PKK’nin “Fesih kararı” almasının üzerinden bir yıl geçti.
Silah bırakma kararı verildi, örgüt elemanlarının ne olacağı konuşuldu, komisyonlar oluşturuldu ve en sonunda geldiğimiz nokta…
Statü sorunu…
Mesele ne Kürt meselesi ne Kemalizmin inkar ve asimilasyon politikalarıymış…
Ne derin devletin ne de örgütün infazlarını konuşmanın, işkencelerin travmalarından söz etmenin bir anlamı yokmuş…
“Fesih edilmiş” olan örgütün yöneticilerinden Mustafa Karasu bu kez de “Apocu Hareket Yönetimi” adına konuşmuş ve örgütün başlangıcını da “Apoculuk” olarak tescillemiş…
Ve bakın neler neler söylemiş:
“Klasik reel sosyalist yaklaşımlardan ayrı yeni bir sosyalist anlayışa, demokratik sosyalist anlayışa vardık. Bu yönüyle elli yıl sonra bir partinin kendini feshetmesi anlaşılır bir durumdur. Elli yıl mücadele etmiş, çok büyük değerler yaratmıştır.”
Komünizmin çöküşüyle birlikte dünya “klasik reel sosyalist yaklaşımlardan” vazgeçeli yaklaşık 36 yıl olmuş; ama “Apocu Hareket Yönetimi” bunu ancak şimdi anlayabilmiş ve “Demokratik Sosyalist Anlayışa” varmış…
36 yıllık çözümleme, analiz ve nihayet düşüncenin Nirvanası: Demokratik sosyalizm…
Bu arada Apocu Hareket aslında dünyada “Klasik reel sosyalist anlayış”ın eleştirildiği yıllarda bile en uçlarda dolaşarak “Stalinist şiddet” anlayışını benimsemiş ve on binleri bulan iç infazı “İhanet, objektif ajan ve önderliğe potansiyel isyan” parantezine alarak meşrulaştırmıştır.
50 yıl sonra gelinen Apocu hareket…
Yani aslında bunca şiddet, bunca dökülen kan, bunca suçlamanın amacı sadece “Demokratik sosyalizm” içinmiş öyle mi?
Ya da “asıl mesele statü sorunu da biz bunu böyle formül ediyoruz, anlayın artık” demenin başka şekli mi?