esmeye başlamış vaziyette. Kendisinin arınma rakiplerinin budama dediği ihraçlarla işe koyulmuş yol almaya çalışıyor.

İmamoğlucu’lar battıkları bataklıktan çıkarılmaya çalışılıyor. Doğuşundan bugüne kadar bir asırdır kavgalı olan CHP’liler kavgalarını yeni bir tarzda yine sürdürüyorlar.

CHP’de yaşanan iç mücadele, siyasetin yeniden ilgi çekici hale gelmesini sağlıyor. Kimin haklı, kimin haksız olduğundan bağımsız olarak görünen gerçek şu ki, Türkiye’de siyasetin gündemi bir kez daha CHP’nin kendi içindeki hesaplaşmaları tarafından belirleniyor. Ve anlaşılan o ki bu mücadele daha uzun süre kamuoyunun dikkatini üzerinde tutmaya devam edecek.

Erdoğan’ın duble yollarından sıkılan halk, CHP’nin duble güç yarışını izleyerek siyaset açlığını gidermeyi sürdürecek gibi duruyor.