Siyonist çete, tüm Filistin’de insanlık dışı eylemlerini sürdürüyor.

Gazze’de devam eden abluka temel insani ihtiyaçların bile karşılanmasına imkân vermiyor.

Tahrip edilen yerleşim yerlerinin arasında kurulan çadırlar hava şartlarından dolayı yaşamı zorlaştırıyor. Su sıkıntısı, ilaç ve sağlık hizmetlerine erişimin çok kısıtlı seviyede olması ve tüm bunlarla beraber yer yer yapılan saldırılar “düşük yoğunluklu bir soykırımın” devam ettiğini gösteriyor. Son zamanlarda alt yapının olmamasından kaynaklı olarak sayıları artan ve çadırlara saldıran fareler binlerce kişinin yaralanmasına neden oluyor. Bu arada devşirilmiş ihanet çetelerinin Siyonist ordunun koruması altında yaptığı saldırılar da büyük kısmı püskürtülmesine rağmen zarar vermeye devam ediyor.

Filistin kaynakları, işgal güçlerinin yerleşimci adı verilen teröristler ile eş güdümlü olarak Batı Şeria’da bir ay içinde 1637 saldırı gerçekleştirdiğini ifade ediyorlar. Kaynaklara göre en çok hedef alınan bölgeler listesinin başında 402 saldırıyla Nablus vilayeti yer aldı. Onu 340 saldırıyla El-Halil, 312 saldırıyla Ramallah ve El-Bire, 171 saldırıyla Beytüllahim izledi.

İşgalci teröristler bu saldırılarda mülke zarar verme, fiziksel şiddet, hırsızlık, gasp gibi suçlar işlediler.

Özellikle ağaçları sökme, yakma gibi eylemlerle insani ihtiyaçların karşılanmasını engelleme, muhtaç haline getirme amaçlanıyor.

“Zeytin ağaçlarına yönelik saldırıların dikkat çekici biçimde El-Halil’de yoğunlaştığı açıklandı. Burada 2169 ağaç hedef alınırken, Ramallah ve El-Bire vilayetinde 1170, Nablus’ta 740, Kudüs’te 200, Beytüllahim’de ise 135 ağaç zarar gördü.”

“Ortadoğu’nun en demokrat insanları” diye gösterilen Siyonistlerin nasıl iğrenç yüzlere, iğrenç zihin dünyasına sahip oldukları artık batılı yayın organlarının kapağına konularak tüm dünyaya gösteriliyor.

İnsanların arazilerine el koyma, evlerinden çıkarıp yerleşme, kontrol bahanesiyle girip hırsızlık yapma, zevk için yoldan geçenlere ateş açıp öldürme ve tüm bunları yaparken hukuk ve yargı kılıfını kullanmayı ihmal etmeme…

Gerçekten Siyonistlerin olduğu yerde şeytana hiç iş kalmıyor gibi…

Ama bu söylediklerimiz zaten artık herkes tarafından biliniyor, öyle değil mi?

Biz burada bu yaşanan insanlık dışı zulümler karşısında ses çıkarmayan ve hatta bırakın ses çıkarmayı Siyonist teröristlere silah ve askeri malzeme sağlamaktan vazgeçmeyen kişi, kurum ve ülkeleri sorgulamak istiyoruz.

Siyonist terör şebekesinin İran ile savaş sırasında bile sıkıntıyla karşılaşmaması için sınırdan her türlü malzemenin geçmesine imkan sağlayan Ürdün’ün bunu nasıl yapabildiğini sorgulamak istiyoruz.

Barış Kurulu adı verilen bir şey vardı değil mi? Bu kurul Gazze’de barışı sağlayacak, insani yaşam şartlarının oluşmasını kontrol edecekti.

Barış Kuruluna imza atan kurucu üyeler arasında Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Bulgaristan, Macaristan, Endonezya, Kazakistan, Özbekistan, Moğolistan, Ürdün, Kosova, Pakistan, Paraguay, Katar, Suudi Arabistan ve BAE yer alıyordu.

Siyonist teröristler yapılan anlaşma gereği Gazze’yi terk edeceklerdi, ardından bir teknokrat hükümet kurulacaktı. Anlaşma gereği Gazze’nin ihtiyacı kadar yardım malzemesinin girişine izin verilecek, Gazze’nin yeniden imarı için çalışmalar başlatılacaktı.

Siyonistler Gazze’den çekilmedi, abluka devam ediyor, teknokrat hükümetin Gazze’ye girişine Siyonistler izin vermiyor, hasta ve yaralıların hastanelere nakledilmelerine izin verilmiyor.

Bu arada 9 aylık ateşkes sürecinde Siyonist teröristler yüzlerce kez ateşkesi ihlal etti ve 1000’den fazla Gazze’linin şehid olmasına neden oldu.

Peki, bu arada Barış Kurulu ne yapıyor?

Siyonistlere yönelik hiçbir girişimde bulunmayan Kurul üyesi ülkeler, Gazze’deki direniş gruplarının silahlarını bırakmasını istiyor.

Maalesef durum bu!