قال رسول الله صلي الله عليه وسلم. الصيام والقرآن يشفعان للعبد يوم القيامة. يقول الصيام أي رب منعته الطعام والشهوات بالنهار فشفعني فيه. ويقول القرآن منعته النوم باليل فشفعني فيه قال فيشفعان رواه أحمد

Hadisin meali: “Oruç ve Kur’an kişiye kıyamet gününde şefaat ederler. Oruç der ki; Ey Rabbim! Ben onu gündüzleyin yemekten ve şehvetten men ettim. Onun şefaatçisiyim. Kur’an der ki; ben onu geceleyin uykudan men ettim. Onun şefaatçisiyim. Resulüllah (sav) dedi ki; ikisi de şefaat ederler.” (Ahmet B. Hanbel)

Bu hadisi nasıl anlamalıyız?

1-Hadisimiz, oruç tutmanın ve Kur’an okumanın önemini zikretmektedir.

2-Peygamberler, şehitler, Melekler ve salih kullardan başka da şefaat edenler olacağını beyan eder. Burada “Ramazan ayında” diyerek bir tahsise gidilmemesi de manidardır.

Oruç, Kur’an iki kalıpla zikreder. “Savm ve Siyam” savm kalıbıyla sözlü oruca, siyam kalıbında ise bildiğimiz oruca işaret eder. Sevm ile ilgili “Ben Rahman olan Allah’a oruç adadım bugün hiç kimseyle konuşmayacağım.” (Meryem/26)

Bundan hareketle orucun söz estetiğimizle de bir alakası olduğunu görüyoruz. Öyle ki, Yüce Allah onu başlı başına müstakil bir oruç olarak zikrederek, sözümüzün estetiğinde orucu itici bir manevi güç olarak dikkatimize sunmuştur. Çünkü insan maddi ve manevi unsurlardan oluşmuş bir varlıktır. İnsana ait olan maddi ve manevi bu iki unsur arasında dengeli bir ilişki kurulabildiği kadar insan mutlu olur. İnsanın manevi gelişimini emreden İslam dini, kişinin kalbi, dili ve gönlünün temiz olması için manen ve cismen birtakım ibadetleri emreder. Oruç, insanı bir takım bedeni ihtiyaçlardan uzak tutarak kemalata götürdüğü gibi, doğru, tatlı, yumuşak ve yerinde söz söylemek de sahibini kemale götürür. Bazen de bu söz estetiğimizi sağlamak için susmayı da birtakım sözlerden biri olarak kabul edecek ki, sözlü konuşmamayı oruçtan saymıştır.

Sözlü orucu ifade eden kelimeyi tekil “savm” şeklinde diğer bedeni olan orucu ise çoğul manada “Siyam” olarak zikretmesinin de çok hikmetleri vardır. Kısaca, bedensel oruçta eylemsel olarak tek hamle ve tek uzuvla olmadığı için çoğul, sözlü olan oruç tek uzuv ve eylemsel olarak susmak suretiyle tek bir eylem olduğu için “savm” olarak müfret gelmiştir. Evet tek bir anlatım bazen çok şey ifade eder. Kısaca bu manalar içinde tutulan oruç sahibine mahşer gününde şefaat edecektir. Kur’an da okuyana şefaat edecektir. Kur’an ilahi bir zikirdir. O da Allah’ı zikreder. Zikredenler kendi halleriyle Yüce Allah’ı zikrederler. Her şeyin Yüce Allah’ı zikrettiğini emreden ayetleri bir de bu manada anlamaya çalışalım.

Şefaat konusu da günümüzde tartışılan konular arasındadır. Şefaat, Yüce Allah ve O’nun rahmetinden bağımsız düşünülemez. Eğer kişinin elde ettiği kişisel bir makam olarak bilinirse şöyle bir kötü anlam kaymasına sebep olur; Yüce Allah kulunu cezalandırmak istediğinde, şefaatçi olan kimse o da onu Yüce Allah’ın azabından kurtarmaya çalışacaktır. Burada Yüce Allah’ın merhametine, şefaat etmek isteyene göre daha dar bir anlam yüklenilmesi söz konusu olur ki bu çok sakıncalı bir anlayış olur.

Ama Yüce Allah nasıl ki dünyada sürekli kuluna af kapısını açık bırakarak ona bir ümit kapısını açık bırakıyorsa ahirette de kulu kendi rahmetinden ümitsiz bırakmak istememektedir. Çünkü, şefaatin tamamı ve tüm şefaat edenlerin şefaat emri ve müsaadesi Yüce Allah’ın emriyledir. Orucumuza dikkat, Kur’an okuyuşumuza önem verelim.